banner17

Hakikati kim arar?

Dücane Cündioğlu'nun metafizik soruşturmaları fizik kurallarını alt üst etmeye devam ediyor…

Hakikati kim arar?

Dücane Cündioğlu’nun 9 Şubat tarihindeki konuşması hayli doyurucu ve eğlenceliydi. Tarık Zafer Tunaya’daki programa azıcık geç gelenler her zamanki gibi oturacak yer bulamadı ve Dücane Cündioğlu’nu ayakta dinlemek zorunda kaldılar.

11798Cündioğlu konuşmasına belagatta bir kaide vardır, diyerek başladı. Bu kaideye göre konuşmacı konuşmaya başlayınca muhatapları konuşulanları tamamen anlamalıdır. Bu sebeple konuşmacı konuşmasını muhatabının seviyesine göre yapmalıdır. “Ancak ben konuşmamı muhatabımın seviyesine göre değil kendi seviyeme göre yapıyorum. Bu böyledir. Adamınızı tanıyın.” Cündioğlu’nun bu sözleri salondakileri rahatsız etmekten çok memnun etmiş görünüyordu. Zaten sürekli dinleyicilerinin ve okuyucularının yer aldığı salonda Cündioğlu’nun söylediklerini anlamakta problem çeken kimse yok gibiydi.

Cündioğlu her ne kadar böyle söylese de konuşması boyunca takipçilerinin konuyu daha iyi anlaması için geri dönüşler ve zengin örneklerle konuyu derinleştirip anlaşılır kıldı.

Konuşmasına hazırlıksız geldiğini söyleyen Cündioğlu konuşmasında “terk-i dava” kavramı üzerinde durdu. “Terk-i dava” demek nefsini terbiye edecek yolcunun iddiada bulunmaması demektir. Ama haklı olduğunu bildiği konuda da iddia sahibi olmamayı gerektirir terk-i dava.

Gençlere öğüt: Ukalalık yapın!

Yaklaşık iki saat konuşan Dücane Cündioğlu terk-i dava bahsini anlatırken gençlere de öğüt vermekten çekinmedi. Hem de ne öğütler. Ukalalık yapmanın gençlere çok yakıştığını ve ukalalık yapmanın gerekliliğini anlattı. Ukalalık Allah’ın gençlere verdiği bir lütuftur ona göre. Tutkularınız olsun, dedi. Tutku sahibi olmak beraberinde taassubu getirecektir. Taassup sanıldığı gibi itici ve kötü bir şey değildir. Taassubun kötü bir haslet olduğunu söyleyenler “dışarıdan” bakan insanlardır. Ferhat ya da Mecnun tutku sahibi ve bunun sonucunda taassup sahibi insanlardır. Ve bu durum akabinde şiddeti de getirir. Şiddet sizin yüzde yüz haklılığınızın doğal bir sonucudur. Yola böyle çıkılır. Sahih yolculuk sizin gibi düşünmeyenlerin ya geri zekalı ya da hain olduğu düşünülerek çıkılabilecek bir yolculuktur. Tüm büyük insanlar böyle yola çıkmayı göze almıştır.

Küçük çapta gerginlik…

Konuşmanın bir yerinde şiddetin düşüncenin haklılığının doğal sonucu olduğunu söyleyen Cündioğlu’na bir dinleyici tepki gösterdi. O zaman herkes kendini haklı görür diyen dinleyici, bunun sonucunda kargaşanın çıkacağını savundu. Ve Cündioğlu’na haklı olmanın ölçütünün ne olduğunu sordu. Dücane Cündioğlu kendinden beklediğimiz bir cevap verdi. Eskilerin bir ifadesiyle söyledi: “Kerameti kendinden menkul.” Aldığı cevaptan tatmin olmayan dinleyici salonu terk etti.

Hakikati kim arar?

Cündioğlu’na göre hakikate dokunmamış biri hakikati aramaz. Sahip olduğumuz şeyi kaybettiğimizde aramaya başlarız onu. O halde hakikat sadece onu kaybedenlerin aradığı bir şeydir. Ve hakikat yolcusu taassuplu, tutucu ve inatçı olmalıdır. Çünkü hakikatin aradığı enerji tutku derecesinde enerjidir.

Sözlerini bu minval üzere bitiren Dücane Cündioğlu’nun Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde dolu dolu geçen konuşmalarını kaçırmamanızı salık veriyoruz. Haberimizin başında da söylediğimiz gibi geç gelirseniz ayakta kalırsınız ve konuşmanın cazibesine kapılıp dinlemeden de gidemezsiniz.

