banner17

Filistinli bir esir neler anlattı neler!

Eymen Muhammed Ebu Halil, Ankara’da, İsrail hapishanelerinde neler yaşadıklarını anlattı, tüm salon buz kesti..

Filistinli bir esir neler anlattı neler!

 

Ankara'da 5-6 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen “Hasan El-Benna ve Müslüman Kardeşler” sempozyumuna katılan Filistinli bir mahkum Eymen Muhammed Ebu Halil… Konuşmasıyla hepimizin yüreğini acıtan, hüzünlendiren, içinde yaşadığımız hayatı bir kez daha sorgulamamızı sağlayan değerli kardeşimiz.

İsrail hapishanelerinde Filistinlilerin yaşadıklarını anlattı İsrail hapishanelerinde Filistinli esirler

Ankara'da böyle bir sempozyum olduğunu duyup hiç planda olmamasına rağmen gelmiş Ebu Halil. Sırf biraz daha bilinçlenelim, düşünelim, bizim gibi Müslüman olan bu ülkede neler yaşandığını öğrenelim diye… Ve anlatıyor Ebu Halil. İsrail hapishanelerini anlatıyor bizlere.

İlk 21 yaşında girmiş o karanlık koğuşa. İsrail askerlerini kaçırma suçundan… 18 yıl cezaevinde kalmış. "Cezaevi" dediğimiz kavramı açıklıyor bizlere: “2m'ye 3m'lik bir dikdörtgen oda düşünün, 2 penceresi var. Biri yemek, diğeri hacet gidermek için. Dışarıya, gökyüzüne, güneşe açılan bir pencere yok. Her yer karanlık. Şimdi bir iyileştirme yaptılar yalnız; artık 24 saatin 1 saatinde koğuştan çıkabiliyoruz. ‘Koğuştan dışarı’ derken açık havaya, yeşillik bir alana değil tabii ki de. 10m'ye 10m'lik başka bir üstü kapalı koğuşa.”

Cellatların sesinden daha yüksek çıkacaktır bizim bu sesimiz

Açlık grevlerinden de bahsediyor Eymen Muhammed. Şu an hapishanedeki çoğu kişinin bir tutam tuz ve azıcık su ile hiçbir şey yemeden yaptıkları protestoyu anlatıyor. Kendisi de yapmış bu protestoyu. “İlk başlarda günlerce aç kalabileceğime hayatta inanamazdım” diyor ama 20-30 gün civarında kolayca direnilebildiğini anlatıyor ve ekliyor “Cellatların sesinden daha yüksek çıkacaktır bizim bu sesimiz.”

“1-2 aylık ya da 1-2 yıllık bir süre değil, 10 yıldan fazla bir süredir bunları yaşayanlar var. Hasan El-Benna'nın düşüncelerini taşıyan, bir şeyleri değiştirmeye çalışan insanlar bunları çekenler. Ve bu kuşaklar boyu devam ediyor. ‘Teoriyle pratik arasında uçurum vardır’ diyor Seyyid Kutup. Hepimiz İsrail hapishanelerinde Filistinli esirlerSeyyid Kutup'u okuyoruz ama ne kadarını hayatımıza geçirebiliyoruz?” diye soruyor bizlere. Başlarımız yerde; gönlümüz, gözümüz hüzünlü. Bir şey diyemiyoruz.

10 dakikalık konuşması sonrası tüm salon buz kesti

10 dakikalık kısa konuşmasının sonunda amacının bizi suçlamak olmadığını, sadece bizim de sıkıntılardan haberdar olmamızı istediğini söylüyor. Hasan El-Benna, Seyyid Kutup gibi kahramanların adlarını yaşatmak için bu insanların hapishanelerde çürüdüklerini, bu insanları unutmamamız gerektiğini, onlar için gece-gündüz dua etmemiz gerektiğini de söylüyor. “Esirlere desteğinizi esirgemeyin” diyor ve düşüncelerle yalnız bırakıyor bizi.

Öyle bir etkiliyor ki Eymen Muhammed’in bu kısa konuşması tüm salonu, kaç dakika hareket edemiyoruz yerimizden.

Konferanstan geldiğimden beri “ne yapabilirim, gerçekten faydalı olabilecek ne yapabilirim” diye soruyorum kendime. Bulduğum birkaç cevap var, onlar da tatmin etmiyor ruhumu. Lütfen soralım kendimize, ne yapabiliriz/yapmalıyız?

 

Şeyma Arslan "ne yapmalıyız" diye soruyor

Güncelleme Tarihi: 07 Mayıs 2012, 15:35
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
habil ademoğlu
habil ademoğlu - 7 yıl Önce

bu guzel insanin soylediklerinden hic haberimiz olmayacakti belki uzunca bir sure burada yer almasa. dinlemek, okumaktan daha etkili olabiliyor olaylarin ciddiyetini ogrenmek acisindan. siz dinlediniz ve aktardiniz. siteye ve yazara cokca tesekkur.

zehra gümüş
zehra gümüş - 7 yıl Önce

günlük hayat meşgalesine öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi herşeyi unutuyoruz. dualarımız bencillikten kurtulsa, tüm dünyadaki müminlerin dertlerini kapsayıcı olsa mesela. dualarımızı esirgemesek bu insanlardan, bu azımsanacak bir şey değil. ara sıra haberlerde rastladıkça değil, her duamızda, her dara düştüğümüzde onları da hatırlasak. hatırlamak değil, unutmamak lazım.

Merve Toprak
Merve Toprak - 7 yıl Önce

hüznü ve sükûneti sesine ve yüzüne yansımıştı eymen muhammed'in. o anlattı herkes susutu, o anlattı herkes silkelendi, o anlattı herkes tefekkür etti. yürekten gelen sesi yürekleri hoplattı. geride bu sorular kaldı. dualarımız daima onlarla.

banner8

banner19

banner20