Fazıl, Kâmil, Şair Cem Sultan ve Trajik Hayatı Sempozyumda Konuşuldu

Cem Sultan, ince ruhlu, şair ve bilge bir şehzadedir. ''Cem Sultan ve Dönemi Sempozyumu'', hem Cem Sultan’a bir vefa, onu yeniden anma ve anlama vesilesi oldu; hem de kentin tarihî birikimini yeniden güncellemeye, söz varlığını anlamaya ve gelecek nesillere sunmaya dönük çok yönlü bir çabayı içeriyordu. Hilal Nur Kılıç etkinlikten notlarını aktarıyor.

Fazıl, Kâmil, Şair Cem Sultan ve Trajik Hayatı Sempozyumda Konuşuldu

Türkiye Yazarlar Birliği, Osmangazi Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından hazırlanan ve 16-18 Mart 2018‘de Bursa’da gerçekleşen Cem Sultan ve Dönemi Sempozyumu, Cem Sultan’a dair yapılan ilk sempozyum olma özelliği taşıyor.

Cem Sultan, ince ruhlu, şair ve bilge bir şehzadedir. Bu etkinlik ise, hem Cem Sultan’a bir vefa, onu yeniden anma ve anlama vesilesi oldu; hem de kentin tarihî birikimini yeniden güncellemeye, söz varlığını anlamaya ve gelecek nesillere sunmaya dönük çok yönlü bir çabayı içeriyordu.

Sempozyum 16 Mart’ta protokol konuşmaları ve açılış paneli ile Ördekli Kültür Merkezi’nde başladı. “Şiir ve İktidar” teması etrafında Cem Sultan anlaşılmaya çalışıldı. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Bilal Kemikli yaptı.

Cem Sultan denince, siyasî hayâtın mütehassısları trajik olaylarla dolu bir taht mücâdelesini, edebiyat tarihiyle meşgul olanlar Arapça ve Farsça ayrı ayrı dîvân oluşturacak derecede güçlü bir şâirin gayretini, kültür târihiyle alâkadar olanlar ise Saltuknâme isimli eserin gün ışığına çıkmasıyla ilgili rolünü hatırlarlar.

Konuşmacı olarak sempozyuma katılan Prof. Dr. Mustafa Kara da, Saltuk-nâme’nin derleniş hikâyesi bağlamında Cem Sultan’ın halk kültürüne olan ilgisine vurgu yaptı. Bahsedilen ilginin, henüz bir şehzade iken fayda vermesinin gençlere örnek olmasını temenni etti. Oturumun ardından “Sultan Bestekârlar” konseriyle dönemin mûsikî zevki de dinleyicilere sunulmuş oldu.

Cem Sultan’ın dramatik hayatı incelenmeli

17 Mart’ta, Seyyid Usûl Kültür Merkezi’nde ilk oturum yapıldı. “Cem Sultan’ın Dönemi; Siyasi-Sosyal Tarih” temalı oturumu M. Asım Yediyıldız yönetti. Konuşmacı olarak katılan Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü doktora öğrencileri Ahmet Molla Memet ve Edibali Karabıyık özetle şunları aktardı: “Bir medeniyetin büyüklüğü, askerî ve ekonomik olarak güçlü oluşunun yanı sıra sanat ve edebiyat alanında ortaya koyduğu eserlerle de ilgilidir. Sanat mahsullerinin gelişmesinde mühim rol üstlenen ortamlar ise saraylar, tekkeler, konaklar gibi muhitler olmuştur. Cem Sultan’ın muhiti de böyle bir merkezdir. Çileli ömrünün her safhasında gönlünü etrafındaki şairler ve kendi söylediği şiirlerle ferahlatmıştır. Cem Sultan’ın dramatik hayatı; evladını kaybeden bir baba, ömrünü vatanından uzak ve esaret halinde gurbette geçirip tamamlaması ve etrafındaki vefalı şair dostlarıyla incelenmeye ihtiyaç duymaktadır.”

Aynı konu kapsamında Cumhuriyet Üniversitesi Araştırma Görevlisi S. Bera Kemikli ise Cem Sultan’ın türbesinin hikâyesini anlattıktan sonra mimarisinden de bahsetti. Ayrıca Cem Sultan türbesini, 15. yy sanatçılarının tezyîni sanatları icrâ ederken geçirdikleri merhaleleri bilerek gezmek ve temâşâ etmek lâzım geldiğini zîrâ geleneksel süsleme sanatlarımızda kullanılan motiflerin salt süsleme amaçlı olmayıp simgesel iletişim amaçları da taşıdığını vurguladı.

