Garaudy ile Donkişot birbirine benziyor

İstanbul Ticaret Üniversitesi Kitap Kritiği Atölyesi’nin geçtiğimiz günlerdeki konuğu Yıldız Ramazanoğlu idi. Yazar “Kırmızı” isimli öykü kitabı etrafında konuştu..

Garaudy ile Donkişot birbirine benziyor

İstanbul Ticaret Üniversitesi Kitap Kritiği Atölyesi’nin geçtiğimiz günlerdeki konuğu Yıldız Ramazanoğlu idi. Sık sık birbirinden değerli konukları ağırlayan atölye çalışması, üniversitenin Edebiyat ve Kültür Kulübü çatısı altında gerçekleştiriliyor. Atölyenin müdavimi öğrenciler belirlenen kitapları dikkatlice okuyup sohbet esnasında yazarlara sorularını yöneltme fırsatı buluyor. Atölye çalışması, yazar Yıldız Ramazanoğlu’nun Kırmızı isimli öykü kitabı ile bu dönemi kapatmış oldu.

Yazar kitabı hakkında konuşmaya başlamadan evvel çok önemli konulara değindi. Yakın tarihlerde yaptığı gezilerden edindiği tecrübelerini ve yaşadığı anıları öğrencilerle paylaşırkenki heyecanı bizi en çok etkileyen şey oldu.

Roger Garaudy ile Donkişot aynı yolun yolcusu

Kitabı hakkında sohbete başlamadan önce hem konuya giriş yapmak için, hem de az evvel bahsettiğimiz konular hakkında fikirleri bizlerle paylaşmak için kısa bir giriş yaptı yazar. Gençlerin zihinlerinin açık ve henüz kemikleşmiş kalıpların oluşmamış olmasından dolayı umutlu olduğunu söyleyen yazar, kendi ve kendinden önceki kuşakların bu fikrî olgunluğa sahip olmadığını belirtti. Ardından şu şekilde devam eti sözlerine: “Geçmişte yaşadığımız değişim ve gelişim süreci çok uzun süreye yayılıyor olmasına rağmen şimdilerde bu beş-on yıla kadar düşmüş durumda. Bununla beraber yaşanan olumsuz olayların, haksızlıkların, zulümlerin telafisi için insanların beklemeye tahammülü yok.

Uzun yıllar boyunca yapılan baskıların, kısıtlamaların ve ayrımcılıkların telafisi için her beş yılda bir tek ilerleme gösterilmesi, bütün bu sorunları ortadan kaldırmıyor. Öte yandan yakın tarihlerde gittiğim Londra Kitap Fuarı’nda bu tür sorunlarla ilgili çözüm arayışı içinde olan yerli ve yabancı yazarların istişaresi gerçekleşti. Ben henüz İstanbul’a geldiğimde Roger Garaudy anma programı düzenlendi.  Daha sonra çok daha yakın tarihlerde İslamcılık Sempozyumu düzenlendi. Bunlar ve benzeri çalışmalar beni umutlandırıyor.”

Yıldız Ramazanoğlu'na göre Roger Garaudy ile, Donkişot romanı ve karakteri arasında ciddi benzerlikler var ve bu benzerlikler dünya üzerindeki bir çok hatanın, kusurun, haksızlıkların düzeltilmesi için her insanın bu düşünürü ve romanı dikkatle incelemesi gerekiyor. Ramazanoğlu, Garaudy’nin iman ile umut arasında kurduğu ilişkinin gerek sanatın ve edebiyatın, gerekse ilmin diliyle açıklanabilir ve yayılabilir olmasının bizler için dikkate alınması gereken bir konu olduğunu belirtti.

Yaşanan sorunları çözmenin yolu kültürden ve edebiyattan geçiyor

Yıldız Ramazanoğlu toplumlar için ciddi bir sorun teşkil eden kültürel boşluğun ve uzaklaşmanın meydana getirdiği sıkıntıları şu şekilde açıkladı: “Bırakın uzak kültür ve medeniyetlerdeki insanları, aynı toprakları paylaşanlar dahi birbirlerinden o denli uzaklaşmış ki, hakkında bilgi sahibi olunmadığı birisi için sanki başka bir milletin insanıymış gibi muamele edilebiliyor. Bu kültürel uçurumun sonucu olarak bilmediğinin düşman olması durumu zuhur ediyor.

Uzun yıllar önce başlayarak halen devam ettiği şekilde kimsenin kimseye dokunmayıp ondan haber almayarak yaşaması ve bunun sonucunda ciddi bir ayrımcılığın oluşması söz konusu. Yaşanan savaşların, baskıların ve zulümlerin çözümü için o toprakların ziyaret edilmesi, orada yaşan insanlar ile istişarelerin yapılması gerekiyor. Bu sorun edebiyat alanında dahi aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Edebî toplulukların içinde bugün edebî bir kamu alanının oluştuğunu görebiliyoruz. Bence Hece Dergisi’nin bunu kırmış olması çok önemli bir şey. Dili Türkçe kullanan herkes bu dergide yazabiliyor ve hiçbirine sen Türksün, sen Ermenisin, sen Kürtsün şeklinde bir ayrım yapılmıyor. Bu tavır kültürel ayrımların ortadan kaldırılması için son derece önemli bir şey.”

Bu uçurumun sebebi o on saniyelik köprü geçişi değil

Daha sonra “Kırmızı” hikâyesi hakkında konuşmaya başlıyor yazar ve şunları belirtiyor: “Her hikâyenin bir başlangıç noktası, bir çıkış noktası var. Ben bu hikâyeyi yazmaya başlamadan evvel Küçükarmutlu semtinde yaşayan iki kız kardeşi ziyarete gitmiştim. Küçükarmutlu’ya giderken Etiler’den geçtik. Bu kısa seyahati yaparken kimilerince basit gibi görünen çok ciddi bir tramvatik durumu yaşamıştım. Etiler semtinin yaşam tarzı ile Küçükarmutlu’nun yaşam tarzı arasındaki fark bu hikâyenin temelini oluşturdu. Bir tarafta kişi başına düşen milli gelirin belki de otuz binleri bulduğu, insanların alabildiğine lüks yaşadığı bir güruh, diğer tarafta panzerlerin teyakkuzda beklediği, gecekonduların arasında ayağında terliği dahi olmayan çocukların oynadığı, eski yağ tenekelerine dikilmiş olan çeşitli bitkilerin bulunduğu bambaşka bir dünya… Üstelik bu iki dünyayı birbirinden ayıran sadece bir köprü ve birinden ötekine geçmeniz sadece on saniyenizi alıyor.” Elbette ki yazara göre bu uçurumun sebebi o on saniyelik köprü geçişi değil.

İstanbul Ticaret Üniversitesi önümüzdeki yılın güz dönemi ile beraber Kitap Kritiği Atölyesi kapsamında okumalarına devam edecek. Güvenlikteki arkadaşları ikna edebilen arkadaşlar etkinliklere ziyaretçi kartı alarak katılabilir. Herkesi Sütlüce kampüsümüzdeki etkinliklere bekliyoruz.

Abdullah Said Can haber verdi

Güncelleme Tarihi: 30 Nisan 2019, 22:57
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13