banner17

Heves dergisi kaça bölünecek?

Mehmet Öztek, yer yer politik kıvraklıklarla, çoğu zaman kişiliğinin zenginliğiyle, asla yan yana gelemeyecek gibi duran çok sayıda imzayı Heves'e çekmeyi başarmıştı.

Heves dergisi kaça bölünecek?

Elektronik posta kutumda bir mesaj: “Heves dergisi kapandı. Son sayısı önümüzdeki günlerde kitapçılarda.” Derginin ağır abisi Mehmet Öztek'ten gelen bu mesaj, yedi yıllık yayın süresi ve 26 sayısıyla Heves'in kapanışının dergiyi çıkaranlar ve bu dergi sayesinde kendilerine bir mahfil, hatta yuva bulanların hüznünü göstermiyordu. Ben kapanış haberini ayaklı gazeteden almış ama üstünde durmamıştım. Bir Fenerli için ‘Gassaray’ın küme düşürüldüğü haberi ne kadar inandırıcı olursa, Heves'in kapanması haberi de benim için o kadar inandırıcıydı çünkü. Heves niye kapansın durduk yerde? “Öztek ne yapar eder şapkadan yeni bir tavşan çıkarır, böylece Heves devam eder...” diye düşünme eğilimindeydim. Ama bizzat Mehmet Öztek'ten kapanış haberi gelince dergiden tanıdığım insanları aradım, “yapabileceğim bir şey var mı, geri dönme umudu hiç yok mu” diye. Yokmuş. Heves, dergiyi çıkaran grubun anlaşmazlığa düşmesi nedeniyle ikiye bölünerek kapandı.Şiirimizde Milenyum Kuşağı

Milenyum Kuşağı

Heves'in kapanması kişisel olarak benim için özel bir anlam ifade etmiyor. Gerçi, Heves'in en çok adını andığı yazarlardan biriyim, birçok çağdaşım gibi benim de adımı gereksiz yere büyüten dergilerden biri oldu Heves. Ama gene de Heves'in 26 sayılık kariyerini nasıl kişisel algılamadıysam kapanmasına da gayrişahsî bir anlam yüklüyorum. Heves'in kapanması iki anlama geliyor bana sorulursa: Birincisi, bir deneyin, deneyimin sonu. “Milenyum Kuşağı” diye kendi adını kendisi kötüye çıkaran biçimci şiirin kurucu mahfili olmayacak artık. Biçimci şiir açısından bir devir, kuruluş devri kapandı. İkincisi, aynı grup bir doygunluğa, bir tatmin noktasına ulaşmış oldu. Çok satan kitapları olan veya isim olarak karizmatik diyebileceğimiz yazarları yok “Milenyum Kuşağı” biçimcilerinin. Ama birçoğu Türk şiirinde bir varlık göstermeyi başardılar ve sıradan okuyucu tarafından olmasa da şiir ortamı tarafından yakından takip edilen yazarlar haline geldiler. Yani hem bir yol yürüdüler ve bir mutluluğa ulaştılar, hem de ayrıldılar. Kimin kimden ne için ayrıldığı şimdiden belli olmaz. Bir iki yıllık süreç gerekir bunun için. Tecrübeyle sabit…

Heves dergisi
(+)

Bir hevesin tarihi

Geri dönersek, Heves'in tarihine dair bazı gözlemlerimizi aktarabiliriz. Öncelikle, Heves başladığı gibi devam eden bir dergi değil. Bunun olumlu tarafı derginin progresif, yani değişme ve gelişmeye açık yanıydı. Bunu da Mehmet Öztek, Ömer Şişman ve Ali Özgür Özkarcı başardılar. Özellikle Öztek'in birbiriyle tutarsız işleri yapabilecek bir genişliğe ve yan yana durması zor kişileri birleştirecek bir munisliğe sahip olması âmil oldu. Dergi 2003 yılı sonunda tam bir toplama dergi, bir üç aylık derleme kitap hüviyetinde ortaya çıktı, 2010 yılı sonunda biçimci şiirin mahfili olarak kapanıyor.

