banner17

Frenk diyarında dağıldı çadırım!

Ez bütün çiçekleri, vandal diyelim sana; vandallığın yerde kalmasın, bir de madalya olsun boynuna ey Avrupa!

Frenk diyarında dağıldı çadırım!

Kim daha ilkel?

Avrupa’da genel yargı şudur: Sırplar en ilkel, Türkler hem barbar hem ilkel, Çingeneler ise dünya çapında ilkel, Arnavutlar ise eh işte!Çingeneler

“Çingeneler Zamanı” filminin müzikleri ve hüzne muttasıl havasını izleyenler pek severler. “Vengo” filmini izleyenler de İspanyol Çingenelerinin çadırlarına bir gün olsun konuk olmak isterler. Oysa Fransa, Almanya ya da İngiltere’deki Çingene mültecilerin kamplarına kimseler girmek istemediği gibi pek uğrayan da olmaz. Ancak, kamplara yakın bölgelerde bir suç işlendiğinde kolluk kuvvetleri apansız dalarlar Çingenelerin arasına, tuttuklarını götürürler merkeze.

Sarkozy’nin Çingene çeribaşıyla bıçak düellosu

Sarkozy, fuhuş ve çocuk istismarını bahane ederek yüzlerce kampı kapatma kararı aldı. Le Figaro’nun anketine göre de halkın yüzde yetmiş dokuzu sınır dışı edilmelere sıcak bakıyor. Bu anketi baz alarak Sarkozy’e şunu demek mümkün: “2010 yılına kadar fuhuş ve çocuk istismarı yoktu da bu sene mi oldu?” Bu soru fazla Demirel ağzıyla olsa da haklı bir sorudur. Ancak kazın ayağı öyle değil: Sağ oylara talip olan Sarkozy, Türk politikacılar gibi süt alacağı ineği bulmuştur. Hatta karıncayı sıkıp yağını çıkaracak kadar maharetlenmiştir. Zira 1929 yılında beş yüz bin Çingene’nin öldürülmesine göz yuman bir Avrupa vardır yanında. Mesela Çingeneler Yahudiler gibi değildir. Arka çıkanları yoktur. Ortaçağ’da Türk ajanı ya da cadılık, büyücülük bahanesiyle öldürülen Çingeneler “buçuk millet” olarak görüldüklerinden, saha kenarında top toplamaya ve kenara itilmeye mahkûmdurlar.

ÇingenelerSarkozy’nin emrini alan bir polis rahatlıkla bir Çingene’yi sürüklemekte, üstünün başının yırtılması, elinin yüzünün kan içerisinde kalması umurunda bile olmamaktadır. Hatta o Çingene kadının bebeği, annesi sürüklenirken ezilmekte ama polis acımasızlığın doruklarında “görevini” yapmaktadır. Zira Çingenelerin çeribaşılarının elinde bıçak yok ama Sarkozy’nin polislerinde otomatik silahlar var!

Efsaneler, Yahudiler ve Çingenelerin sahipsizliği

Çingenelerin bir yurdu yok. Romanya, Bulgaristan, Türkiye, Arnavutluk gibi birkaç Balkan ülkesinde nüfus yoğunlukları olsa da Yahudiler gibi kendilerine bir “arz-ı mevud” haritası çizecek efsaneleri kalmamış. Kalmamış diyoruz zira Hindistan-Pakistan arasındaki bölgeden bir şekilde dünyaya dağılan bu insanlar adeta doğuştan yurtsuzlar. Efsanelerden birinde güya Hz. İsa’yı çarmıha gerdikleri sırada kimse Hz. İsa’nın elini ve ayaklarını çarmıha çivilemek istemez. O zaman Çingeneler gelir ve çivileri çarmıha çakarlar. Yaptıkları karşılığında ise bir daha yurt tutamazlar, adeta sırtlarında bir beddua ile dolaşırlar dünyayı. İnsanın aklına, “Sarkozy Hz. İsa’nın intikamını mı alıyor?” diye sormak geliyor ama Sarkozy’nin peygamberini düşünecek kadar naif olmadığını biliyorum.Sarkozy

Almanya Başbakanı Merkel dahi Sarkozy’nin yaptıkları karşısında utanç duymuş olacak ki “Almanya’nın Çingene kamplarını boşaltmak gibi bir düşüncesi olmadığını” basın açıklamasıyla duyurdu. Avrupa parlamentosu ise Fransa hükümetini yaptığı hatadan dönmesi için uyardı. Ne kadar uyarırlarsa uyarsınlar hükümetler “oy kaynaklarını kurutmamak” için insanların soyunu bile kurutabilirler.

