banner17

Eyüb El Ensari huzurunda kavga

Elbette insanlar onu ziyaret etmeli, elbette onu ziyaret farklı ama biraz edeb de lazım giderken ona...

Eyüb El Ensari huzurunda kavga

Geçenlerde soluğu manevi bir atmosferi olan mekânlarda aldık. İlk durak Nakş-ı Kadem’i ziyaret olurken, ikinci durak Eyüb El Ensari’nin yurdu oldu. Hayatın hengâmesinden bir nebze olsun sıyrılıp rotamızı çevirirken Peygamber dostunun evine, karşılaştığımız manzara geçen yıla nazaran daha bir artış göstererek boğucu hayat statüsünü çoktan içine almış gibi görünüyordu.Eyüp el Ensari

Bu kalabalık kimlerden oluşuyor?

Sükûnet yerini çoktan kalabalığa devretmiş. Avlu tıklım tıklım dolmuş taşmış… Müthiş bir kalabalık… İnanılmaz bir izdiham… Sanki mankenlik ajansı başvurularının yapıldığı bir mekân oluvermiş. Görür görmez öfkeyi, siniri, hüznü ve gözyaşıma hâkim olma duygularını bir anda yaşarken, gözlerimle etrafı süzmeden de edemiyordum. Gelinler, damatlar ve akraba-i taallukatı, sünnet çocukları ve davetlileri, transparan tüllü kıyafetler, lolita tarzı kızlar, yeni yürümeye başlamış çocuklara gelinlik giydirme huyumuz, o hengamenin arasında gözlerimi kamaştıran allı morlu makyaj geçitleri… Salon kıyafetleri ile yaşını oldukça büyütmeye çalışan genç kızlar, spor tarzı kıyafet tercihleri ile vücutlarını gayet güzel sergileyip yaşlarını küçültme çabalarında olan büyükler… Gel gelelim herkes halinden memnun! Sözüm ona memnun olmayacakları bir durum yok hani! Toplumda sorgulanmayan, gelenekselleşmiş haller bunlar.

Onca kalabalık türbeye girme gayretindeyken, aradan girebilir miyim planlarımı geride kaldı ve kalabalıktan nefes alamayışım yaptığım planları suya düşürdü. Bu, ziyaretimi biraz sonraya ertelememe ve camiye girmeme vesile oldu. Camiye girdiğim vakit huşu ile namaz kılacağım bir köşe ararken, camiyi yatakhane zanneden ahali ayaklarını kıble hizasına uzatarak horuldarken, bulduğum köşede namazımı kılmaya çalışıyordum. Bütün vesveselerden uzaklaşmayı dilerken… Nitekim bunu da başaramayarak, yanıma gelen iki genç kızın fiskos sohbetini kıyamda, rükûda, secdede dinleyerek, bende dâhil olarak o sohbete namazımı heba ediyordum. Kıyafet analizleri, enteresan hırsları, çanta-ayakkabı-rekabet muhabbeti ile namazım esnasında bana “toplum dini” hadisesini hatırlattı bana onların fiskosu. Eş-dost ve akrabaya rezil olmama çabasına bürününce bu iki genç kızın muhabbeti, ben de Kur’andaki derinliğe dayanıp, ilmimin izin verdiği ölçüde meta ihtiraslarına kökten bir çözüm getirerek şu ayeti kelimeyi okudum:

“Ey inananlar, bir topluluk diğer bir topluluk ile alay etmesin, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesinler, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın. İnançtan sonra yoldan çıkmak ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse onlar zalimlerdir.” (Hucurat suresi 11. ayet.)

Eyüp el EnsariTürbe içinde kavga

Eyüb El Ensari’nin kabr-i şerifini ziyaret ederek ruhaniyetinden hissedar olmayı ve ziyadesiyle ahsen-i takvim mertebesine ulaşmayı umut ederek camiden çıktım. Başımı kaldırıp baktığımda değişen hiçbir şey yoktu. Değişen tek şey gelinler, damatlar, sünnet çocukları. Salona girecekler belli, düğün sahipleri belli, boyalı cilalı kızlar, abartılı kıyafetler, arada göz göz parlayan havuz önündeki flaşlar… Kim bilir belki de bu renkli(!) tablo bu mevsime hastır.

Eyüb El Ensari’nin huzuruna yol alırken, Medine-i Münevvere’de Ravza-ı Mutahhara’ya gidiyormuşçasına olan tavrım, içeriye girdiğimde karşılaştığım manzara ile hüzne büründü. Sünnet çocuklarının ezilen pelerinleri ile çıkan tartışma yerini kavgaya bırakıverince, gözler önünde kuaförde yapılan zahmetli saçlar ellere dolanınca, olaya müdahale etmek için içerden hışımla gelen imam Arapça olarak Kur’an’ın şu ayetlerini okuyarak sükûneti sağladı. Akabinde mealini okumayan imam gözlerini süzerek birinin bu ayet-i celileyi açıklamasını beklerken, dudaklarımdan dökülen meal, içimde biriktirdiğim sinir, öfke, hüzün duygularını gözyaşı vuslatı ile arındırdı: “Ey inananlar, sesinizi peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın ve birbirinize bağırdığınız gibi ona bağırmayın. Yoksa siz fark etmeden amelleriniz boşa gider.” (Hucurat suresi, 2.ayet)

Eyüb El Ensari yurduna varmadan evvel yapmış olduğum manevi planlarım, yerini filmleri aratmayacak bir gösteriye bırakınca daha rahat bir zamanda planlarımı yapmaya ahdettim.