“Heves” ismi Haydar Ergülen'in bir mısraından geliyormuş. Derginin ilk sayısında isim babası Haydar Ergülen'in yanı sıra, muhasabeci eleştirmen Sabit Kemal Bayıldıran ve edebiyat doktoru Baki Ayhan Top'un yazdığını müşahade ediyoruz zaten. Bir anlamda Üç Çiçek'ten beri gelen yeni romantik şiirin kanadında yer alıyordu Heves. Bunu bugün hatırlamak çok tuhaf. Dergi resmen karşı siyasete geçmiş arada geçen yıllarda. Enis Akın, Ömer Şişman, Ali Özgür Özkarcı ve Erhan Altan isimleriyle birlikte dergi öznel, duygucu, yerelci edasından soyunup Avrupaî, hatta Avrupacı, teknik, yer yer sol politik bir çizgiye ulaşmış.

Asıl olaysa edada değil biçimde yatıyor tabii. “Avrupa şiiri olur mu?” yahut “Hermetik şiir nedir?” gibi Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benzer konular yerini daha çok “Günümüz Türk şiiri” ve “Modern dönem Türk şiiri” gibi daha tanıdık, daha kamuya açık konulara bırakmış. Heves'in hemen başlangıç günlerini takip eden Avrupacılığı konusunda çokça eleştiri yazmıştım. Hermetik şiir, Avrupa şiiri; tabiri caizse medeniyet şiiri, kent şiiri, burjuva şiiri arayışıyla Sabit Kamil Bayıldıran'ın “Şiirde Derunî Ahenk” tadındaki divan şiiri abuklamaları birlikte gidiyordu Heves'te. Bütün bunların nasıl olup da bir araya geldiği merak edilecek bir konudur. Sabit Kamil Bayıldıran daha sonra biliyorsunuz Heves'e huruç etti. Haydar Ergülen'in dergiyle pek alakası kalmadı. Baki Ayhan Top da Heves'i ama özellikle Ömer Şişman'ı düşman gibi gördü.Mehmet Öztek

Kervan yolda düzülür

Denilmiş. Doğrudur. Dergi dediğin de deve kervanına benzer, eşek sırtında bir “doyen” (bugün “duayen” diyorlar, yani alıp götüren kişi, yol açan) bütün o yüklü develeri çölden aşırtıp götürür. Heves'in –afedersiniz- eşekbaşısı Mehmet Öztek'ti. Yer yer politik kıvraklıklarla, çoğu zaman kişiliğinin zenginliğiyle ‘beş benzemez’ gibisinden asla yan yana gelemeyecek gibi duran çok sayıda imzayı Heves'e çekmeyi başardı. Ben Fayrap'ta Ahmet Güntan'ın yazmasını sağladım ama Osman Konuk ve Akif Kurtuluş'un değil. Hele Haydar Ergülen'in Fayrap'ta derginin tarafında bir yazar olarak görülmesi beklenecek hadise değildir. Ama 80'lerin bu dört “abisi” birbirleriyle pek ilintileri olmaksızın Heves'te görünmüşlerdir. Aralarında yalnız Ahmet Güntan ve Osman Konuk'un Heves'e görünmenin yanında adeta bir ekip üyesi olarak emek verdiklerini söylemek lazım.

Heves dergisi 25. sayı
(+)

Yeni çıkan şairlerden Ömer Şişman, Ali Özgür Özkarcı ve Aslı Serin için Heves'in organik şairleri, yazarları diyebiliriz. Efe Murad'ın yeri hiçbir zaman garanti olmadı. Her zaman yazdı Efe, Heves'te; ama her zaman tek şarkısını söyleyip çekilen solist gibi kaldı. Diğer yeniler sadece birkaç şiirleriyle Heves'i bereketlendirdiler. Bu yüzden Öztek'in yüzünde Heves'i çok muaheze ettim. Öztek'in genişliği ve geleceğe güveni, sorumluluk anlayışının gevşekliği bende yok. Şairden sandık mutemeti kadar emin olmaya gerek yok elbette, ama atacağı ikinci adımı bile kestiremeyeceğin, her türlü abuklama hakkını kendinde bulan adamlara Heves'in sayfalarını sonuna kadar açarak bence Mehmet Öztek Türk şiirine bir iyilik, bir de fenalık yaptı. İyilik, kimsenin içinde bir şey kalmadan, yayın imkânı bulmasıdır. Kötülük ise, yapılan her işin doğru ve iyi sanılmasıdır. Heves'te gül gibi şiirler de var ama çoğu o gülü besleyen gübreden farksız.

