Gençken Fuzuli divanını ezberlemiş

Şiirin Yolcuları'nın konuğu Cumali Ünaldı Hasannebioğlu idi. Şiiri, siyaseti, Struga Şiir Akşamlarını anlattı.

Gençken Fuzuli divanını ezberlemiş

Bursa Kültür AŞ sponsorluğunda Adem Turan ve Sıddık Ertaş’ın hazırlayıp sunumunu gerçekleştirdikleri “Şiirin Yolcuları”nın bu ayki konuğu şair, bürokrat, siyasetçi kimliklerini taşıyan Cumali Ünaldı Hasannebioğlu’ydu.

Bursa’nın en eski mesire yerlerinden biri olan Pınarbaşı Sosyal Tesislerinde düzenlenen program, şairin önce kısa özgeçmişinin verilmesi, sonra da şiirlerinden örnekler okunmasıyla başladı.

Şairin “Kükürt” adlı şiiri okunurken şair, bu şiirin aslında bir münacat olduğunu kayda geçirdi.

Şiir ve şiiri hakkında düşündüklerini anlatmaya başlayan Cumali Ünaldı Hasannebioğlu,  insanın sanatla ilişki kurmadan yaşayamayacağını söyleyerek şehirleri de aslında sanat ve sanatçının temsil ettiğini şöyle vurguladı:

“Aradan yüzlerce sene geçtikten sonra bir şehre girildiğinde, o şehirde ilk aranılan ve aslında ilk göze çarpan şeyler sanat eserleridir. Buna bakarak sanatın önemini anlayabiliriz.”

Cumali Ünaldı, Kalbim, Ey DivaneŞairin sanatla ilişkisi ne zaman başladı?

Kendisinin şiire ne zaman ve nasıl başladığı konusunda net olarak bir şey söyleyemeyeceğini kayda geçirdikten sonra Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, bu konuda şunları aktardı:

“Aslında toplumumuzun sanatla ilişkisi önce şiirle başlar. Düşünüldüğünde, maniler ve ninniler birer şiirdir aslında. Ben şiiri, okuma yazması olmayan annemden öğrendim. Fuzuli kimmiş, Yunus Emre kimmiş, ilk annemden öğrendim.”

“Bilinçli olarak okuduğum ilk şiir, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ‘Paramparça’ adlı şiiridir. Bu şiiri okumamın özel bir sebebi yok aslında. Sadece o denk geldi ve onu okudum.”

“Bizim zamanımızda çok kitap yoktu ve kitaba ulaşmak zordu. Emaneten aldığım Fuzuli Divanı’nın bir ay sonra geri isteneceğini öğrendiğimde, Divan’daki tüm şiirleri ezberledim. İyi ki ezberlemişim çünkü bu sayede ben şiiri öğrendim. “

Şairin hoşuna gidenler…

İnsanın kendisi hakkında, şairin şiiri hakkında konuşmasının güç bir şey olduğunu söyleyen Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, kendisini mutlu eden bazı olaylar olduğunu belirterek bunlardan birkaç örnek verdi:

 “Rahmetli şair Nazir Akalın Çerağ ile ilişkisini şu şekilde anlatmış,  ben bunu rahmetlinin vefatından sonra öğrendim: ‘18-19 yaşlarındayken Erzurum’da bir kıraathanede Çerağ adlı şiir kitabını gördüm, okumaya başladım. Kitabı bir daha bulamam endişesiyle oturup tüm kitaptaki şiirleri yazdım.’ Bu olay beni çok mutlu etti.

Yine Lütfü Şen şunu demiş: ‘ Gelenekten modernliğe geçişi anlamak için Cahit Zarifoğlu’nun ‘İşaret Çocukları’ ile Cumali Ünaldı Hasannebioğlu’nun ‘Çerağ’ kitaplarını okumak yeterlidir.

Keza Mustafa Özçelik lisede öğretmenlik yaptığı dönemlerde öğrencilerinin elinde ‘Çerağ’ı gördüğünü anlatır. İşte bunlar, bir insanı mutlu eden ve “bir şeyler” yaptığını hissettirten olaylardır.”

Şiir ve siyaset…

Şairin bir şey yaptığında, o şeyi iyi yaptığını söyleyen Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, şairlerin, sanatkarların siyasetle uğraşmalarının gerekli olduğunu söyleyerek şunu vurguladı: “Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç’tan beslenmeselerdi eğer, şimdiki gibi vizyon sahibi yöneticiler olmazdı.”

Cumali Ünaldı, Şiirin Yolcuları“Şiir - siyaset ilişkisini eskiden beri söylerim ben. Amasya’da yapılan bir toplantıda dinleyicilerden biri şöyle bir şey dedi ‘ Necip Fazıl bir zamanlar MSP’ye, bir zamanlar AP’ye, bir zamanlar MHP’ye yanaştı. Böyle yapmak doğru değildir, bunu nasıl açıklarsınız?’  dedi. Dediğim şu: Yanılıyorsunuz. Olan şudur: Sanatkâr sistemini belirlemiş, ilkelerini ortaya koymuştur. Bir zamanlar MSP, bir zamanlar MHP ve bir zamanlar AP, Necip Fazıl’a yanaşmıştır!”

Şiir ve gelenek…

“Geleneği inkâr, kendini inkâr demektir. İnsan ses ve sözle önce annesinde tanışıyor. Masallar, ninniler… Daha sonra türkülerle, şarkılarla, Yunus Emre ile, Fuzuli ile tanışır. “

“Türkülerimize baktığımızda aslında bunların birer şiir olduğunu görüyoruz. Kısacası, kültürümüz bizi bir yere getirmektedir. Getirdiği o yer de, kendini ifade etme biçimidir.”

Tüm uluslar kadîm kültürlerini koruyup gelenekle ilişkilerini sürdürürlerken bizde yaşanan Tanzimat -Cumhuriyet olayları bu gelenekle bağımızı sekteye uğrattı. Bu dönemler ciddi birer kırılmadır.”

Struga Şiir Akşamlarında yaşanan…

Struga Şiir Akşamlarına Türkiye adına Ahmet Kot’la birlikte katılan Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, “Dilin Kanlı Gömleği” başlıklı bir tebliğ sunar. Tebliğinde dilin ve şiirin toplumumuzdaki yerini anlatmak için babasına savaş açıp mağlup olan şehzadenin babasından af dilerken şiir yazarak dilediğini, babasının da onu affettiğini şiirle bildirmesinin başka kültürlerde rastlanamayacak bir olay olduğunu anlatır.

Burada yaşadığı ikinci olay da, bir fabrikada geçer. Sanatsever fabrikatör şairlere bir yemek verir. Yemek sonunda masalar kirli, çoğunluk alkollüyken herkes şiirini okumaya başlar. Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, sıra kendisine geldiğinde, şiirin soylu bir uğraş olduğunu ve bu ortamda şiir okunmasının doğru olmayacağını söyleyerek şiir okumayı reddeder. Onun bu sözleri üzerine önce buz keser ortalık ama sonra bu sözler ve bu tavır alkışlanır.

 

 

Fikri Özçelikçi haber verdi

Güncelleme Tarihi: 14 Mayıs 2011, 21:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
fata morgana
fata morgana - 9 yıl Önce

şairin paylaştığı ikinci olay,şiire karşı tavrımızın ne denli hassas olması gerektiğini harika bir şekilde yansıtıyor.haber için teşekkürler.

banner19

banner13

banner26