Hapishanede Ahteri lügati bana arkadaş oldu

Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi “Ahterî ve Dönemi” başlıklı bir sempozum gerçekleştirdi. Asiye Tığlı izledi ve yazdı.

Hapishanede Ahteri lügati bana arkadaş oldu

 

 

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Türk Dil Kurumu’nun desteğiyle kuruluşundan bir yıl sonra, 7-9 Ekim 2013 tarihleri arasında “Ahterî” ve “Dönemi” başlıklı bir sempozyum düzenledi. Farklı üniversitelerden çok sayıda akademisyen, yazar ve davetlinin katıldığı sempozyumun açılışında D.P.Ü. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli kurumun bu ilk ulusal toplantısını şu sözlerle değerlendirdi:

Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, bundan tam bir yıl önce 18 Ekim 2012 tarihinde kurulmuştur. Fakültemizin kuruluşunun birinci yılında şehrimizin önemli değerlerinden biri olan Ahter-i Kebir Sözlüğü’nün müellifi Ahteri Muslihiddin Efendi’yi gündeme alarak bir ilmi toplantı tertip ediyoruz. Daha o ilk günde şehre geldiğimizde ve fakültenin ilk dekanı sıfatıyla konuştuğumuzda şunları söylemiştik: İlahiyat Fakültesi, Kütahya’nın değerlerine sahip çıkacak. Tarihi ve kültürel dinamiklerini ilmi bir perspektifle kamuoyuna sunacak ve yeni bir kısım bilimsel faaliyetlere öncülük edecektir. Orada şunları da söylemiştik: Yüklendiğimiz bu misyonun ilk örneği, şehrimizin bağrında yetişmiş büyük lügatçi, fakih, muhaddis ve tarihçi Ahteri Muslihiddin Efendi hakkında düzenlenen ilk toplantı olacaktır. Rabbimize binlerce şükürler olsun, bu niyetimizi bugün lütfeylediler.”

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek, iki üniversite arasındaki kardeşlik hukuku çerçevesinde D.P.Ü. İlahiyat Fakültesi ile böyle bir şeyi paylaşmaktan dolayı gurur duyduğunu ve sempozyumun başarılı geçmesini dilediğini ifade etti. Kendisinden sonra söz alan Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ahmet Karaaslan, konuşmasına milletlerin hafızalarıyla var olacağını, aksi takdirde varlıklarını sürdürme şanslarının kalmayacağını vurgulayarak başladı. Bir medeniyet olarak insanlık âlemine kendimizi sunmak ve dünyanın dertlerine deva olabilmek için, hafızalarımızın çok sağlam olması gerektiğini ifade eden Karaaslan, Ahterî, Farsça’da yıldız anlamına gelmektedir. Üniversitemizden başlayarak milletimizin üzerinde nice yıldızlar parlamaya devam edecektir. Ahterî bir ilk, bir semboldür. Evliya Çelebi, Sunullah Gaybî ve Ahterî başta olmak üzere isimlerini henüz bilmediğimiz Kütahya’nın, nice değerlerini yeniden insanların dikkatine sunmaya ve anlamaya gayret edeceğiz… Üniversiteler kuruluyorsa, şehirle, kültürle o yörenin lokomotifi olmaları gerekiyor. İşte bu görev bugün üniversitemiz tarafından yerine getiriyor”diyerek, emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.

Ahteri dönemine ışık tuttu

Son olarak Sayın Vali Şerif Yılmaz konuşmasında, Kütahya’yı kuruluşun ve kurtuluşun kenti olarak tanıttı. Vali Yılmaz, İlahiyat Fakültesi’nin bu kadar kısa bir süre içerisinde, hem kuruluşunu tamamlaması, hem de böyle bir sempozyumu başlatıp başarıyla gerçekleştirmesinin önemine vurgu yaparak tüme ekibe teşekkür etti.

Sempozyumun açılış konuşmalarının ardından; “Dil, Din Dili ve İlim Hayatımız” konulu panel gerçekleştirildi. Panele Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz başkanlık etti. TDK Üyesi Ahmet Kazım Ürün, Sabahattin Zaim Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Koç ve Uludağ Üniversitesi Emekli Öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Uludağ konuşmacı olarak panelde yerlerini aldılar. Panelin ardından misafirlere Sayın Vali Şerif Yılmaz tarafından hediyeleri takdim edildi.

Sempozyumun ikinci gününde, “Ahteri ve Dönemi”, “Ahterî-i Kebir” ve “Sözlük Geleneğimiz, Ahterî ve İslami Bilimler” başlıklı üç ayrı oturumda tebliğlerin sunumu gerçekleştirildi. Sempozyumun sonunda yapılan değerlendirmelerde oturum başkanı Prof. Dr. Mehmet Şeker, fakültenin bir yılını yeni doldurmuş olmasına rağmen adeta yıllara hitap edecek başarılı bir sempozyumu tahakkuk ettirdiğini ifade etti. Prof. Dr. Turan Koç ise, dilin önemine vurgu yaparak Ahterî’nin yalnızca Kütahya’nın değil, medeniyetimizin de bir yıldızı olduğunu belirtti. Oturumun diğer konuşmacılarından Prof. Dr. Ahmet Kırkkılıç, Prof. Dr. Mehmet Yalar ve Prof. Dr. Cağfer Karadaş, daha ziyade lügatiyle tanınan Ahteri’nin, müktesebatına uygun olarak fıkıh ve hadis gibi diğer alanlardaki eserleri hakkında da tahkik yapılması gerektiği üzerinde vurgu yaptılar.

Sonuç olarak Ahterî’nin eserlerini yetiştiği ortamı ve ders verdiği Haliliye Medresesi’ne dair kıymetli bilgileri içeren bu sempozyumun, şehir kültürüne ve ilim hayatımıza önemli katkı sağladığı yönündeki konuşmalarla değerlendirme oturumu sona erdi. Programı dâhilinde, ilk gününün akşamı, Rıza Tekin Uğurel ve ekibince (KÜMAKSAD) düzenlen profesyonel musiki dinletisi ve üçüncü gün tertip edilen gezisiyle bu bilgi şöleni taçlandırılmış oldu. Son olarak valiliğin konukların şerefine polisevinde verdiği yemekle etkinlik sona ermiş oldu.

 

Asiye Tığlı izledi ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2018, 16:01
YORUM EKLE

banner19

banner13