Hz. Nureddin-i Cerrâhi Hanefî fukahasındandı

Araştırmacı-yazar Ali Toker, İstanbul'da yaşamış tarikat pirlerini konu alan 'İstanbul'un Pirleri' seri konferansları kapsamında, Sefaköy Kültür Sanat Merkezi’nde Hz. Pir Muhammed Nureddin-i Cerrâhî'yi anlattı. Ahmed Sadreddin yazdı.

Hz. Nureddin-i Cerrâhi Hanefî fukahasındandı

 

 

Taşı toprağı İslam'la yoğrulması sebebiyle altın olan İstanbul'da, birçok veli zatlar yaşamışlar ve bir o kadarı da bir dönem bu şehirde ikamet etmişler. Bu büyük zevâtın tesis ettiği tarikatlar ve kendi şahısları hakkında malumatların paylaşıldığı bir seri konferans programı “İstanbul'un Pirleri”.

İstanbul'da yaşayan büyük velilerinin bir kısmını geçen seneki konferanslarda anlatan Ali Toker, 7 Ocak akşamı Sefaköy Kültür Merkezi'nde Hz. Pir Muhammed Nureddin-i Cerrâhi'yi anlattı. Hz. Nureddin-i Cerrâhi'nin kısaca biyografisine değinen Ali Toker şunları aktardı:

"Muhammed Nureddin-i Cerrâhi, henüz dünyaya gelmeden önce, Ahmed Şernubî tarafından yazılan “Tabakat-ı Şernubî”de bahsedilen kutuplar arasında anılır. Kendisi Cerrahpaşa'da doğması hasebiyle “Cerrâhi” denmiştir. Tesis ettiği yoldan 300 yıl boyunca birçok evliyaullah yetişmiş, hepsi ayrı ayrı faziletlerle ehli arasında tanınmıştır. Malum tekkelerin seddi kanunu ile meşihat ettiği ve birçok halife yetiştirdiği Karagümrük'teki dergâhı da diğerlerinin akıbetine uğramıştır. Dergâhın son şeyh efendisi ise İbrahim Fahreddin Efendi Hazretleri’dir."

Hz. Nureddin-i Cerrâhî, Hanefi fukahasındandır

Muhammed Nureddin-i Cerrâhî Hazretleri hakkındaki biyografik bilgilere internet ortamında bile rastlanabilineceğine değinen Ali Toker, hazretin bilinmeyen diğer vasıflarına değinmek ve günümüzde tasavvufî gibi görünen eğilimler hakkında birkaç kelam etmek istediğini belirterek, "Hz. Pîr, Hanefî fukahasındandır. Şeyhine biat etmeden evvel, Mısır kadılığı için yola çıkmıştı. Mısır halkı ise genel olarak İmam Şafi'ye uyarlar. Bu da, Hz. Pîr'in dört mezhebin fukahası olduğunu gösterir. Fakat kaderin cilvesine bakın ki, yola çıkacağı günlerde hava bozmuş ve fırtına çıkmış, Hz. Pîr'de Üsküdar'daki dayısında konuklamış.

Dayısının teklifi ile Selami Ali Hazretleri Dergâhı’nda meşihat eden Ali Alaeddin-i Köstendili Hazretleri’ni yola çıkmadan evvel dua almak için ziyaret etmişler. Dergâha girdiklerinde Köstendili Hazretleri, "Gel oğlum Nureddin" diye kendisini çağırınca, gönlü şeyh efendiye meyletmiş ve Mısır'a gitmekten vazgeçmiş. Anneciğine de bir mektup yazarak 'Artık beni unutabilirsiniz' deyivermiş."

Her yerde Hz. Mevlâna'lar var

Hz. Pir Muhammed Nureddin-i Cerrâhî'nin henüz 22 yaşındayken, manevi bir yol tesis ettiğini söyleyen Ali Toker, bazı istisnalar hariç bütün pirlerin, tefsir, sünnet ve fıkıh ilimlerinde de müctehid olduklarını belirtti. Günümüzde popüler kültürün ön plana çıkardığı bazı büyük şahsiyetler dışında, velileri tanımadığımıza değinen Ali Toker, Hz. Mevlâna'nın bazı kesimler tarafından yanlış aktarılarak, insanları bu noksan Hz. Mevlâna algısına çağırdıklarını belirtti.

Anadolu'nun ve dünyanın muhtelif yerlerinde Hz. Mevlâna benzeri birçok büyük zevât bulunduğuna dikkat çeken Ali Toker, "Hz. Mevlâna haricinde Türkiye'de ve İstanbul'da birçok Mevlâna'larımız var. Örneğin Fatih'te Vefa semtine adını veren Ebu'l Vefa Konevi Hazretleri’nin de 2895 beyitli bir mesnevisi vardır. Ancak Ebu'l Vefa ve Vefa semtini bozası ile biliyoruz." diye konuştu.

Din hususunda bilgi edinme yolunun klasik eserlerle mümkün olabileceğini, fakat irfan yolunun çalışarak elde edilemeyeceğini söyleyen Ali Toker, kişinin henüz annesinin karnından doğmadan önce arif olduğunu, bu mertebenin de Allah'ın ihsanı olduğunu ifade etti. “İstanbul'un Pirleri” programı kapsamında önümüzdeki ay, Ebü'l Vefâ Konevî Hazretleri konuşulacak.

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 12:18
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26