banner17

F. Barbarosoğlu'ndan feminizme gol!

Türkiye'de kadın çalışma hakları düzenlemesinin 1868 yılına dayandığını biliyor musunuz? Fatma Barbarosoğlu anlatıyor.

F. Barbarosoğlu'ndan feminizme gol!

Sakarya, Mart ayı Kültür-Sanat etkinlikleri kapsamında, Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği programda önemli yazar Fatma Barbarosoğlu’nu ağırladı.

16 Mart günü gerçekleşen “Yeni Dünyanın Yeni Kadınları” konulu konferans, özellikle Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencilerinin büyük ilgisiyle karşılaştı. Ayrıca halka açık olduğu için, Sakaryalıların da katılımı üst düzeydeydi. Ben programa katılan beş-on erkekten biri olarak, notlarımı ve payıma düşenleri heybeme doldurarak oradan ayrılırken; mazereti olmadan, böyle bir organizasyonu “takmadığı için” orada olmayan hanım ablalara nazire yapmak istiyor ve kazançlarımı paylaşıyorum.

Kalbin var mı?

Konferans, oldukça samimi bir atmosferde başladı. Salona girerken, koltuklardaki misafirlerin yanına giderek onları selamlamayı ve hal-hatır sormayı ihmal etmeyen Barbarosoğlu, sonrasında sunumuna geçti. Katıldığı bazı programlarda, söylemediği sözlerin kendisine mal edilmesinden dolayı, hazırladığı bir metin üzerinden konuşmasını gerçekleştirdi. Fakat bir kâğıdı okumaktan ibaret, akademik ve soğuk bir konuşma olmadı bu; açılması gereken yerleri açtı, ekleme ve çıkarmaların gerektiği yerlerde gerekeni yaptı Barbarosoğlu. Canlı bir konuşma, ruha hitap eden bir söyleşi icra etti bir nevi… Daha sonra dinleyicilerin sorularını alarak konferansını sonlandırdı. O’nu anlayan, çabasını gören ve amacını bilen kişilerin çokça istifade ettikleri güzel bir program gerçekleşti…

İnsanları erkek-kadın, ev kadını-ev kızı şeklinde tasnif etmeyi doğru bulmadığını söyleyerek; bunun yerine ayrımın akıl baliğ olanlar - olmayanlar ve kalpli olanlar - olmayanlar biçiminde yapılması gerektiğini ifade etmesi, günün en güzel anlarından biriydi.

Fatma K. Barbarosoğlu, Cumhuriyetin Dindar KadınlarıOsmanlı’daki hiyerarşi… 

Yazar, “Yeni Kadınlar” ifadesiyle, günümüz kadınlarını değil Tanzimat’tan beri süregelen süreci ele aldığını ifade etti. Bugünün kadınlarını anlamak için o günün kadınlarını anlamak gerektiğine dikkat çekti. Modernleşmeyi masaya yatırarak, Osmanlı-Rus modernleşmesini kıyasladı. Örneğin Rusya’daki modernleşmenin “Nasıl daha çok Batılılaşabiliriz?” sorusu üzerinden, Osmanlı’daki modernleşmenin ise “Nasıl daha az Batılılaşırız?” sorusu üzerinden yürüdüğünü belirtti. Diğer yandan Cumhuriyet modernleşmesinin de, “dini paranteze alarak modernleşmek” savından hareketle ortaya konulduğunun altını çizdi. 

Modern öncesi topluluklarda hiyerarşinin soya-sopa ve ekonomik güce; Osmanlı’da ise dine bağlı olduğunu aktardı Fatma Hanım. Yani Osmanlı toplumunda yaşayan bir gayri Müslim, ne kadar zengin olursa olsun her zaman için bir Müslüman’dan statü olarak alt seviyededir. Tanzimat’tan sonra ise artık böyle olmamıştır. Herkes eşitlenmiştir. Üstelik eşitlik ilk başta kılık-kıyafet üzerinden başlamıştır. Artık Müslüman’ı diğerlerinden ayıran kıyafetler giyilmemektedir.

Yazarın anlattığı “fes giymeyeceğiz” isyanının, Müslüman erkeklerin gayr-ı Müslimlere benzememek için çıkardıkları bir başkaldırı olması; rahatça tayt gibi pantolonlar giyen, kılık kıyafet konusunda “benzerliği” gündeminden çıkarmış ve eski günleri nostaljik bulmaktan öte bir şey yapmayan, biz günümüz Müslüman erkeklerini düşündürmesi gereken nitelikte bir bilgiydi.

“Haydi kızlar okula” kampanyasını esasında Abdülhamit başlattı!

Kızların okula gitmesinin, ilk kez Tanzimat sonrasında ve Abdülhamit döneminde başladığını  duymak, dinleyicilerin dikkatini çekti. Kızların ebe olması da bu tarihten önce çıraklık şeklinde gerçekleşirken, bu tarihten sonra eğitimle gerçekleşmiştir.

