Hiç şiir okuyan bir insan cinayet işler mi?

Ali Ural, ‘Yazarlığın Saklı Bahçesi’ programlarının bu dönemki ilk dersinde edebiyatın şifa etkisinden bahsetti. Ali Agah Çelen etkinlikten notlarını paylaşıyor..

Hiç şiir okuyan bir insan cinayet işler mi?

 

Yazar şair Ali Ural, her zamanki sıcak ve içten konuşmasıyla bu senenin ilk "Yazarlığın Saklı Bahçesi" programını geçtiğimiz Cumartesi günü başlattı. Ural konuşmasına edebiyatın iyileştirici gücünden bahsederek başladı: “Edebiyatın şifa etkisi vardır, edebiyat iyileştirir. Arada zarar veren edebi eserler olsa da edebiyat genel olarak şifadır.”

Sanatın etkisinin çok eskilerden beri tartışıldığını belirten Ural, buna hâlâ net bir yanıt verilemediğini söyledi ve devam etti: “Fakat bazen bir roman okuruz da hayatımızı anlamlandırır, bir film izleriz kendimize gelemeyiz, bir şiir okuruz da ufkumuz açılır. Aristo sanata şifacılık görevini atfetmiştir. Yani sanatın tıbbi bir görevi vardır. Buradaki tıbbi mecazi anlamda değil, çünkü tutkular insanın ruhsal ev hali için son derece önemlidir. İnsan ruhunu arındırmak ister. Bunu da sanatla yapar.”

Ali Ural, bu noktada “katarsis” kavramından da bahsetti: “Dans aracılığıyla bedeni duygusal rahatsızlıklardan arındırmanın bir kelime karşılığı var: Katarsis. Batıdaki tiyatro çok eskiden beri bunu yapmıştır. Çünkü Batıda tiyatro bir öğreti yeriydi, bir okuldu. İnsanlar bir trajediyi izledikleri zaman duygu boşalması yaşarlardı. Örneğin Shakespeare'in eserleri... Tiyatrolarda sanatçının karakterinde canlandırdığı duygu oyuncuyu da kendi acısından arındırıyordu.

Katarsis epik tiyatronun doğuşuna kadar yüzyıllar boyunca işlevini sürdürmüştür. Epik tiyatroda ise katarsiste olduğu gibi tiyatrodan ruhu arındırmış, rahatlamış olarak çıkmak yok, tam tersine iyice acılarla dolup çıkmak var. Epik tiyatro Bertolt Brecht tarafından kurulmuştur. Ve epik tiyatronun sonrasında modern sanat da buna yönelmiştir. Örneğin Ali Şeriati kitabına ‘Sizi rahatsız etmeye geldim.’ cümlesiyle başlar. Yani ruh konforu devam etmesin, rahatsız olalım ki düşüncelere sevk edilelim ve kendi yolumuzu bulalım.”

Hiç şiir okuyan bir insan cinayet işler mi?

Kitabın iyileştirici gücünün antik dönemden beri kabul edildiğini ise şu dikkat çekici tespitle dinleyicilerle paylaştı Ural: “Sadece sesli okuma gayreti bile safraların tıkanmasını önlüyor. Ta 1751'de yazılan bir makalede müzik, dans ve hayal gücünün iyileştirici etkisinden bahsediliyor. Hayal gücü beden ve ruhu etkileyecek resimler oluşturabiliyor.

Friedrich Schiller'in İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Bir Dizi Mektup adlı bir kitabı vardır. Schiller'e göre hiçbir insan yok ki içinde doğuştan gelen bir estetik ve güzellik anlayışı olmasın. İnsan eşref-i mahlukattır.”

Estetik konusuna devamla Ural şunları da ekledi: "Her kabalığa tepki olarak bir nezaket hareketi oluşur. İnsanın özünde insana da yatkınlık vardır, hayvana da. Ve insanın kendine daha fazla yaklaşabilmesi için edebiyata ihtiyacı vardır. Dünyadaki vahşetleri yapan insanlar edebiyatla iç içe olsalardı bunları yaparlar mıydı hiç? Hiç şiir okuyan bir insan cinayet işler mi?"