Olgunluk çağı

Bana kalırsa Heves olgunluk çağını yaşayamadan, biçimci şiir akımının meyvelerini toplayamadan, yani tam bir şiir ortaya koyamadan kapandı. Şimdi burayıa isim mezarlığına çevirmeye gerek yok ama, Heves'te şiiri çıkmış kaç kişi şiire devam edecek, bu bir? Heves için özel biçimci şiir denemeleri yapanların bu göstermelik şiirleri ne işe yarayacak, bu iki? Üçüncü olarak da, bundan sonra ne olacak yahut Heves kaça bölünecek?

Heves dergisi
(+)

Duyduğuma göre dergi ikiye bölündü. Mehmet Öztek bir tarafta. Ömer Şişman ve Ali Özgür Özkarcı diğer tarafta. Öztek'i eleştiren diğer taraf daha kararlı, daha “sert”, belki daha “siyasî” bir yayınla ortaya çıkacak, Allah bilir. Ali'nin de, Ömer'in de politik istekleri olduğunu zaten biliyoruz. Politikliği sosyal barış olarak anlayan Öztek'se tabiri caizse daha burjuva duruyor diğer taraf karşısında. Ama Heves'i Heves yapan da Öztek'in bu ‘sevelim sevilelim’ tavrıydı bence. Öyle olmasa hem bu kadar daldan dala atlanmayacak, hem de belki derginin 26 sayılık macerası çok erken kapanacaktı.

Gene de bir olgunlaşma dönemi yaşaması gerekiyor Hevesçilerin. Bunu Ücra'da yaşamayı seçenler var mesela, ama bu erken kopan belirsiz grup zaten eski Ücra'yı çıkaran Konyalı yazarlarla ‘dergi olsun yerimiz garanti olsun’ derdindeki ikinci dereceden karakterlerdi. Ücra'nın yahut yeni Ücra'nın çok fazla şansı yok. Çünkü sosyal bir karakteri yok. Adından başlamak üzere “ücra” bir tavra sahipler ve öyle kalmayı da garanti altına almak istiyorlar. Yaptıkları işten bu şekilde memnun oldukları hissediliyor.

Mesele daha ziyade Heves grubunun bundan sonra nasıl meyve vereceği. Şehrengiz ve Atlılar'ın bir benzerini mi yaşarlar acaba? Yani sancılı, ağrılı, acılı bir bölünme, çoğalma ve yayılma süreci mi yaşanır? Biliyorsunuz Şehrengiz'de ve Atlılar'da ortaya çıkan bölünmeler belki bizlerin canını yaktı ama Türk edebiyat ovasını sulayan küçüklü büyüklü nehirler yarattı. Şehrengiz'den sonra o pivot noktaya değip geçenler 15-20 kadar farklı dergi çıkardı.

Bir hevesten kaç dergi çıkar?

Bunu ilerleyen yıllarda daha net göreceğiz, ama şimdilik görünen o ki Öztek bir süre dinlenecek. Zaten yurtdışında. Özkarcı ve Şişman ekibinin ise ne yapacağını kestirmek zor. Ama kesin olan, biçimci şiirin yuvasız kaldığı, göçmen kuşa döndüğüdür. Bakalım nerelere uçacaklar?

 

Hakan Arslanbenzer haber verdi

Güncelleme Tarihi: 17 Eylül 2010, 12:59
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
haticealgın
haticealgın - 8 yıl Önce

Heves'in iç cephesinde neler olup bitiyor, bundan sonra bölünme çoğalma süreçleri nasıl şekillenecek .. bu sualler bir tarafa.. gerçekten samimice Heves dergisi takipçisi olarak derginin kapanmasına şaşırdım ve üzüldüm de..

banner8

banner19

banner20