Fatma Şahin'in konuşmasından etkilendim

Salona vardığımızda henüz hangi programa geldiğimizi bilmiyorduk.

Fatma Şahin'in konuşmasından etkilendim

 

Sabah MÜSİAD’ta tanıştığımız bir ağabeyimiz bizi öğle vaktinde Feshane’deki bir programa davet etti. O gün Eyüp Sultan’da olduğumuz için, Bangladeşli kardeşim Müştak’ı da alarak programa iştirak ettik. Gittiğimizde tam olarak ne olduğunu bilmiyorduk. İçeri girdiğimizde Van’daki deprem mağduru ola bacılarımıza destek için kurulmuş bir kermesin içine düştüğümüzü fark ettik. Kalabalık bir insan topluluğu vardı.toplantı

Kapıda bir ablamız “Basın mensubu musunuz?” diye sordu. Biz de “dunyabizim mensubuyuz” dedik. Bizi basın masasına aldılar. Anadolu ajansından bir bacımız, Zaman gazetesinden bir bacımız, TRT’den yakışıklı bir kardeşimiz ve şen şakrak üç gazetecinin daha olduğu bir masaya oturduk. Masamız kürsünün yanı başındaydı. Bangladeşli kardeşim Müştak sakalıyla cübbesiyle, bu masaya güzel yakıştı. Ben de onu buraya getirerek bir takım kalıpları kırmanın zevkini yaşadım. Beklenen misafir gelene kadar gazeteci arkadaşlarla epeyce sohbet ettik. Bu sohbet esnasında bu toplantının birçok vakıf ve derneğin bir araya gelmesiyle organize edilen bir toplantı olduğunu öğrendim.

Derken Bakan Hanım’ın gelmesiyle yemeğe başlandı. Bakan Fatma Şahin Hanım’ın yanında Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu Bey’in eşi Sare Davutoğlu Hanım da gelmişti. O an her ikisine de “Allah razı olsun abla” demek geldi içimden… Çünkü her ikisinin de çok sade ve bizden tavırları vardı. Esasında ben on yıldan beri bir Bakan’ı dinlememiştim. Doğrusu ezberlenmiş, kalıp halindeki cümleler dinlemeye de pek meraklı değildim. Fakat daha önce televizyonda bile hiç dinlemediğimiz Bakanımızı dinleyince, gayet samimi ve içten bir konuşmaya şahit oldum.

Bakanımız paylaşmaktan, yardımlaşmaktan, dostluktan bahsediyordu. Üstelik konuşmasını dini temalar kullanarak yapıyordu. İyiliğe, güzelliğe, erdemli olmaya dair dersler vardı bu konuşmada. Ve şöyle bir konuşma yaptı Sayın Bakanımız:

Kimsesizlerin kimsesi olmalıyız

Bu çalışmada uzakları yakın etmek için İstanbul’daki vakıfları bir araya getiren, STK’ları hayırlı bir işte birleştiren kardeşlerime teşekkür ediyorum. Acıları azaltmanın yolu paylaşmaktır, kardeşliktir, dayanışmadır. Depremi yaşayan kardeşlerimizin yanında olabilmek için bugün buradayız. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak yeniden yapılandık. Kimsesizlerin kimsesi olmak, sessiz yığınların sesi olmak bizim birinci hedefimiz.

Değerli katılımcılar biz deprem günü de kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Çadırları tek tek dolaştık, ne ihtiyaçları varsa bunları tedarik ettik. Bakanlık olarak kırk bin aileyi ziyaret ettik, iki yüz elli bin kişiye ulaştık. İstanbul’dan Van’a baktığımız zaman neler yapılması gerektiği konusunda yorum yapmak biraz zor oluyor. Ama o çadırın, o konteynırın içine girdiğiniz zaman hala daha ne kadar çok şey yapılması gerektiğini anlıyorsunuz.

Biz eşref-i mahlukatız

Değerli katılımcılar, sevgili kardeşlerim, biz insan olarak eşref-i mahlûkat olarak diğer yaratılanlardan çok farklıyız. Aklımız, kalbimiz, vicdanımız... Bizim niçin bu dünyada olduğumuz sorusunu kendi kendimize sormamızı gerektiriyor. Bu dünyadaki her yapılan şeyin bir bedelinin ve bir hesabının olduğunu biliyoruz. Bu duyguyla baktığımızda Somali’de olmamak, Pakistan’da olmamak, Afganistan’da olmamak ya da Van’daki kardeşlerimizin yanında olmamak mümkün değil. İnsanlık bunu bize gösteriyor. İnsan olmanın manevi sorumluluğu bize bunu söylüyor.

Çok önemli bir geçmişimiz var. İnsanlık dersi vermiş bir tarihimiz var. Şimdi de yine hep birlikte bir kardeşler topluluğuyuz. Kuşkusuz ki kardeşlerimizin eline diken battığında onların acısını biz hissettiğimiz zaman millet olabiliriz. Ancak o zaman insan olabiliriz, gerçek manada mü’min olabiliriz. Bunu hissettiğimiz zaman bu dünyadaki sınavımızı çok daha kolay verebiliriz. Sevinci paylaşmak güzeldir ama en önemlisi acıyı paylaşmaktır. Bu toprakların özünde, mayasında bu vardır.

Bizler imanlı insanlarız

Değerli katılımcılar burada en önemli şey empatidir. Bugün onların başına geldi, yarın bizim de başımıza gelebilir. Yarın bizim başımıza geldiği zaman bizim de halimizi birilerinin sormasını istiyorsak bugün bizim onların yanında olmamız gerekiyor. Bizde güzel bir atasözü var; ne ekersen onu biçersin derler. Bugün ekme zamanıdır. Bizler imanlı insanlar olarak illa ektiğimizi bu dünyada biçmek zorunda da değiliz. Bizim öbür dünyaya giderken torbamızın dolu, sermayemizin yüklü olması gerekir. Yaptığımız şeyin öbür dünyada da bir karşılığı olduğunu biliyoruz. Bu duygularımızı kaybetmememiz gerekiyor. Kaybedersek bugün dolar zengini veya petrol zengini ülkelerin düştüğü duruma düşeriz.

Krizlerden çıkabilmede tabi ki siyasi irade önemlidir. Tabi ki ekonomik kalkınma önemlidir. Ama en önemlisi insanlık değerleridir. Bu değerlere sahip çıkmadığımız zaman, bu değerleri yaşamadığımız zaman, yaşatmadığımız zaman biz bu çıkmazlara düşeriz. O yüzden değerli kardeşlerim birbirimizin halinden anlamalıyız. Eksi on beş derecede bulaşık yıkayan kardeşimizin elinden tutup onun soğuğunu almalıyız. Onun üşüdüğünü hissetmeliyiz. Bu duyguları yaşattığınız sürece korkulacak hiçbir şey yok. Bize paylaşmanın güzelliğini yaşatan Yüce Mevla’ma şükrediyor, sizlere de teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2012, 01:18
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
lgbt
lgbt - 7 yıl Önce

sayın bakanın hoşgörüye takla attıran engin hoşgörüsünü biliyoruz.kadın ve aileden sorumlu devlet bakanı,birleşmelerinden hiç çıkan dolayısıyla hayata hayır diyen insanları toplantılara davet edebiliyor.selefinin neden kabine dışında kaldığını iyi anlamış olcak ki vazifesini güzel yapıyor.

banner19

banner13