Hollanda'yı neden tutamadık?

2010 Dünya Kupası finalinde Hollanda'daydım. Srebrenitsa Katliamı'nın yıldönümünün gölgesinde bir dünya kupası finali yaşadık.

Hollanda'yı neden tutamadık?

11 Temmuz, kanlı Serebrenitsa Katliamı’nın 15. yıldönümüydü. Katliama denk gelen günde de 20. Dünya Kupası’nın final maçı vardı. Ne tesadüftür ki, maç, bu katliama, Boşnaklar’ı Sırplar’a teslim ederek sebep olan Hollandalılar ve Ispanyollar arasındaydı.Dünya Kupası 2010

Televizyonlardan katliam görüntülerini seyrettikçe, bulunduğumuz ülke itibariyle bir rahatsızlık sarıyor insanı. O akşam biz de Hollanda’daydık. Ve Hollanda’ya, futbol maçında da olsa, taraftar olamıyorum. İçimde bir şeyler kabarıyor. Ve nedense bu ülkeyi tüm şirinliğine rağmen sevemiyorum.

Sevemedim gitti seni Hollanda

Nehirlerinde, su kanallarında ekmek atınca, İstanbul‘daki gibi çığlıklarla üşüşen martılarını sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Yine kanallarında, nehirlerinde dolaşan gemileri, yelkenlileri, kayıklarını sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Sudan sokaklar gibi tüm ülkeye yayılan kanallarını ve içinde süzülen ördekleri sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Karşımda çifte minaresiyle yükselen, kubbesinin yeşili Mevlânâ Türbesi’nin yeşiline benzetilmiş camiyi sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Dünya Kupası 2010Yaz gecelerinde ansızın bastıran yağmurlarını sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Türk’ü, Marokan’ı (Faslı’sı), Surinamlı’sı (Surinaams), Antilyanlı’sı (Antilliaans), Kapverdiyanlı’sı (Cabo verdisch), Taylandlı’sı, Endonezyalı’sı… Hepsine aynı şehirde alışveriş yaparken, yürürken, parkta otururken rastlamayı, hepsinin beraber yaşamasını sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Gürültüsüyle İstanbulum’a benzeyen şehirlerini sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Yazları uzadıkça uzayan günlerini, güneşin ağırdan alarak saatlerce batmaya uğraşmasını sevdim; ama Hollanda’yı değil.

Dedim ya; bu ülke kendini sevdirmek için pek çok şirinlik yapmakta ama ben sevemedim gitti.

Yer kırmızı, gök sarı, Almanlar siyahtı

Dünya kupası maçlarının oynandığı bir ay içinde zamanımın büyük çoğunluğunu Almanya’da geçirdim. Elbette ki Almanyalı değildik bu süre zarfında. Şu bir gerçek ki, Almanların katı milliyetçiliği ve diğer Avrupa ülkelerinden farkı bu zaman zarfında bariz bir şekilde ortaya çıktı.

Neler görmedik ki bu bir ayda: Almanya’daki pek çok evin balkonlarına ve arabalarının dikiz aynalarına çifter çifter asılan, yetmedi dikiz aynalarının dışına kılıf olarak geçirilen bayraklar, maç öncesi kadın–erkek-çocuk yüzlerine Alman bayrağı boyatan insanlar, sokaklarda “Deutschland” diye bağıran çocuklar, trafik ışıklarında durup elindeki Alman bayrağını gururla sallayan 3-4 yaşlarındaki kız çocukları, maç sonrası kaldırımlarda bira yudumlayanlar, tur atladıkça caddelere barikat kurup tüm otoları Alman bayrağı altından geçirenler…

Almanlar, kendi ülkelerinin milli maçlarında, daha öncesinde hiç rastlamadığım, balkonda komşulararası mangal sefaları, bahçelerde toplanıp maç seyretme gibi sosyal kaynaşma faaliyetleri bile gerçekleştirdiler!? Maç sonrası vuvuzelalı kutlamalar, çığlıklar, havai fişekler,Mesut Özil korna çalarak araba gezileri… (‘Korna çalarak araba gezileri’ kısmını tabii ki Türkler’den öğrenmişler.) Kısacası bütün milliyetçiliklerin birbirine benzemesinden ibaretti herşey.

Neyse ki Mesut var

Tabii ki etki-tepki doğuruyor: Almanlar bu derece milliyetçi davranınca, herkesin kendi milliyet damarı kabarıyor ve kendi milliyetine benzer davranışlarla sahip çıkmaya çalışılıyor veya diğer milliyete bir hırs, bir kin besleniyor içten içe. Almanya’da bulunan insanlar, hatta orada doğmuş büyümüşlerin bile pek çoğu Almanyalı değildiler bir aylık turnuva esnasında. Mesut Özil de olmasa takımda, bu oran daha da fazla Almanya aleyhine olacak ama neyse ki Mesut var. Dünya kupası maçlarının bazı doksan dakikaları, bilinçaltında birikmiş tüm haksızlıkların, ezilmişliğin, aşağılanmışlığın açığa çıkıp, içten içe Almanya’nın yenilmesinin istendiği zamanlar oldu.

