banner17

Herkesin Okuması Gerekmiyor; Bir Derdin Varsa Okuyacaksın

''Yaşadığımız modern çağda sürekli zehirlenme yaşıyoruz. Bunlar düşünsel zehirlenme, kimyasal zehirlenme ve dijital zehirlenmedir.'' Eshabil Yıldız, geçtiğimiz günlerde Konya'da Mehmet Harmancı'nın konuşmacı olduğu söyleşiden notlarını aktarıyor.

Herkesin Okuması Gerekmiyor; Bir Derdin Varsa Okuyacaksın

Çağımız madde ve teknik alanında birçok şeyin yapıldığı bir çağdır. Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle dünyanın giderek ekonomik, siyasi ve teknolojik yönden birbirine daha bağlı hale geldiği bir çağdayız. İnsan olmak ve o şekilde kalmanın giderek zorlaştığı bir dönemdeyiz. Düşünen bir kitlenin azaldığı; ekonomik, siyasi, askeri, politik, dini ve kültürel kavramları doğru bir şekilde ele almak için ahlaklı bir bakış açısının gerektiği bir çağdayız. Cehaletten ve gafletten arınıp okuyarak düşünebilen bir nesle her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz aşikârdır.

İçinde yaşadığımız şu zamanlarda düşüncenin kıymetlendiği bir hakikattir. Sahayı terk etmeden kültürel etkinliklerin yapıldığı şehirlerden birisi de Konya’dır. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından her Cumartesi şehrin en merkezi noktası olan Camlı Köşk’te çeşitli söyleşiler düzenleniyor. Akademisyen kimliğinin yanında yazarlığıyla da tanınan, kendini alanında yetiştirmiş düşünce adamı Mehmet Harmancı da, 10 Aralık Cumartesi günkü söyleşi programının konuğuydu. Çok zevkli bir muhabbetle sözlerine başlayan Harmancı hocayı Hece dergisi ve birçok edebiyat ortamından takip ediyoruz. Harmancı gençliği kapsayıcı ve her an’ımıza dokunan bir konuşma yaptı.

Gençlikten umutluyuz

Harmancı, toplumu geleceğe aktaracak olan en önemli kurumların sohbet geleneği olduğunu belirterek sözlerine başladı: “Bugün burada toplanma gayemizden de yola çıkacak olursak bizi geleceğe taşıyacak en büyük geleneğimiz sohbet geleneğidir. Sohbet geleneğini korumak ve devam ettirmek için elimizden gelen tüm gayretimizi sarf etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda iyi bir okur olmamız gerekiyor. Eğer iyi bir okur olmazsak, dilimizi ve kimliğimizi koruyamazsak yirmi sene sonra burada konuşanlar çok kötü bir Türkçe ile konuşacaklar. Onlarla anlaşmakta bile zorluk çekeceğiz.”

“Kim ne derse desin gençlikten umutluyuz.” diyen Mehmet Harmancı, konuşmasına şöyle devam etti: “Hepimiz gördük, 15 Temmuz gecesi tüm gençliğimiz sokaklara çıktı, bu vatanı korudu. İnsanlara para versen kırk gün meydanlarda yatar mı? İşte bu vatan sevgisinden, bayrak sevgisinden kaynaklanan bir duygudur. İnsan, öğrenme yeteneğine sahip tek varlıktır. İnsan, var olan bilgisinin üzerine bir şeyler koyup onu ilerletebilen tek beşerdir. En büyük yanlışımız çocuklara, gençlere durmadan ‘oku, oku’ direktifinde bulunmamızdır. Yapmamız gereken önce bizim okumamız, bizim halimizle bütünleşmemizdir.”

Düşünsel zehirlenme, kimyasal zehirlenme, dijital zehirlenme

Anadolu irfanı ve hikmetinin bizim damarlarımızdaki asil duygular olduğunu belirten Harmancı, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Bugünün hastalıklarını görmezden gelemeyiz. Çünkü bugünün hastalıkları bizi öz benliğimizden uzaklaştırıyor. İnsan siyam balığı gibi aynadaki görüntüsüne vurup durmamalı. Yaşadığımız modern çağda sürekli zehirlenme yaşıyoruz. Bunlar düşünsel zehirlenme, kimyasal zehirlenme ve dijital zehirlenmedir.

Üretim içeriğini çok fazla bilmediğimiz, yediğimiz, içtiğimiz ve kullandığımız birçok ürünle kimyasal zehirlenmemiz gerçekleşiyor. Ellerimizden hiç düşürmediğimiz telefonlar bir hastalıktır. Telefonlarla da dijital zehirlenmemiz gerçekleşiyor. Elektronik telefonlar, akıllı telefon değildir. Çünkü akıl kutsal bir şeydir; Allah cc.’nun insana hediyesi, armağanıdır. Telefonla risk altındayız; bunu göze almaya değer mi?”

İlahi takdir kişinin eylemleriyle alakalıdır

Harmancı üzerimize düşen sorumlulukların olduğundan bahsederek, konuşmasına şöyle devam etti: “İlahi takdir senin eylemlerinle ilgilidir. Hatalarının bedelini Allah'a yazmayacaksın, öncelikle kendinde arayacaksın.

Bizler birleştirici olmalıyız, beraber yaşadığımız hiç kimseyi ötekileştirmek bizlere bir şey kazandırmaz. Merkeze ahlak ilkesini koyarak, yeni zamanlara yeni psikolojiyle hazırlanmalıyız. Osmanlı başımızın tacıdır. Ecdadımız kendi zamanında üzerine düşeni yaptı. Biz de kendi zamanımızda üzerimize düşeni yapmalıyız. Canımıza kastedenlerle muhakkak görülecek hesabımız olmalı. Herkes işini düzgün yaparsa problemlerin birçoğunu çözeriz.”

Okumak, sıradan, alelade bir iş değildir

Okumanın sıradan bir iş olmadığını özellikle belirten Harmancı, “okumayı sevmeyen başka bir iş yapsın. Herkesin okuması gerekmiyor; buradaysan, bir derdin varsa okuyacaksın. Ancak ne okuduğunu da bilerek okuyacaksın. Zihinlerimiz çöp değil, her şeyi okumak da mümkün değil. Seçici olmalıyız.” diyerek sözlerine devam etti.

Şükretmek, sabretmekten zor bir iştir. Biz bugünlerde şükürlük durumlarla imtihan oluyoruz. Güzel bir konuşmanın arkasından Harmancı, sancı çeken, dertli insanların iç âleminde “niye buradayız, nereye gidiyoruz, ne yapmalıyız” sorusunu sordurarak konuşmasını tamamladı.

 

Eshabil Yıldız

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2016, 11:44
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20