Filistin'in başkentine 'İsrail' diyor çocuklar

Kur'an kurslarında yaz dönemi sona erdi. Peki, gençler ne durumda? Önümüzde nasıl bir gençlik fotoğrafı var? Eslem Nilay Bozdemir yazdı..

Filistin'in başkentine 'İsrail' diyor çocuklar

 

Geçtiğimiz haftalarda yaz Kur'an kursları talebelerine veda etti. Yaz dönemi kursları kış dönemlerine nazaran kısa olmasına rağmen daha yorucu ve güç olabiliyor. Bu da kış talebesi olmak isteyen öğrencilerin ''kendi istekleriyle'' kursa gelmelerinden kaynaklanıyor genelde. Yazın ise ailelerin, ''Bir ay Kur'an kursuna gitsin de birkaç dua öğrensin'' niyetiyle çocuklarını zorla kurslara göndermesiyle verim düşüyor. Tabii bunda çocukları asla suçlayamayız. Aileler çocuklara namaz eğitimi vermeden, bir ay için gönderdikleri kurslarla çocukların birden değişip istedikleri kıvama gelmesinin hayalini kuruyorlar.

Sınıflarını belirlemek için yaptığımız mülakatlarda, 14-22 yaş grubu 300 öğrenciden kelime-i şehadetin manasını bilenler yarısı bile değil maalesef... Aile eksikliğin kendinde de olabileceğinden tamamen müstağni gördüğünde kendisini, o zaman da evladının suç ortağı beceriksiz hocaları oluyor. Hele bir de aile çocuğuna sene içinde, ''Bak sınavlarından yüksek not almazsan seni yazın havuza değil, Kur'an öğrenmeye gönderirim'' tehditleri savurduysa, o çocukların Kur'an-ı Kerim'e ülfet etmeleri zaten bir ayı bulabiliyor. Maalesef aileler o kadar bilinçsiz ki, ''Ben baş edemedim, alın bir de siz deneyin'' niyetiyle kurslara gönderilen yüzlerce çocuk var. ''Derslerinde başarılı değil bari bir Kur'an öğrensin'' düşüncesiyle kurslara gönderilen talebeler de cabası.

(+)

Tabii bu öğrencilerin kurallara karşı tahammülsüzlüğü ve isyankârlığı da fazla oluyor. Yatılı Kur'an kurslarındaki telefon yasağı, gençlerin en çok ihlal etmeye çalıştıkları ve zorla uydukları kural. Telefonunu emanet ile sorumlu hocaya teslim ederken ağlayanlar, bu sebepten türlü ihlaller yapmaya çalışanlar çok fazla... Telefona ve internete bağlı olarak yaşayan bir nesil var önümüzde... Sahabelerin isimlerini hatta sahabe kavramını bilmeyen ama sevdiği şarkıcının özel hayatını yakından takip eden, telefon markasına ve sosyal ağlarda paylaştıkları fotoğrafların beğeni sayısına göre itibar kazandıklarını düşünen, Efendimiz'in (s.a.v.) ''Gençlik delilikten bir şubedir.'' sözünün yansıması bir gençlik. Paylaştığı anların resmini çekip paylaşamadığı zaman eksik hisseden, yaşadığı anın hesabından çok insanlarca beğenilme, bununla beraber popülerliğe erişebilme hastalığına tutulmuş, hanımefendi olmayı eziklik olarak gören kendi tabirleriyle ''erkek gibi kızlar''... Ve çok acıdır ki, ağızlarında rahatça dolaşan küfürler...

İstikbalini görmek istediğiniz milletin gençlerine bakın

Diriliş köklerdeyse, önce anne ve babalar kendilerine bir çekidüzen vermeli belki de. Anne ve babaların sevgilerini yansıtmadığı, iyi aile ilişkileri olmayan talebeler hep başka bir sevgi tatmini içindeler. Bu arayışları da helal olanla örtüşmüyor maalesef...  Veli toplantılarında bazen sorunlu talebelerin anne ve babalarının kendilerini tanıtmalarına gerek kalmayabiliyor.

