banner17

Hızla açılmıştı İhtiyar, hızla kapandı

İhtiyar’ın geri çekilişinde payı olanların hesabını zaman kesecek. Abiler, kardeşliğiniz kaybetti. Kala kala bir muhabbet mekânını iktisada terketmeniz kaldı orta yerde. M. Fatih Kutan yazdı.

Hızla açılmıştı İhtiyar, hızla kapandı

Oturağımız, muhabbetimiz, kalkışımız, yürüyüşümüz İhtiyar Kitabevi kapandı. Nereden başlamalı anlatmaya? Belki şuradan: İhtiyar’dan çıkıp üst sokağa doğru yürüyeceğiz. Bir çember çizip yukarı sokaktan, bizim sokağın diğer ucundan gireceğiz. Konuşulması gereken bir mevzû olduğunda İbrahim Çolak’ın kesin güzergâhı budur. Kuruluşunu da, kira borcunu da, getirtilecek kitapları da bu turlar esnasında konuştuk. Sonra iki arka sokaktaki Kurtuluş Parkı, Kolej muhiti, Ankara’nın çukur karanlığı. Hepsini tattık. Omuz verenleri, sırt dönenleri, yan çizenleri, istikamet üzere yürüyenleri, hep düşeş atanları, iki düz bir mars yenenleri, ölümüne mağlupları, beraberlikleri.

Öyle bir geri çekiliş ki…

Hızla açılmıştı İhtiyar, hızla kapandı. Yıllar süren bir hızla. Önce dergisi çıkmaz oldu, sonra bütün çıkma teşebbüsleri suya düştü, vakit geçti, geç oldu. Kendiliğinden gelişen olaylar hâlinde İhtiyar’ın evvelce çaycısıydım, sonraları kitap danışmanı oldum; İbrahim Çolak’ın ara ara “editörüm” diye taltif ettiği de olurdu, eyvallah olsun.

Kitap danışmanıydım. Her hafta, kitap eklerinden, internet sitelerinden, yayınevi bültenlerinden Müfredat için taradığım kitaplardan bir-ikisini İbrahim abiye de teklif ederdim, “kitabevine getirtilmesi gerekiyor, okuyucu bunu görmeli” kabilinden. Son bir yıldan önceki bir yılımız böyle ilerledi. Dönüp baktığımda gördüm, Adem Özköse ile Hamit Coşkun’un Suriye’de esir düşmeleri, Kayseri yolculuğumuz, Mardin muhabbeti, İhtiyar’ın İstanbul iftarları; bu olayların, bu etkinliklerin üzerinden daha iki yıl dahi geçmemiş. İhtiyar’da öyle bir geri çekiliş hissetmişim ki demek, bu olayları en az dört-beş yıl öncenin olayları olarak hatırlıyordum; gerçeği görmeme fotoğrafları gözden geçirmem sebep oldu.

Başlangıçta dört kişiydik. Tabut omzumda kaldı”

Bir önceki İhtiyar Kitabevi yazımın şevkinden bir şeker azaldı bu yazıda, doğrudur [bkz. “İnsan her halükârda seçer!”]. Çayı iki, kahveyi orta şekerli içerim, İhtiyar’da da. Sanırım en çok kitap seçme özgürlüğümü, ucu açık oturma vakitlerimi, İbrahim abiyle romanlardan, kadınlardan, yayıncılardan konuşmayı [ilk ikisi birbirine oldukça benzer zaten] ve Bosna kahvesini özleyeceğim. Bahadır İslam’ın Bosna Dayanışma’dan sonraki en iyi hamlesiydi bu kahve, içenlere bir bir aşk olsun!

Nihayet ortada: İhtiyar Kitabevi kapandı. Yazdığım bir önceki İhtiyar Kitabevi yazısının altına şu anda da imzamı atıyorum, Temmuz 2011’in İhtiyar’ı oydu gerçekten de. Değişti dünya, değişti Suriye, dengeler değişti. İhtiyar’da bir kıza âşık oldum, dengem değişti mesela. Bir mekân bir mekândır işte. Daha fazlası olduğu vakitler de olmuştur ama nihayetinde bir mekândı İhtiyar. Söyleyecek çok şey var, biz de söyleriz ama İhtiyar’ın geri çekilişinde payı olanların hesabını zaman kesecek. Abiler, kardeşliğiniz kaybetti. Siz olmadığınızda da kardeşlik kazandı elbet, bir parantezden fazlası değilmişsiniz burada. Kala kala bir muhabbet mekânını iktisada terketmeniz kaldı orta yerde. Böyle şeyler işte beyler. Sonra olan oldu, biten bitti, Ali Emre’nin bir şiirinin kapanış dizesi İbrahim Çolak’ın oldu: “Başlangıçta dört kişiydik. Tabut omzumda kaldı.”

 

M. Fatih Kutan bir sona tanıklık etti

Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2015, 14:18
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20