Avrupalılar bir gün monarşinin demokrasiden daha elzem olduğunu haykıracaklar dünyaya

Çingenelerin Avrupa’dan 21. yüzyılda sürülmeye başlanması aslında milli devletlerin hatta krallıkların yeniden ateşinin yanacağının ilk kıpırtıları. Zira Avrupalıların, dışarıdan gelenlerin nüfus ve nüfuz olarak artmalarına karşı tedbirler almaları, bir nevi kendilerini koruma refleksi. Bir gün Avrupa’daki seçimlerde Doğu’dan gelen milletlerin ittifakıyla o ülkeleri Avrupa kökenli insanlar değil de Asyalı, Afrikalı insanlar yönetiyor olacak. Bu tehlike karşısında Sarkozy vb. liderler adeta gözdağı veriyorlar: “Ülkemde çoğalamaz, Çingeneleryerleşemez, yaşayamazsınız; Fransa Fransızlarındır!” şeklinde formüle edilecek bir anlayış bu. Belki de yirmi otuz yıl sonra mutlak monarşinin demokrasiden, aile yönetiminin özgür seçimlerden daha hayırlı olduğunu anlatacak TV, internet, gazete bilirkişileri…

Avrupa, sahipsiz insanlarla başlıyor işe. Her ne kadar kınasalar da Fransız hükümetini, biliyorlar ki onlar da aynı dertle boğuşacaklar. Ağır ağır, derinden bir çare ile halletmeye çalışacaklar asimile edemediklerini ülke dışına çıkarmak için. 2. Dünya Savaşı’ndan aldıkları dersle öldürerek değil de süründürerek ve medyayı bu görüntüleri dünyaya servis etmesi için kullanarak insanların gözünü korkutuyorlar.Çingeneler

Avrupa’nın ortasında dağıldı çadırım!

Avrupa’ya giden bir Asyalı, Afrikalı ya da herhangi bir Çingene “çocuk istismarı, fuhuş ya da terörist” yaftalarını göze alıp yola çıkmak zorunda. Hatta sırtına ya da kucağına aldığı çocuğa, “çocuk bu” demeden sürükleyecek polisleri de hesaba katmalı.

Çingeneler eğlenceli insanlardır. İnsanlara yalan da olsa umut vermeyi, eğlendirmeyi, kalay yapmayı, bohçalarını açıp Pandora’nın kutusu gibi incik boncuk dağıtmayı, bıçak oyunuyla bile coşku meydana getirmeyi, gökyüzünü bir yorgan gibi üzerlerine çekip uyumayı bilirler. Çingenelerin çiçekleri, kâğıt helvaları, son zamanlarda arabalara takılan seyyar telefon şarjları var her ne kadar vatanları olmasa ve sahipleri yokmuş gibi görünse de…

Çingenelerin başı dertte; biz her ne kadar onları otobüslerde çok sesli ve küfürlü konuşurken duysak da, başları “insan hakları mahkemelerinin” temellerinin atıldığı memleketlerle belalı.

 

Zeki Bulduk, “Allah’ın Çingenelerinin yakasını zalimler bıraksa” diye âh etti

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2010, 16:37
YORUM EKLE
YORUMLAR
galatasaraylı
galatasaraylı - 8 yıl Önce

güç işte yine zayıfı ezmekten yana,kızılderililer,zenciler,çingeneler ve müslümanlar.işte dünya bu yüzden huzursuz,bir diğerinin ötekine yaptığı zulüm,ne hakla,hangi akla hizmet.İyileştireceği yerde alıp atmak nedir,çokmu zordur bunu yapmak,hem dünya onların tapulu malı gibi,parayı bulan silahı alan güç odağı luşturup,kendi gibi düşünmeyeni dışlıyorlar.Komşusuna bakan ayranına su katar,bunların hepsi böyle,bir zenci ile aynı otobüse binmeyen amerikanın yandaşları.Ellerinde kan,kir.
saygılarımla

Mehmet Sait Çakar
Mehmet Sait Çakar - 8 yıl Önce

Zeki abi, beni duygulandırdın. Mazlumun yanında yer alanlar senin gibi kalenderane cümleler kurarlar Zeki abi. İddiasız, böbürlenmeden, büyük büyük ülkeleri, ülküleri kurmaya, kurtarmaya yeltenmeden... Yürekten, Allah razı olsun abi, diyorum...

banner8

banner19

banner20