Hayrettin Karaman ve Emin Işık, Yaman Dede'yi Anlattı

Hayrettin Karaman, Emin Işık ve Mustafa Demirci, geçtiğimiz haftalarda bir panelde Yaman Dede üzerine konuştular. Cihad Meriç etkinlikten notlarını aktarıyor.

Hayrettin Karaman ve Emin Işık, Yaman Dede'yi Anlattı

Eskilerin muhabbeti bir başka güzel. Adı panel, kendi muhabbet ortamı olan bir etkinliğe katıldım. Nedense bu tarz etkinliklerde bazen yoruluyoruz, soğuk bir ortam oluşuyor, kısaca doğal olmayan bir şeyler var. Katıldığım etkinlikte izleyiciler sık sık gülümsedi. Akşama kadar konuşulsa eminim çoğunluk dinlerdi; çünkü konuşmacılar gönülden konuştu ve kalplerimize ulaştılar. İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği’nin (İGDER) düzenlediği Yaman Dede programından bahsediyorum.

İGEDER ile ilk olarak Cizre'de bir program vesilesiyle tanıştım. İstanbul'dan kalkıp Cizre'de program yapmak kolay değil. Yeri gelmişken, dezavantajlı bölgelerde sosyal ve kültürel etkinliklerin önemini hatırlatalım. Birlik ve muhabbet ancak böyle sivil toplum hareketleriyle pekişir ve sağlıklı zeminde yürür. O program vesilesiyle bir yazı kaleme almıştım. Sivil toplumun değerini bu tarz programlar sayesinde daha iyi anlıyoruz. Kasım 2006 yılında 11 gönüllü öğretmen tarafından kurulan İGEDER, on yılda birçok güzel organizasyona imza attı. İGEDER, "Öğretmenlerin kişisel, mesleki ve sosyal gelişimine katkıda bulunmak amacıyla gönüllü öğretmenler tarafından kurulmuş bir sivil toplum kuruluşuyuz." diyerek mesleki bir örgüt olduğunun altını çiziyor ve kalbinde öğretmenlik aşkı olan gönüllü öğretmenleri aynı çatı altında buluşmaya davet ediyor. Daha fazla bilgiyi derneğin internet sitesinde bulabilirsiniz.

İGEDER önceki yıllarda eğitim tarihimizin kilometre taşları, model alınması gereken eğitimcilerimiz; Nurettin Topçu, Mahir İz ve Mahmut Bayram hocaları anarak gerçekleştirdiği “İz Bırakan Eğitimciler” etkinliğine, bu sene 1887 tarihinde Talas’ta, Ortodoks bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yaman Dede'yi ekleyerek güzel bir organizasyona daha imza attı. 26 Kasım Cumartesi günü Marmara İlahiyat Fakültesi’nde gerçekleştirilen bu etkinlikte Hayrettin Karaman, Emin Işık, Mustafa Demirci hocalarımız birer konuşma yaptılar. İGEDER ismine yakışan, gönüllere dokunan programı için öncelikle bir öğretmen olarak teşekkür ediyorum. Eğitim bir kalbe girebilmektir.

Şimdiki eğitim sistemi kalbi ihmal ediyor

Hayrettin Karaman hocamız Yaman Dede'nin özet biyografisini vererek konuşmasına başladı. Hayatında gönlüne hitap eden iki öğretmenini özellikle unutamadığını söyledi. Ben hemen söyleyeceği ikinci ismi tahmin ettim. Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Hoca Efendi ismini zikrederek Yaman Dede'yi anlatmaya devam etti. Aslında Hayrettin Hoca'dan Konya'da Hacı Veyiszade Hazretleri'ni dinlemek istemiştik, programa sağlık problemi nedeniyle katılamamıştı. Program sonrası tanıştığımız İGEDER'in muhabbet dolu başkanı Nuri Özkan Bey’e ifade ettim, buraya da yeri gelmişken hatırlatma olarak ekleyelim. İnşallah "Eğitimde İz Bırakanlar" program zincirinin bir sonraki halkası Hacı Veyiszade Efendi olsun. Bu vesileyle Konya Islah-ı Medaris eğitim ekolü, Memiş Efendi'den başlayarak Muhammed Bahaeddin ve oğulları Zeynelabidin, Rıfat, Ziya Hoca Efendiler eliyle taşınan bu eğitim sancağı hatırlanmış olur.

Hayrettin Hoca, o dönemde İstanbul İmam Hatip Lisesi'nde okuyanların Yaman Dede'yi daha iyi tanıdığını, kendisinin Yüksek İslam Enstitüsü’nde Yaman Dede'yi tanıdığını söyledi. Yaman Dede'nin ders işlerken ağladığını ve bu durumun öğrenciyi de etkilediğini, Mesnevi'nin on sekiz beyitini Yaman Dede'den okuduğunu sözlerine ekledi. Hayrettin Karaman Hoca; beyin, kalp, bedenin birlikte gelişmesi gerektiğini, şimdiki eğitim sisteminin kalbi ihmal ettiğini ve kalp mimarlarına ihtiyacımız olduğunu belirterek, buraya birkaç kısa not aldığım o latif konuşmasını tamamladı.