Bu ay başka konuşma var mı?

Evet, bu ay Dücane Cündioğlu’nun bir konuşması daha var. Yine aynı mekanda, 23 Şubat’ta, saat 18.00’da…

 

Besim Bal ne güzel konuştu Cündioğlu dedi!

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2010, 16:41
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
m. fatih kutan
m. fatih kutan - 9 yıl Önce

dinleyicinin tepkisi sığ olmuş, ''o zaman herkes kendini haklı görür.''
şiddetten emperyalizmin ağzımızın içinde gezinmesini anlayan, ve farkında olmadan, bu yolla emperyallerin 'haklı' olduğunu bilinçaltına yerleştiren modern insancıkların, orada ete kemiğe bürünmüş tepkisiymiş o. şiddete evet denildiğinde, bunu diyen cündioğlu ise, cezayir'i düşünmelisiniz baylar, magrip'li çocukları, paris banliyölerini. teşekkürler dücane cündioğlu.

hayat ırmak
hayat ırmak - 9 yıl Önce

Modern dünyada biz ve siz yok, bireyler var, uzlaşamayan, eriyemeyen insanlar...Negatif ile pozitifin aynı kökten doğduğuna inananlar, eksiden güç devşirenler...

Bazen doğrular parlaması gerekirken tam tersine karanlık yayar etrafına.. Bu da uyanışa değil kör karanlığın yayılmasına yol açar..

birisi
birisi - 9 yıl Önce

habil ile kabil kıssasını hatırlatırım size...Kabil içindeki öfke ile şiddeti meşrulaştırdı. ve kardeşini öldürdü. Habil ise bile isteye şiddete maruz kaldı. şiddete meyyal olan her düşünce-ideoloji içinde kabillik barındırır. Tutku ile aşkı da birbirinden ayırmak gerekir. tutkuda saplatı vardır. Aşk da ise saplantılardan kurtulma ve yükseliş...

Yavru Kurd
Yavru Kurd - 9 yıl Önce

Dücane Bey sıksık irfandan da bahseder. söylediklerini irfan çerçevesinde değerlendirdiğinizde yaptıklarının irfandan âri olduğunu görebilirsiniz. o yüzden bir bey amcanın dersten çıkmasının sebebi hiç şüphesiz Dücane Bey'in irfasızlığının bir göstergesidir.irfanın adından çok güzel bahsedip kendinden uzak olduğu için o adamı derste ilmiyle alteden Dücane Bey bu haliyle irfanın sadece kendisinden bahsetmeye devam edeceğe benziyor.çünkü irfan o adamı o akşam derste tutabilmenin adıdır...BENCE...

Zeyli
Zeyli - 9 yıl Önce

Metafizik hakikatlar, bir ucu metafizik olan duygulardan bağımsız anlatılınca muhatabına da "dünya hapishanesinde" yaşayanların inlemeleri olarak geliyor....Birçok Veli zatın ilk yaptığı şey, "ben hapishanesinden" çıkmaktır eğer cehenneme sürüklenen koca kalabalıkları görebiliyorsa. Metafiziğin muhatabına yüklediği şey, yok olabilmektir eğer bir can daha kurtulacaksa....

Gülnihal Bimahal
Gülnihal Bimahal - 9 yıl Önce

Çok tuttum bu adamı; bırakmıyorum!

Talha Aydın
Talha Aydın - 9 yıl Önce

Adam her gün bas bas bağırıyor hızırın irfanı hızırın irfanı diye ama anlaşılan o ki sizler hızırın musa ile olan kıssasını dahi okumamışsınız. Eğer ki okusaydınız hergün siz bana dayanamazsınız diyen Dücane nin dayanamayanı huzurundan kovmasının hızırın irfanının adabından hatta esrarından olduğunu anlamış olur ve sukunu tercih ederdiniz. Evet bu zamanda da irfan rahatsız etmek hatta can acıtmaktır ki titreyiniz ve de kendinize geliniz. Üstaddan hata sadır olmaz şiarını nede çabuk unutuverdiniz

zeyli
zeyli - 9 yıl Önce

Her deli Veli değildir. Her sakallının dede olmadığı gibi. Çağın mecazla değil gerçeklerle dillendirilmesi doğru olandır. Sahnedekiler alkışlanır, ancak bilinmelidir ki sergilenen en sonunda bir oyundur....

banner8

banner19

banner20