Tabii hep kötü değil örnekler. Kur'an'ın  yaşam rehberi olduğunu bilen, onu öğrenmeyi ömrüne yayan ve bu bilinci çocuğuna küçüklükten aşılayan ailelerin evlatları da geliyor kurslara... Hem de heyecan ve mutlulukla.

Osman Nuri Topbaş Hocamız bir sohbetlerinde, ''Bir milletin istikbalinin net görüntüsü, gençlerdir.'' demişti. İnsan maalesef korkabiliyor şu anki gençlere baktıkça. Yakın zamanda umut aşılayıcı, ''Ya Rabbi, bizi de onun gibi eyle'' duasında bulunduğumuz bir hanımefendi, bir genç de tanıdık. İyi timsaller de çok, şükürler olsun... Evet önümüzde bir Esma var. Hem de hak yolda haksızlığa boyun eğmeyen Şehide Esma var, ama bir de daha Esma'dan haberi olmayan binlerce genç sürükleniyor önümüzde... Nureddin Yıldız Hocanın kitabına da adını verdiği, ''işimiz vaktimizden çok'' sözünü aklımızda tutup ciddi bir gayret göstermeliyiz.

(+)

Her dönem öğrencilerimize zulüm altında olan İslam ülkelerinin tanıtımını yaptığımız bir program düzenliyoruz. Mavi Marmara'nın 1. senesinde İstanbul'da yaz talebelerimize ''Furkan Doğan'ı tanıyor musunuz?'' diye sormuştuk ve mescidde bulunan iki yüz talebe karşısında yalnız 10-11 talebenin elini kaldırması bizi büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. Sonrasında ''Mavi Marmara isimli yardım gemisini biliyor musunuz peki?'' deyince de maalesef bilenler ve bilmeyenlerin sayısı değişmedi. Bu yaz da “Filistin'in başkenti neresidir” sorusuna “İsrail” yanıtını veren gençler oldu. Bilmemeleri tabii ki sorun değil, hata değil. Ancak bunlar hep gündemlerinde hatta gençlerin de değil ailelerinin dertlerinde, yıllardır zulme uğrayan Müslüman kardeşlerinin olmadığını gösteriyor. Altı yaşındaki çocuğun rüyasında Filistinli arkadaşlarına oyuncak yardımında bulunduğunu görmesi, nasıl ailesinin hassasiyetinin kendisine in'ikasıysa bu bahsettiğimiz gençler de bunun eksikliğinden bu cahillikte.

İftihara vesile bir nesil

Efendimiz (s.a.v.) Kevser havuzunda ümmetinin çokluğuyla iftihar etmek istiyor. İftihar edebileceği, ümmetim diyebileceği nesil yetiştirme derdi ne mühim... Allah Teala Furkan suresi 74. ayet-i kerimede  ''قُرَّةَ أَعْيُنٍ'' göz aydınlığı diye tasvir ediyor istediği zürriyeti... İşte duamız ve  gayretimiz göz aydınlığı bir nesil yetiştirmek olmalı. Hasılı, işimiz vaktimizden çok. Rabbim her daim ''Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir.'' hadis-i şerifine muhatap talebeler ve ilmiyle âmil öğreticiler eylesin bizleri...

 

Eslem Nilay Bozdemir yazdı

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2013, 17:05
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
tespih
tespih - 6 yıl Önce

ben de geçen yıllarda bir kere ziyaret etmiştim mahallemdeki yaz kur'an kursunu. Keşke gitmeseydim dedim içimden o manzaraları gördükten sonra.. Tabi yazın evde oturmaktansa çocuklarla uğraşmayı angarya olarak gören imamların da burada payı büyük maalesef...

banner19

banner13