“Fâzıl, kâmil, şâir bir şehzâde ise de, felek müsâit olmamış, mahvolmuş gitmiştir”

Cem Sultan’ın edebiyatla yakından ilgisinin bulunduğunu belirtmiştik. Edebiyatın ise bir mektep ve ortam ürünü olduğu çeşitli vesilelerle dile getirilir. Bu bilgilerin ışığında, Sâdettin Eğri başkanlığındaki ikinci oturumda, “Cem Sultan; Bir Şehzâde Şâir” teması işlendi. Oturum konuşmacılarından Yrd. Doç. Dr. Kenan Özçelik, Cem Sultan ve Edirneli Şâhidî arasındaki etkileşimden bahsederken Cem Sultan’ın da bu mektepten geçtiğini şu sözlerle açıkladı: “Cem Sultan’ın Cemşîd u Hurşid tercümesini bir şekilde Şâhidî’nin himmetiyle vücuda getirdiğini düşünmekteyiz. Her iki şâirin, söyleseler de söylemeseler de, üstatlarının Şeyhî olduğu da ortadadır.” Ayrıca konu vesilesiyle Cem Sultan’ın Farsça Dîvânından ve Fâl-nâme-i Cem Sultan’dan da bahsedildi.

Cem Sultan; gurbetin, firkatin ve hasretin şâiridir. Rodos şövalyelerinin elinde tutsak, Papa’nın zindanlarında mahkum geçirdiği bir ömrü vardır. Ama onu en çok tesir altında bırakan mesele, vatanından cüdâ kalmak olmuştur. Cem Sultan’ın bu yönü günün üçüncü oturumunda, Hatice Şahin’in başkanlığında, “Cem Sultan’ın Gönül Dünyası” çerçevesinde ele alındı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Olcay Kocatürk, Cem Sultan’ın gurbet hâlinin hissedilmesine vesile oldu ve hayat serüveni hakkında söylenilenleri şu ifadelerle özetledi: “Zâhirî şartlar bakımından Cem Sultan’ın yaşadığı ömür, tarih kaynakları ve şuârâ tezkirelerinde kaydedildiği üzere tam bir trajedidir. Bursalı şairleri anlatan son tezkire hüviyetindeki Ezhâr-ı Şemsî, bütün tezkirelerdeki Cem’e ilişkin bilgilerin hatimesi sayılabilecek hükmü veriyor ve Sultan Cem’in hayat macerasına yekûn hattını çekiyor: ‘Fâzıl, kâmil, şâir bir şehzâde ise de, felek müsâit olmamış, mahvolmuş gitmiştir.’”

Şiirlerindeki egemen temanın gurbet kavramı olmasının nedeni de böylece anlaşılmış oldu:

Bu gurbet câna gayet kâr kıldı

Ki âlemde beni bîzâr kıldı

Görüngerdûn-ı dûnun himmetini

Bu gurbetde Cem’i bîmâr kıldı.

Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi doktora öğrencisi Salih Yılmaz tarafından Cem Sultan Bibliyografyası ele alınarak oturum sonlandırıldı.

Günün değerlendirme oturumunda ise Prof. Dr. Mustafa Kara başkanlığında Bilal Kemikli, Kâzım Yoldaş ve Süleyman Eroğlu konuşmalarını gerçekleştirdiler.

Cem Sultan’ın trajedisi daha çok sanatla anlaşılabilecek niteliktedir

Sempozyumda sunulan tebliğlerden oluşan, editörlüğünü Bilal Kemikli ve Olcay Kocatürk’ün yaptığı ve Osmangazi Belediyesi’nin “Cem Sultan ve Dönemi” ismiyle yayınladığı kitap, sempozyum başlamadan önce ve sempozyum süresince katılımcılara ücretsiz olarak dağıtıldı.

Sempozyum, kapanış konuşmaları ve sonuç bildirgesiyle sona erdi. Sonuç bildirgesi kapsamında, yapılan çalışmanın daha çok Cem Sultan’ın eserleri merkezinde olduğu vurgulandı. Fakat Cem’in hayatı hakkında daha evvel denemesi yapılan piyes, roman ve hikâyelerin yeniden yazılması, filmlerinin üretilmesi gerektiği söylendi. Bu bağlamda çok önem arz edecek bir hedef gösterildi: Genç yaşta, bir rivâyete göre zehirlenerek öldürülen Cem Sultan’ın trajedisi daha çok sanatla anlaşılabilecek niteliktedir. İnşallah bu yönde sarf edilecek çabalara da şahit oluruz.

 

Hilâl Nur Kılıç

Güncelleme Tarihi: 23 Mart 2018, 12:25
YORUM EKLE

banner19