Hollanda-İspanyaÖyle ya da böyle Almanya işi ucundan kıyısından toparlayıp, tüm içe kapanık oyununa rağmen üçüncü oldu; ya da “durumu kurtardı” diyelim.

Hollanda’ya “11 Temmuz” hediyesi

Geçen akşamki İspanya-Hollanda maçına gelince… Dünya kupasının başladığı ilk günlerdeki turuncu renk hâkim değildi Hollanda’ya. Bayraklar eskimiş ve kopmuş, camlara asılanların ise pek çoğu çıkarılmıştı. Hollanda’nın Almanya kadar milliyetçi bir tavrı yoktu, sokaklarda Hollanda bayrağının sallandığı arabalar tek tüktü. Maç, Rotterdam’da birçok meydanda topluca (bunlardan biri de Blaak’ta kurulmuştu ve burada binlerce kişi toplanmıştı) dev ekranlardan seyredildi. Buradaki göçmenler de dâhil olmak üzere pek çok kişi Hollandalı’ydı. Hollanda’da yaşayıp Hollanda’yı tutmayan kişilerin oranı Almanya’yla kıyaslanmayacak kadar düşüktü.

Hollanda sahaya, turnuva boyunca sergilediği futboldan çok daha iyi bir performansla çıkarak şaşırtsa da, final maçında İspanya’ya yenilmekten kurtulamadı. Çok daha kolay bir karşılaşma ve farklı bir yenilgi alacaklarını umuyorduk oysa. Sonuç 1-0; Hollanda yenildi, bu yenilgi de Hollanda’ya “11 Temmuz” hediyesi olsun.Yerde Hollanda flaması

Bize de hayırlı uğurlu olsun

Neyse ki 2010 Dünya Kupası sona erdi. Buna en çok bizim hatun taifesi sevinmiştir. Ve kupa İspanyollar’ın; biz de İspanyalı’ydık zaten. Daha doğrusu pek çok kişi gibi, sevmediği ülkeler kimle maç yapıyorsa onun tarafındaydık. Kupa kazanmak güzel, hayırlı uğurlu olsun İspanya’ya ve -haybeden de olsa- bize…

 

H. Seher Çevik Hollanda’dan bildirdi

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2010, 20:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
yasin şafak
yasin şafak - 10 yıl Önce

yıllar yılı centilmenliği ile açık oyunu ile takdir alan ispanya hakederek aldı kupayı. futbolla zerre kadar ilgilenen herkes bunu görüyordur.

mümtaz avcı
mümtaz avcı - 10 yıl Önce

"Kupa kazanmak güzel, hayırlı uğurlu olsun İspanya’ya ve -haybeden de olsa- bize" değil elbette. Endülüs'den geriye sadece, namaz kılmanın dahi yasak olduğu bir saray bırakan İspanya'dan mı taraf olacağız? Değil elbette! Oynamadığımız bir maçta taraf olmak niye?

yasin demirci
yasin demirci - 10 yıl Önce

S.a yazıyı yazan akadaşım Hollanda'yı bir türlü sevemediğinden bahsetmiş , 1995 Bosna'daki katliamda Hollanda askerlerinin Bosnalı masum binlerce kişiyi sırplara teslim edip katliama göz yumduğu için, aynen katılıyorum, fakat İspanyolların da onlardan farklı olmadıklarını da biliyoruz o yüzden ispanyol sempatizanlığı oluşturmak ta bir o kadar yanlış.Al birini vur ötekine.Konu madem dünya kuoası ve spor keşke Cezayir'den veya Gana milli takımından bahsedilseysi

serkan özeri
serkan özeri - 10 yıl Önce

sempati antipati, şu ülke şunu kesti biçti okşadı sevdi ölçütüyle belirlenmemli bence. o anda futbolu en doğru, işlek ve ahlaki oynayan takım sevilir. fransa elle gol atarak irlandayı geçti ve kupaya katıldı, nefretlik hareketti bu ve parçalanıp elendiler kupadan. adil bir durum. bu kupanın takımı hollanda. hücum futbolu, ofansa oynaması ve agresifğiliyle, ispanyaya tüm saygımıza rağmen, kupanın takımı hollandadır diyorum. serttiler tamam ama sertliğin dışında bire oyun da kurdular.

ahmet benli
ahmet benli - 10 yıl Önce

ben de afrikada yaptiklari icin hollandanin kaybetmesine uzulmedim. bircogumuzun bilmedigi birsey var ki guney afrikada yapilan ayrimcilik hollandalilar tarafindan idare edildi. afrikada kupa kazanmalari heralde afriklarilar icin uzuntu olurdu.

banner19

banner13

banner26