"Resulullah (sas) aklıma geldiği zaman…"

Emin Işık Hoca, "Laik eğitim canavar yetiştirir." cümlesini sık sık kullandı. Bence bir türlü tedavi kabul etmeyen eğitim çıkmazı bu cümlede saklı. Üzerine uzun uzun düşünülmeli. Yaman Dede'den beyitler okudu. Çok ilginç hatıralar anlattı. 1958 yılında İstanbul İmam Hatip Lisesi altıncı sınıfında Yaman Dede'nin Farsça derslerine girdiğini söyledi.

"Gönül hun oldu şevkinden boyandım Ya Rasulallah/ Nasıl bilmem bu nirana dayandım Ya Rasulallah/ Ezel bezminde bir dinmez figandım Ya Rasulallah/ Cemalinle ferahnak et ki yandım Ya Rasulallah" Emin Hoca, "Yaman Dede yazdığı beyiti yaşadı, yüksek ateş ile vefat etti. Bu nedenle ben bazı cümle ve yazılarıma dikkat ederim, bu tarz ifadeler dua yerine geçebilir. Hatta okurken bile bunu şu söylemiş diye eklerim." dedi. Mahir İz'in müdürlüğü zamanında Yaman Dede ile Nurettin Topçu'nun tanıştığını ve Mahir Hoca’nın, değerli hocaların hem öğrenciyle hem de birbirleriyle buluşmasına vesile olduğunu sözlerine ekledi. Büyüklerden öğreneceğimiz çok şey var.

Emin Işık Hoca, Yaman Dede'nin vefatına kadar yanında olan talebesi Ahmet Kahraman'ı andıktan sonra birçok kaynakta geçen hatırayı dinlediği şekliyle onun ağzından anlattı : “Yaman Dede 1959–1960 döneminde Farsça dersimize geliyordu. Bir gün dersler bitti, okuldan çıktık. Taksim'e doğru gidiyorum. Alman Sefareti (elçiliği) civarında bir mescit var. İşte oradan yukarı doğru tek başıma gidiyorum. Bir baktım Yaman Dede, mescidin duvarına yaslanmış, son nefesini verir gibi bir hali var. Halsiz, mecalsiz, başı hafifçe sağ öne düşmüş, boynu bükülmüş, öyle duruyor. Hemen koşarak yanına gittim ve, 'Hocam, hayırdır, geçmiş olsun neyiniz var, hasta mısınız?' dedim. Baktım Hoca ağlıyor. 'Hocam niçin ağlıyorsunuz, başınıza bir şey mi geldi?' dedim. Şöyle çok ince, çok tiz, çok gevrek, ipil ipil dökülen bir sesle; 'Hayır yavrum hayır!' Resulullah (sas) aklıma geldiği zaman, kendimi kaybediyorum, ayakta duracak mecalim kalmıyor, ya bir yere dayanmam gerekiyor veya oturmam icap ediyor.' dedi."

Ahmet Kahraman, kaynaklarda Yaman Dede konulu özel arşiv notlarıyla geçiyor. Bence bize Yaman Dede'yi en iyi tanıtabilecek Ahmet Kahraman'ın o notları müstakil bir kitap halinde yayınlanmalı.

Mustafa Demirci ise etkinlikte kabul olunmuş duam dediği “Yaman Dede” kitabını anlattı. "Büyüklerin yanında konuşmamız hariçten gazel okumak olsa da onların affına sığınarak birkaç kelam edeyim." dedi. O hoş sesi ile hem gazelini okudu hem de iki hocamızdan genç olmasına rağmen kadim geleneğimizin verdiği derinlikle programı zenginleştirdi.

En iyi öğrenme

Etkinlik sonrası mezarlık ziyareti afişlerde yazmıyordu. Benim aklımdan program sonrası Yaman Dede'nin sırlandığı Karacaahmet mezarlığına gitmek geçti. Programın devamında Yaman Dede'nin kabrinin ziyaret edileceğini dernek başkanından öğrendiğimde onlar ile birlikte gitmeye karar verdim. Kabir başında Kuran-ı Kerim okundu, hatim duası yapıldı.

Bu vesileyle beyin zincirlerimi kıran Cemil Meriç üstadımın kabrini de ziyaret ettim. Şükür bu gelişimde bulmuş oldum. Küçük Selimiye Camii karşısındaki Karacaahmet mezarlık kapısından giriş yapıyoruz. On beş adım sonra solumuzda Yaman Dede ve eşinin kabrini ziyaret edebiliriz. Biraz daha ilerledikten sonra yine sola bir yol ayrılıyor, o yolu takip ediyoruz ve küçük daire şeklindeki boşluğu geçiyoruz ve yol bitimine yakın sağ tarafa doğru mezarlıklar arasından yürüdüğümüzde Cemil Meriç üstadın kitaplı mezar taşını fark edeceğiz. Ayrıca Google haritasından işaretledim, inşallah yayınlanır da Cemil Meriç hocanın kabrini arayanlar bizim kadar uğraşmaz.

Büyükler ne demiş, "Aramakla bulunmaz; fakat bulanlar arayanlardır." Belki daha sonraki iz bırakan eğitimci de Cemil Meriç olur. Güzel yaşayanlar iyi izler bırakıp gidiyor. Gençlerimize tekrar tekrar iyi insanların bıraktığı izleri anlatmalıyız. En iyi öğrenme, yaşamış bir adamın ayak izlerini takip ederek onun hayatına çırak olmaktır.

 

Cihad Meriç

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2016, 15:05
YORUM EKLE

banner19

banner13