Tekrar görüşmek ümidiyle esselamü aleyküm ve rahmetullah ey Peygamberin ev sahibi!

 

Hatice Tüfekçi, “sakın terk-i edebden…” diyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Eylül 2010, 16:46
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
takılmayan hasan
takılmayan hasan - 8 yıl Önce

Sorun Mahmutpaşa'da, Kapalıçarşı'da düğün alışverişinden sonra,Eyüp'te dua etmeye mi gitmekte.Şu mantığı anlamıyorum:"Ne kadar ayıp".Hırka-iŞerif olsun,bu mekan olsun,buralar sembol yerlerdir.Ve de herkesin cenaze namazı kılar gibi orda durmalarını bekleyemezsin.Çünkü hayat imkanı arıyor insanlar orda.Yeni bir yola çıkıyorlar,dertleri için dua edenler var.

Hatice hanım bence mesele,orda bi tek sizin rahatsız olmanız.O kalabalıkta kimse kimsenin umurunda değil.

tuğba
tuğba - 8 yıl Önce

okurken tüylerim diken diken oldu gerçekten hiç hoş olmayan bi durumla karşılaşmışsınız. . Gözlerini kapatsa da insan görmeden edemiyor işte. . haftada ziyaret etmeye çalıştığım ve ömrümü geçirmek istediğim tek yer Eyüp. . .

Ubeydullah
Ubeydullah - 8 yıl Önce

Sayın yazar Hatice Hanım Tebrik ederim birçok yazınızı takip ediyorum ama öyle ki Eyüb El Ensari yurdundaki gözlemleriniz beni hayrete düşürdü nitekim bahsettiğiniz saygı çerçevesinden insanlar birhaber! Peygamberi gören gözlerin huzuruna gidiyorum diyebilmek bilincinde yazılan bir yazı olarak algıladım yazınızı. Dünya Bizimde buluşmak ümidiyle. Takipteyiz. Vesselam.

RAGIP
RAGIP - 8 yıl Önce

Hadise üzücüdür. Ama enden görülen bir durumdur.... Burada asıl sorun şu.. Ben eyüpte yaşıyorum ve her namazı sultanımızın huzurunda kılma şerefine kavuşuyorum. Orada vazifeli olan türbedarlar yüksek sesle insanlara bağırıp çağırıyorlar...Bence bunu eleştiri konusu yapmalısınız

Esad Eseoğlu
Esad Eseoğlu - 8 yıl Önce

Elinize sağlık Hatica Hanım. Fakat cami'nin işlevleri hususunda tam bir Türkiyeli gibi düşünüyorsunuz galiba. Hani sadece 'namaz kılınan mekan' olarak addedilir ya ülkemiz müslümanlarınca cami. Halbuki Camide uyulur da, ders de verilir birileri kenarda namaz kılarken. Ya da ders verilirken kenarda birileri uyur, birileri namaz kılar ve birileri de, ne bileyim camide yapılamaz dediğimiz birçok şeyi yapabilir.Camiler her şeyimizdir yani. Acizane düşüncelerim, vesselam.

murat
murat - 8 yıl Önce

gerçekten çok abartılı bir yazı.türbelerin akaid açısından riskini kavramamış yazar.mezar ziyaretiyle ilgili insan yazı yazdı mı şirk unsuruna dikkat çeker ve temel esprinin ölümü hatırlamak olduğu belirtilir. burada ise klasik dindar tipimizin yansıması olarak türbelerden dindarlık, maneviyat vs yansıtılıyor.

tuna
tuna - 8 yıl Önce

esad bey; camide tabi ki ibadet harici şeyler yapılacaksa,mesela uyumak, bir adabı olmalıdır. maalesef eyüp sultan'da ayaklarını kıble yönüne uzatarak uyuyan insanlar var. uyunacaksa -ki bence pek doğru değil- bir köşeye çekilinip -hani ölmeyecek kadar yemek denir ya işte o kadar- uyunur.

Esad Eseoğlu
Esad Eseoğlu - 8 yıl Önce

Murat Bey'in söylediğini söylemek, galiba 'cami'nin işlevini hatırlatmaktan önce gelen bir durum. Kendileri belki de en can alıcı noktayı yakalamış oldular, katılmamak,desteklememek elde değil. Tuna Bey, benim yorumuma tam anlamıyla şekil vermiş oldunuz açıklamanızla. Size de teşekkürler.

banner8

banner19

banner20