banner17

Heykellerle soymuşlar memleketi!

Yavuz Bülent Bakiler Kültür Bakanlığı müsteşar yardımcı iken heykel dikmek bahanesi ile memleketin nasıl soyulduğunu anlatıyor.

Heykellerle soymuşlar memleketi!

Yavuz Bülent Bakiler memuriyette en çok Müsteşar Yardımcılığı’na kadar çıktığını anlattığı dunyabizim.com söyleşisinde Atatürk heykellleri ile nasıl soygunlar yapılmaya kalkışıldığına nasıl şahit olduğunu anlattı. Şöyle anlatıyor Bakiler:

12 Eylül hükümet darbesi oldu. Ben 1981 yılında Atatürk’ün doğumunun 100. yılı münasebetiyle çalışmaların başında bulunuyordum. 120 milyon lira bütçemiz vardı. Bu büyük paraydı. 1981 yılında 1 milyon liraya Ankara’da kaloriferli bir dâire almak mümkündü.

Bütün Atatürk tüccarları Bakanlığı abluka altına aldılar. Atatürk’ün resmini, büstünü, vecizesini yapan herkes Bakanlığa koştu. Devleti bir montofon ineği gibi sağmak istediler. Ben bunların hepsinin karşısında durdum. Bakanlıktaki arkadaşlarım şâhittir. Devletin bir tek kuruşunu bunlara kaptırmadım.

Sonra 12 Eylül darbesi oldu. Kültür Bakanlığı’na Cevat Baban geldi. Bir gün beni çağırdı, yanına indim. Baktım, masasının ucunda Eski İzmir Belediye Başkanlarından, sonra Sağlık Bakanlarımızdan Behçet Uz oturuyor. Bana dedi ki: “Behçet Uz Bey, İzmir’den teşrif buyurdular. İzmir’e Ulu Önder Atatürk’ümüzün bir heykelini yapacaklar. 5 milyon liraya ihtiyaçları var. Derhal yazısını yaz getir, şimdi imzalayacağım.” dedi. “Olmaz efendim.” dedim. “Ne demek o?” dedi. “Efendim 120 milyon paramız var. Şimdi biz İzmir’e 10 milyon verdik mi bu çok büyük bir gerekçe olur. Yarın Havza gelir, arkasından Samsun gelir, arkasından Erzurum gelir, sonra Amasya gelir, Sivas gelir, Ankara gelir, Afyon gelir, Eskişehir gelir, İstanbul gelir. 10 vilayete 10 heykel. Heykel meselesinde büyük hırsızlıklar oluyor. Kimse çalan adama ‘Sen buradan çalıyorsun diyemiyor, çünkü çalanların elinde Atatürk’ün silahı var. Sen Atatürk düşmanısın dedi mi akan sular duruyor.” Israr etti, vermedim. Diğeri de ısrar etti. “Yaz, getir.” filan dedi. “Yav Bakan ben miyim, sen misin?” dedi. “Efendim bu bakanlıkta bakan sizsiniz. Ama ben bu hizmeti yürütmekle vazifeliyim. Size durumu arz ediyorum.” dedim. “Olmaz. Yaz getir.” dedi.

Ben de “Efendim ben geçen hafta İzmir’deydim, siz de oradaydınız. İzmir’in kurtarılmasında Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının çok büyük hizmeti oldu. İzmir halkı Atatürk’e şükran borçludur. Eğer İzmir o kordon boyuyla iktifa etmiyorsa, yeni bir heykel diktirmek istiyorsa kendi aralarında para toplasınlar, on heykel daha diktirsinler. Ama bizden 10 milyonu istemesinler efendim.” Beni odasından kovaladı. “Çık dışarı.” diye. İnce, tiz, çirkin bir sesi vardı. Dosyayı alıp dışarıya çıktım. Bir gün sonra beni vazifeden aldı.

Sonra müthiş bir Atatürk ticareti başladı. Atatürk’ü büst yapanlar, resim yapanlar, heykel yapanlar devleti montofon ineği gibi sağdılar. Ben de çok dürüst ve çok samimi davrandığım için Müsteşar Yardımcılığı’ndan atıldım. Devlet memuriyetinde doğru bir gün görmedim ve yaşamadım. Pişman da değilim, bugün de bana o vazifeleri verseler yine öyle davranırım.

 

Yavuz Bülent Bakiler ile hayatı üzerine yaptığımız röportaj için buyurunuz.

 

Mehmet Said Fidan sordu

Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2015, 13:45
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20