Hadisler üzerine tefekkür ediyor muyuz?

Bir mevsim değil her mevsim kapısına vardığımız Rahmanımızın Sevgili Resulü için ne söylense, ne yapılsa, ne kadar sevilse ve anılsa yetmez.

Hadisler üzerine tefekkür ediyor muyuz?

 

Bir süredir uzak kaldığım Türkiye topraklarına yeniden kavuşmanın garip mutluluğunu yaşıyorum. Garip dedim, çünkü yüreğimi bıraktım da geldim gittiğim beldelerde. Kutlu yolculuk dönüşü bir süre evden çıkmadım, çıkmayı da istemedim. Dönüş sonrası münzevilik duygusuyla ve hasretimle baş başa kalmak istedim lakin bu sessizliğimi, TYB Kayseri Şubesi ve Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Öğrenci Konseyi’nin hazırladığı Kutlu Doğum Programı’na katılarak bozdum.

Programın başında, uzun yıllar Kayseri’de müftülük yapan ve hitabı ile gönüllere taht kuran Necmettin Nursaçan Hoca, Efendimizin sureti, sireti, ahlakı ve mucizesi olan Kur’an-ı Kerim hakkında divan edebiyatından şiirlerle süslediği bir konuşma yaptı. Konuşmadan sonra neyzen Mustafa Demir'in ney dinletisi ruhumuza huzur nakşetti. Ali Özkanlı, Muhsin İlyas Subaşı, Şeyhmus Çiçek ile birlikte gönül aynalarımızdaki Resulü, şiir diliyle öğrencilere sunduk. Afrikalı öğrenci Yahya Ndombo'nun okuduğu "Ben Seni Görmeden Sevdim" şiiri gözyaşlarımızı sağanağa dönüştürdü. Benim için tam da aklım, kalbim ve gönlümün takılı kaldığı kutlu yolculuk dönüşünün atmosferine uygun bir program oldu.f

Gülistana giren gül kokar elbet

Derya Dengiz Hanım’ın ve öğrenci konseyi başkanının güler yüzüyle karşılandığımız programda katılımcılar ve izleyenler için hadis-i şerif kartları hazırlanmıştı. Bu kartlar damağımızı tatlandıran güllü lokumdan daha güzel lezzetler sundu kalplerimize. Bana düşen hadis kartında “Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)” yazıyordu. Görünenden öte bir manası olan bu söz üzerine epeyce mütalaa yapmaya çalıştım. Evet, akıllı ve olgun bir mümin, din ve dünya işlerinde inancına aykırı olan işlerden sakınır, tedbirli ve uyanık hareket eder, bir defa aldansa/aldatılsa bile gaflete düşüp ikinci defa aynı hataya düşmez. Peki, ya düşerse akılsız ya da ham mı olur? Yoksa dünyalık işlerde gaflete düştüğü için imtihanı kaybetmiş mi olur?

Kendi kendime sorduğum bu sorulardan sonra, ilk etapta fani dünyanın işleri hakkında söylenmiş gibi algılanan bu sözün arkasında asıl olanın bir müminin âhirete ait konularda aldanmaması olduğu konusunda karar kıldım. Dünya işlerinde gafil avlanmanın mümin olmaya olumsuz bir getirisi olmayacağı kesin. Gafil avlanılan iş bir insanın oyunuysa ya tuzaktır ya da zan ki her ikisinde de aldanan kârlı çıkar. Tekrar tekrar aldanmamak mevzuunda, her insan, karşısındakini kendisi gibi bildiği için dürüst davranan, doğru konuşan bir insanın karşısındaki kişileri düzenbaz, dolandırıcı, yalancı vesair çirkin vasıflarla suçlaması bana göre çok zor. Çünkü her insan karşısındakini kendisi gibi bilir. İyilikle uğraşan herkesi iyi sanır, kötülükle uğraşan da herkesi kötü. Demek ki ebedi hayat yolunda ilerleyen insan, dünya geçidinden yürürken ahiret hayatını tehlikeye sokacak işlerden uzaklaşmalı ve yaptığı hatalara tövbe ettikten sonra yeniden aynı hatalara düşmemeli. Bana göre bu hadisin gizli manasında yatan buydu. "İki umre, arasındaki küçük günahların kefaretidir." hadis-i şerifince ve kutlu yoldan yeni gelmiş olmam hasebiyle bu sözü bana söylenmiş kabul ederek hadis kartını okumakta olduğum Kur’an mealinin arasına ayraç olarak koydum.

Gerçi bu hadis, Efendimizin Bedir harbinde esir aldığı ve Müslümanların aleyhine kimseyi kışkırtmayacağına ve kendisini hicvetmeyeceğine dair söz aldığı Ebû İzze namındaki şairin sözünden dönerek kışkırtma ve hicivlerine devam etmesi ve Uhud harbinde yine Müslümanların eline esir düşerek tekrar serbest bırakılmasını istemesi üzerine söylenmişti. Ancak bizler ayet ve hadisleri bizzat kendimize söylenmiş gibi alır ve sözlerin üzerine tefekkür edersek faydalanacağımız inancındayım.

Gülistana giren gül kokar elbet. Nasıl ki "Bağbân bir gül için bin hâre hizmetkâr olur.” Biz de dünyanın bütün yapıp ettiklerine karşılık duymamazlıktan ve görmemezlikten gelerek doğru bildiğimiz yolda ayağımıza takılan çakıllara ehemmiyet vermeden yürümeliyiz. Bir mevsim değil her mevsim kapısına vardığımız Rahmanımızın Sevgili Resulü için ne söylense, ne yapılsa, ne kadar sevilse ve anılsa yetmez. Ona olan bağlılığımızı içimizde yaşayarak ve hayatımızın her anında yaşatarak gösterebiliriz ancak. Allah hepimize Resulullahı böyle sevmeyi nasip eylesin…

 

Sergül Vural yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2013, 12:03
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13