İnsanın özgürlüğü hazlarından sıyrılmasındadır

Zamanını en verimli şekilde kullanmak isteyen Ural, bu sefer özgürlük konusuna geçti: "İnsanın özgürlüğünü kısıtlayan şeyler vardır. Bunların başında ihtiyaçlar ve hazlar geliyor. İnsan için ihtiyaçlarını ve hazlarını azaltmaktan başka özgürlük yoktur. Bir yazar ‘ihtiyaçlar bitmez, ölsem de.’ demiştir. Ve günümüzdeki düzen sürekli kulağımıza ‘Buna da ihtiyacın var! Buna da! Evet evet buna da!’ diye fısıldıyor.

Schiller, ‘Hazlarının boyunduruğu altında ezilen insan özgür insan değildir’ diyor. Ve insan ancak güzellikle ulaşabilir özgürlüğe. Yine Schiller, ‘edebiyatın iyileştirme gücü bağımsızlığına bağlıdır’ diyor. Müzik, şiir ve görsel sanatlar... Yani; coşkun duygu, canlı bir hayal gücü ve uyanık bir zihin."

Deliler de sanatla iyileşiyor

Edebiyatın iyileştirici gücüne bir kanıtı da Osmanlı'da delilere müzikle terapi yapıldığını söyleyerek getirdi Ural ve ekledi: "Oysa o zamanlar Avrupa'da deliler gemilere koyulup sürekli gezdiriliyordu ve halktan uzak tutuluyordu. Ama şimdilerde Avrupa'da Şiir Terapistliği diye bir meslek dalı bile çıktı."

Ural, yazarlar adına bir itirafta da bulundu: "Deliler, bir yazarın söylemek isteyip de söyleyemedikleri için bir anahtardır. Kitaplardaki deli karakterler açık açık konuşur. Gerçekte de öyle. Örneğin ilk roman örneği olan Don Kişot da bir akıl hastası değil midir?"

Kütüphaneler, ruhun şifa bulduğu yerler

Son derece dolu dolu konuşan Ali Ural, konuşmasına kitapların şifasından bahsederek devam etti: "Biblioterapi kelimesinin iki anlamı var. Birincisi kitapların tamir edilmesi, ikincisi ise kitapların insanları tamir etmesi, yani iyileştirmesi. Yani edebiyatın şifa olması. En büyük örnek Allah'ın kitabı Kur’an'ın şifa olmasıdır.

Antik Yunan'da kütüphanelerin girişinde ‘Ruhun Şifa Bulduğu Yer’ yazarmış. Kitap okurken kahramanlar aracılığıyla kendinle yüzleşmek ve empati yapmak da katarsise örnektir. Her kitap aslında bir iç konuşmadır.

Mesela Rilke'nin Malte Laurids Brigge'nin Notları diye bir kitabı vardır. Rilke bu kitabı yazarak kendini iyileştirmiştir. Goethe Genç Verter'in Acıları'nı yazarak kendini intihardan korumuştur. Tabi Genç Verter'in Acıları'nı okuyarak intihar eden insanlar da olmuştur. Bu kitap yazarını iyileştirip okuyanını hasta edebilen bir kitaptır." Ali Ural bu cümleleri sarf ettikten sonra hüzünlü bir gülümsemeyle kalıyor.

Söz arasında Ali Ural edebiyat arkadaşlığından da bahsetti: "Her insanın bir edebiyat arkadaşı olmalı. Gece 3'te bir şiir yazdığında o arkadaşını arayıp şiirini okuyabilmelisin ona, ve öyle bir arkadaş ki kızmayacak sana. Fikir belirtecek, ilham verecek. Herkesin bir edebiyat arkadaşı olmalı.”

Evet, genel olarak bu senenin ilk Yazarlığın Saklı Bahçesi dersinin konuları böyleydi. Tabi çok daha fazlası vardı. Ali Ural'ın tatlı anıları, sorular, cevaplar ve çok güzel bir ders işleyişi...

 

Ali Agah Çelen haber verdi

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2013, 17:26
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13