Hz. Ömer devleti hangi 4 ilke üzerine oturttu?

Kendisini Ahiret Bilinci kitabından ve Değişim Dergisi’ndeki yazılarından bilip tanıdığımız Hüseyin Özhazar, 'Hz. Ömer ve Adalet Devleti' konulu bir konferans verdi. Fatih Pala etkinlikten notlarını aktarıyor..

Hz. Ömer devleti hangi 4 ilke üzerine oturttu?

 

Kayseri’de zaman zaman güzel insanlar, güzel işlerin peşini sürüyor. Bu güzel işlerden bir tanesi de 1 Mart Cumartesi günü İlim Hikmet Vakfı'nın gerçekleştirdiği, kendisini Ahiret Bilinci kitabından ve Değişim Dergisi’ndeki yazılarından bilip tanıdığımız Hüseyin Özhazar’ın “Hz. Ömer ve Adalet Devleti” konulu konferansıydı. Özhazar, Tire Yayınları'ndan çıkan 'Adaleti ve Yenilikleriyle Hazreti Ömer' kitabından hareketle bir söyleşi gerçekleştirdi.

Hüseyin Özhazar, Hz. Ömer (radıyaullahu anh)’ın şura'ya, istişareye verdiği önemin üzerinde durdu özellikle konuşma boyunca. Ama genel hatlarıyla onu bize anlattı, tanıttı. İstişarenin ancak tanıdıklarla yapılacağı hakikatinin altını çizdi sözlerinin başında. Ve burada, merhum müfessir Elmalılı Hamdi Yazır’ın, şura’yı enfes şekilde açıkladığını belirterek, “arının, kovanından çıkarak yüzlerce çiçeği dolaştıktan sonra balını oluşturmasıdır şura.” dediğini aktardı Hak Dini Kur’an Dili’nde.

İstişare edilecek insanların çok zeki, başarılı ve öngörüye sahip olmaları gerektiğinin hatırlatmasında bulundu Özhazar. Bunun Hz. Ömer için en vazgeçilmez kriter olduğunu söyledi. Tabi ki, öncelikle, istişareye bu kadar önem veren mümin insanın/liderin nasıl bir kimlikte ve kişilikte olduğunu bilmek gerek. Hz. Ömer’in tüccar bir aileden gelmesinin kendisine çok şeyler kattığının altını çizen Özhazar, bilhassa Mekke’nin Müslümanlaşması konusunda onun elçilik vazifesi gördüğünü vurguladı. Edebî yönünün olduğunun ve şiire karşı ilgisinin bulunduğunu belirten konuşmacı, Müslüman olmadan önceki meziyetlerinin, Müslüman olduktan sonra ona farklılıklar getirdiğini kaydetti.

1036 şehir Hz. Ömer döneminde, İslam coğrafyasına dâhil edilmiş

Hz. Ömer, yaklaşık yirmi yedi yaşında iman etmiş. Genelimizin bilgisi dahilinde olan Müslüman oluşuna sebep olan olaydan farklı olarak, bir de Rasulullah Efendimiz’in Beytullah’ta Kur’an okuduğu vakitlerde Hz. Ömer’in onu devamlı dinlediği ve hatta başkalarına da dinlettiği hususunu hatırlattı. Bu farklı rivayetin de onun hidayetine vesile olduğunu söyledi. Cömert, mert, delikanlı, misafirperver bir kişiliğe sahip olmasındandır ki, Rasulullah onun iman safına girmesini çok isterdi.

Hz. Ömer, zamanının aykırı tiplerinden biriydi” dedi Hüseyin Özhazar. Onun Müslümanlığının, İslam için, Müslümanlar için büyük bir zafer olduğunu söylemiş Abdullah ibn Mesud (ra). Onun hidayete tutunmasıyla, Müslüman olan insanların asla korkak ve pısırık olamayacaklarını öğreniyordu iman edenler.

Hz. Ömer dönemini ve yaşanan gelişmeleri de aktaran Özhazar, konuşmasına şöyle devam etti: “Hz. Ömer döneminde önemli fetihler oldu. Bunlar, dünya tarihinde benzeri olmayan fetihlerdir. Belki bir İskender’den bahsedersiniz. Ama nitelik olarak farklıdır. Bugünkü Suriye, Filistin, Lübnan, Ürdün, Irak, İran, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Horasan, Mısır ve Libya gibi birçok yer; hatta 1036 şehir Hz. Ömer döneminde, İslam coğrafyasına dâhil edilmiştir.

Dünya tarihinde, hem liderlik vasıflarına sahip, hem komutan, hem de devlet adamı olma özelliklerini kendisinde bulunduran çok nadir insanlar vardır. Bunların başında, Hz. Ömer gelir. Ordularını Medine’den kontrol etmiştir. İslam coğrafyasının Hz. Ömer döneminde şekillendiğini söyleyebiliriz. Bu, çok iyi bir planlamayı gerektiriyor. Hz. Ömer’in en önemli özelliklerinden biri de, planlı hareket etmesidir. Yaptığı işle ilgili çok önemli bir ön çalışma yapmasıdır. Ciddi bir istişare ekibi vardır. İstişare ekibinin önceleri Medine dışına çıkmasını engellemiştir. Merkezin sağlam olmasını sağlamıştır. Bu nedenle birçok sahabenin Medine dışına çıkmasını engellemiştir. Bir taraftan da devleti kurumsallaştırma adına bir şeyler yapacaktır.”

Devleti, adalet, ehliyet ve liyakat, meşveret, maslahat gibi dört ilke etrafına oturtmuştu

Özhazar, ilginç bir noktaya da değindi. Hz. Ömer, “Hudeybiye antlaşması günü, eğer kafama uygun birkaç kişi daha olsaydı antlaşmayı bozardım” demiş. Tabi bu sözünü ve tavrını, sonraki zamanlarda bir özeleştiri olarak yapmak suretiyle söz konusu edermiş.

Rasulullah Efendimiz’in vefatı sonrası haykırdığı “kim o öldü derse, öldürürüm” sözü; aslında onun İslam’ı temsil ettiğini, onun öldüğünün söylenmesinin İslam’ın da ölümü gibi algılanacağından dolayı, “öldü” sözünü doğru bulmaz ve itiraz eder. Hz. Ömer, riskli dönemlerde ve ortamlarda aldığı yapıcı, olgun ve isabetli kararlarıyla, sunduğu kanaatleriyle bambaşka bir lider profili çizmiş.

Son olarak yazar Hüseyin Özhazar, Hz. Ömer’in, devletini; adalet, ehliyet ve liyakat, meşveret, maslahat gibi dört ilke etrafına oturttuğunu ve bu ilkeler doğrultusunda vali ve yöneticilerini seçtiğini söyleyerek, dinlerken zevk aldığımız güzel sunumunu sonlandırdı.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2014, 16:28
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13