Herkesi okudum ama...

İbrahim Hakkı Bey sizlerin iyi tanıdığı bir yazar. Bir şeylerin yeni yeni farkına varmaya başladım, diyor..

Herkesi okudum ama...

11103Ben dağıtıyorum, ya siz?

Elime ne geçerse hiç ayırt etmeden okumam, her boşluğu bir şeyler okuyarak doldurmam gerektiği şeklindeki düşüncemden galiba uzak düşmeye başladım. İyi ki de böyle oldu…  

İyi okuduğumu söyleyebilirim. Beş-altı günde rahatlıkla bir kitap bitiriyorumdur herhalde. Bunu övünmek için söylemiyorum. Tam aksine bu durumdan rahatsızım. Bazen iki üç kitabı birlikte okuyorum. Ama birisi “Bugünlerde ne okuyorsun?” dediğinde elimdeki / okuduğum kitabı bazen hatırlayamıyorum. 

Zihnim çıfıt çarşısı gibi… 

Faydasız okumalardan artık Allah’a sığınmak istiyorum. Faydasız okuma mı olur diyeceksiniz. Bence olur. En azından astarı yüzünden pahalı, götürüsü getirisinden çok olan kitaplar var. Okurken zevk alıyorum ama sonrasında elime çok fazla bir şey geçmediğini görüyorum bu kitaplardan. 

Gün geçtikçe çok kitap okumak değil de bazı kitapları döne döne okumak gerektiğine daha çok inanıyorum. Sürekli Safahat okuyan insanları şimdi daha iyi anlamaya başlıyorum. 

11100Bugünlerde daha az, daha bizden ve daha çok düşünerek okumak istiyorum. “Bizden” derken “biz”de bolca bulunan kötü yazar/şairleri kastetmiyorum. Sayıları az da olsa gerçekten büyük, (hem eser hem de adamlık yönünden büyük) yazar/şairlerimiz var. Varmış diyeyim veya. Bunu büyüdükçe, okudukça, düşündükçe daha iyi görüyorum (‘Dünya Bizim’in de büyük katkısı var böyle düşünmemde)

Arayana bahane gani

Örnek vermek gerekirse; Paul Auster’ın bütün kitaplarını okuduğumu söyleyebilirim. Oğuz Atay’a dair ne varsa hatmetmettim diyebilirim. İkinci Yeni’nin bütün şairlerinden yüzlerce mısra ezberimdedir.

11101Gelgelelim Atasoy Müftüoğlu’ndan bir satır okumamışım, Nuri Pakdil’i neredeyse hiç bilmiyorum, Sezai Karakoç’u tanımaktan uzağım, “Mehmet Akif’in dili çok eski”, “İsmet Özel ırkçı”, “Rasim Özdenören’in gözünün üstünde kaşı var”, deniz ıslak, güneş sıcak..

Tabii bütün bunlar Turgut Uyar’dan, Cemal Süreya’dan, Kemal Tahir’den, Oğuz Atay’dan vazgeçeceğim anlamına gelmiyor. Ama bazı iyi yazarları  sürekli okurken, bir başka (hem de içine doğduğum) kesimdeki bazı iyi yazarların yazdıklarına hiç el sürmemiş olmak bana “okumamış/cahil” olmak için yeter. Bu yüzden bu cahilliğimin üzerine bir an önce gitmeliyim. 

Ha, bu arada, Mahir İz’in Yılların İzi adlı kitabını arıyorum. Elinde olan varsa  “Tutunamayanlar”la kafa kafaya değiştirebiliriz. 

 

İbrahim Hakkı Bekleviç okudu okudu da ancak keşfetti

 

Editör Notu: Çıfıt çarşısı, dünya savaşı esnasında varını yoğunu satılığa çıkaran avrupalı yahudilerin bir çeşit "bit pazarı". Aranılan her şeyin bulunabileceği bu pazarlar çok karışık, düzensiz ve kalabalık olmalarıyla nam salmıştı. Günümüzde karmaşa anlamına geldiği gibi her türlü hilenin bulunduğu ortam manasına da gelir. 

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2010, 21:57
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ayşegül genç
ayşegül genç - 9 yıl Önce

bir yazarın tüm kitaplarını okumaktansa, tüm yazarlardan bir kitap okumayı tercih ederim...

aziz mahmut öncel
aziz mahmut öncel - 9 yıl Önce

az yazar çok kitap formülünü öneririm ayşegül hanım:) böylece kafayı dağıtmadan yeterli karışıklıkta kaliteli bir noktaya ulaşılabilir. ismet özel'e sormuş birisi bu formülü vermişti. sadece o mu bir çoğu bunu söylüyor. ama herkes farklılıklarla kaimdir.

Hasan Atasagun
Hasan Atasagun - 9 yıl Önce

Aslında okunacak o kadar az kitap var ki!

banner19

banner13