banner17

Genç kızlar kampta neler yaptık?

Geçen hafta Niğde/Çamardı Burç Kasabası'nda Genç Gönüllüler kamplardaydı.

Genç kızlar kampta neler yaptık?

Genç Dergi bünyesinde bir araya gelen ve beşinci yılının tadını çıkaran gençler kısa süreli bir durgunluktan sonra aldı başını gidiyor!

15 Nisan 2011’de Niğde/Çamardı Burç Kasabası’nda Genç Gönüllü Hanımlar ve Beyler Kampı yapıldı. Yirmi kişilik bir hanım grubu ve seksen kişilik bir beyler grubu oluşturarak Türkiye’nin dört bir yanından tam yüz Genç’i ortak bir derde davet etmek üzere kampa çağıran Genç Dergi müdavimleri kamptan memnun ayrıldı.

25965Genç Gönüllü ne yapar?

“Bu kamplarda toplanıp da ne yapıyorsunuz kuzum?” diyenlere samimi cevaplarım var. Genç Gönüllü bu kamplarda hiçbir şey yapmasa oturur çay içer, muhabbet eder, bir biriyle kaynaşır.

İstanbul’da, Konya’da ve Niğde’de katıldığım her iki kampta da Cuma günleri yavaş yavaş bir araya geliyorduk. Yeni tanışanlar, bir birini önceden tanıyıp da hasret gidermek üzere kucaklaşanlar, internet üzerinde muhabbet edip de “aa o sen miydin?” diye şaşıranlar… Bir birimizi sevmezsek giremeyeceğimiz cennetin aklen hesabını tutmaksızın, çıkarsız; aynı zamanda kalben birbirimize bağlanmanın tadı… Gönüllülük tam da burada başlıyor. Gönlü olmayan sevebilir mi?

Cumartesi günleri sabah dokuzda başlayan konferans tadındaki programlarımız akşam dokuza kadar sürüyor. Buradan bakınca “ne de sıkıcı” demek geliyor insanın içinden ama hayır, iş sizin bildiğiniz gibi değil pek; çünkü her bir konferansı yine gönüllülerin kendileri veriyor. Yani kampa gelmeden evvel kendisine verilen konu üzerinde elinden geldiği kadarıyla araştırma yapıyor ve burada bizimle paylaşıyor. Böylece hem o samimi ortam yakalanmış oluyor hem her birimize özgüven konusunda bir şeyler kazandırılıyor hem de bilgi paylaşımıyla adını duymuş olduğumuz ama hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir çok konuya değiniliyor. Bu cumartesilerden, gönüllü üç şey kazanarak çıkıyor: 1. Özgüven 2. Gönüllülük samimiyeti 3. Güncel bilgi.

Annelerimiz anlatıldı

Niğde Kampı’nda “Annelerimiz” isimli bir başlık altında Hz. Safiye annemiz anlatıldı. Her bir kampta başka validemizden bahsedilerek onları tanımayı, tanışıp yakınlaşmayı, belki örnek almayı hedef alan anlatım silsilesi oluşturuldu.

Ardından komşumuz olan Suriye hakkında bilgilendirildik. Daha sonra Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ezber bozan yönlerinden bahsedilen bir konferans. Biyolog bir ablamızın gıda katkı maddeleri üzerine, tıp öğrencisi olan bir arkadaşımız da tıbba ışık tutan ayetleri konu alan bir sunum yaptı. Ayrıca Osmanlı padişahlarının Peygamber sevgisi üzerine konuşuldu. Başka bir arkadaşımız Allah’ın, insanı bire bir muhatap aldığı sıcak ayetlere değindi. Ankara’dan katılan arkadaşlarımız 8 kez Avrupa Birliği Projesi yazmış ve iki tanesi kabul görmüş. Bu projelerin amacından, hazırlanışına tüm aşamalarından bahsettiler. Hepimiz gıpta ettik ve bizler de yazmak istedik.

Ankara’da şu an faal olan “Hastahane Projesi” Avrupa Birliği tarafından kabul görmüş ve gazetelere, televizyonlara dahi konu olmuş bir proje. Bir kararla başlayan yolculuk şu an ayrıntılarıyla not edilip, tasdik ve takdir edilen bir proje haline geldi. Böyle böyle giderken fark ediyorsunuz ki; bu kamplardan heybenize doldurduklarınız sizi bir günde bir çok konu hakkında bilgi sahibi yaparken “bilinçli Müslüman, bilinçli kadın, bilinçli eğitimci ve bilinçli anne” yapıyor. “Bir hanım, hem Peygamberini, hem tarihini, hem güncel yaşamdan örnekleri, siyaseti hem de teknolojiyi takip edebilmelidir.” Mantığıyla konferans başlıklarına yer veren organizatörümüz sayesinde konular geniş bir yelpazeye yayılarak anlatıldı. “Onca vakit anlatılanları dinlediniz, sıkılmadınız mı?” diyeceksiniz. Hayır, hiç sıkılmıyoruz.

25966

Pazar gününü ise gittiğimiz şehri gezerek, muhabbet ederek ve vedalaşarak noktalıyoruz. Bu üç günde, fark etmeden birbirimizin bir yanını tamamlayarak dönüyoruz evlerimize. Ümmet bilincimiz sağlamlaşıyor, fikir dünyamız genişliyor ve samimiyetimiz artıyor. Bu vasıfları taşıması gereken her Müslüman böyle ortamlardan içi huzur dolu olarak ayrılır zahir. Kendi adıma bunu gönüllülük rahatlığıyla dile getirebilirim: “Dertli bir genç olmak ashabı taklit etmektir. Bu taklit edişte hem taklit eden yücelir, hem taklit edilen sevinir.”

Derdi başından aşmış arkadaşları bekliyoruz

18 Mayıs’ta yapılacak olan Genç Şöleni’nde yine hem eğlenceli hem de değerli şeylerin yaşanacağı konusunda hiç şüphem yok. Yine hanımlar için yatılı kamp programı yapılacak inşallah. Katılmak isteyen yeni “derdi başından aşmış” arkadaşları bekliyoruz.

 

Özlem Balkan haber verdi

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2011, 22:15
YORUM EKLE
YORUMLAR
y
y - 8 yıl Önce

ee nasıl katılcaz?

gençgönüllü
gençgönüllü - 8 yıl Önce

Bize katılmak için buradan buyurun...
http://www.gencgonulluyuz.biz//news.php

banner8

banner19

banner20