Ayrıca “Darü’l Muallimat” adlı hanım öğretmen yetiştiren okulların açılış serüvenini de anlattı Fatma Barbarosoğlu. Kızların onca desteklenmesine karşın okula istenilen düzeyde talep olmadığı  görülünce, kızların erkek hocalardan eğitim almasının böyle bir çekince yaratıyor olduğu göz önünde bulundurularak; 1870 yılında ilk ve orta öğretim kız mekteplerine kadın öğretmen yetiştirmek amacı ile, Dar'ul Muallimat adıyla kız öğretmen okulları açılıyor.

“Hanım Üniversitesi” kurulsa?

Anlattıklarını, tarih bataklığına saplanmış cesetler olarak görmeyen; tarihi güncelleyen ve günümüze taşıyan Fatma Hanım, Darü’l Muallimat örneğinden hareketle bugünü konuştu. 2007’deki Seul ziyareti esnasında, çalışanlarından öğrencilerine kadar tüm fertlerinin hanım olduğu bir üniversitenin varlığına şahit olduğunu belirterek: “Aynı şeyi Türkiye’de gündeme getirsek ortalık yıkılır” cümleleriyle mevcut durumumuzu açıkladı.  

8 Martçıların önemsemediği mesele…

Fatma Barbarosoğlu, 1868’in çok önemli bir tarih olduğunu çünkü bu tarihte kadınların çalışma şartlarının düzenlendiğini aktardı bir de.

Kadınların çalışması  sorununun yalnızca günümüzün bir problemi olmadığını,  1897 yılında İstanbul’daki kibrit ve dokuma fabrikalarında çalışan işçilerin yaklaşık yarısının kadın olduğunu belirtti. Ve bu kadınların köylerden gelen, maddi durumu kötü, yurt şeklindeki barınaklarda yatılı olarak kalan kişilerden oluştuğunu ifade etti. Hatta bir kısmının çalışırken öldüğünü de söyledi. 8 Martçı kadınların, geçmişteki bu olayları önemsememesinin ise, ayrıca enteresan bir durum olduğunu anlattı.

 

 

Abdullah Yalnız dikkatle dinledi haber verdi

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2011, 20:13
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
G.gürbüz
G.gürbüz - 8 yıl Önce

fatma hanımla tanışmak nasip olmadı ama sayenizde gitmiş kadar olduk.aktarımlarınız için teşekkür ederiz.desbitleri yerinde her zaman ki..rabbim yar ve yardımcısı olsun

G.gürbüz
G.gürbüz - 8 yıl Önce

ne derlerse desinler .hanım ünivasitesi istiyorum.
ey abdulhamit ! seni anlamak herşeyi anlamaktır.

necip aşık
necip aşık - 8 yıl Önce

haydi kızlar okula kampanyasını Abdulhamitin başlattığını söylemek golün atıldığının değil yenildiğinin bir göstergesidir. feminizme gol atmak söylemi de son derece üzüntü verici. bu kompleksli tavırları ne olur atlatalım artık.

hatice hiranur tüfekci
hatice hiranur tüfekci - 8 yıl Önce

Benim can Fatma Ablacım yine bu güzel atılımlar senden çıkmış :) fotoğrafını görmeden hanım üniversite başlığından aklıma gelen ilk isim oldun. Maşallah yine samimi hallerin yazıya aktarılacak kadar efsunlamış ev sahiplerini. Başarılar dilerim...

orhan erdi
orhan erdi - 8 yıl Önce

abdullah yalnız golü yemiştir.

yusuf temizcan
yusuf temizcan - 8 yıl Önce

teşekkürler abdullah yalnız iyi tesbitler yapmışsın..

hamide tezcan
hamide tezcan - 8 yıl Önce

'böyle bir organizasyonu “takmadığı için” orada olmayan hanım ablalara'

bazı dünyabizim yazarlarından bazılarının hanımlara ders verme, öğüt verme kaygısını anlamakta zorlanıyorum. orada olmayan beyefendilere selamlar.

Abdullah Yalnız
Abdullah Yalnız - 8 yıl Önce

"mazereti olmadan" kısmını da görseydiniz, alıntınıza alsaydınız keşke. Ayrıca amacım kimseye ders vermek değil, hep birlikte ders almaktı bu konferans "ders"ten. Açıklamam gerektiği için yazdım bu yorumu.

Bir de başlığı Asım abi atar, "feminizme gol" şeklinde, ama yorumlarda golü Abdullah yer. Olsun, sıkıntı yok :) G Y Y n i n a ç ı k l a m a s ı: Abdullah kardeş, gol filan yediğin yok. Fatma Hanımın aslında gol yediğini söyleyenler var, buna cevabımız şudur: Biz yediğimiz gollarden bahsetmeyiz! Atacağımız gollere bakarız! Bu yediğimiz golü görmediğimiz anlamına gelmez. Kol kırılır yen içinde kalır!


banner8

banner20