Esther Milli Gazete'yi inceledi!

Milli Gazete'deki fetva köşesi, sorulan sorular ve verilen cevaplar itibariyle, bir sosyoloji kitabına konu oldu..

Esther Milli Gazete'yi inceledi!

Milli Gazete, yayına başladığından bu yana fetva köşesi yayınlanmakta. Bad Hamburg’da doğan Esther Debus da, Milli Gazete’nin 1981 yılına ait olan Yusuf Kerimoğlu’nun fetvalarını incelemiş ve bu fetvaları tez olarak sunmuş: Türkiye Cumhuriyeti’nde ‘Fetva Müessesi’ Çerçevesinde Milli Gazete’de Yayınlanan Fetvalar

Milli Gazete'de Yayınlanan Fetvalar, Esther Debus
(+)

Kitapta, Milli Gazete’sinin fetva köşesinde ne türden soruların sorulduğu ve bunlara nasıl cevapların verildiğini ortaya koyuyor. İnsanların dünya ve din ile ilişkileri göz önüne alınarak kişilerin din ile ilgili soruları inceleniyor burada. Din dışındaki değerlendirmenin fetva olmadığını öne süren Debus, onların daha çok öğüt ve bilgi vermek olduğuna dikkat çekiyor.

Fetva nedir?

Debus, kitabında fetvayı şu şekilde açıklamış: “Fetva, bir sorunun dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, bir müftü veya başka bir yetkili fakih tarafından verilen şeklî bir belgedir.”

Türkiye, laik düzenle beraber farklı bir yaşam tarzını seçti. Bu da insanlarda sorular ve sorunlar oluşturdu. Çünkü insanların bu farklılaşmayı anlayamaması onların kafalarında bir takım sorular doğmasına sebep oluyor. Bu farklılaşma gündelik yaşamda pek çok sorunu da beraberinde getirdi.

Fetva köşesine gelen sorular nasıl dağılıyor?

Belli bir dönemde herhangi bir müslüman ülkede verilmiş olan fetvaları dikkatle okuyan bir okuyucu, ülkesinde yaşayan toplumun yaşamına ve yaptıklarına dair bilgi sahibi olabiliyor. Bu fetva köşesinde de, sorular İslam hukuku ve günlük yaşamdaki dinî uygulamalarla ilgili. Soruların ancak %5’ini kadınlar sormuş, kalan kısmını ise erkekler. İllere göre dağılım ise illerin gelişmişlik düzeyleri ile ilgili. Gelişmemiş illerden çok az soru geldiğini görüyoruz.

Soruların türü şöyle: “genel meselelere yönelik kişisel olmayan sorular”, “genel meselelere yönelik kişisel sorular” ve “kişisel soruların ayrıntılı tasviri”... Soruların konu dağılımı ise genel manada şu şekilde: ibadet, inanç ve İslam hukuku, evlilik ve aile sorunları, günlük hayat ve boş vakit, felsefe ve bilim, ticaret ve ekonomi, gelenek ve halkın adetleri, ceza hukuku ve gayrimüslimler...

Kısaca nasıl fetvalar verilmiş?

Yenilik din meselesinde tehlike olarak görülmektedir; çünkü yenilikleri bid’at olarak değerlendirmektedir İslam hukuku. Mezheplerle ilgili tartışmaya kesinlikle karşı çıkmaktadır. Buna katılmanın bid’at olduğunu söylemektedir. İbadetle ilgili enteresan olan şey, çok sayıda soru sorulmasına rağmen bu konu üzerinde çok durulmamıştır. Sebep olarak şunu öne sürmektedir; geçmiş dönemlerde bununla ilgili soruların çok olması ve bunun cevaplarından yararlanılması gerektiği...

İbadetin temeli olan namazın insanı şeytanî vesveselerden, kirli düşüncelerden uzak tuttuğundan bahsetmiş. Ancak ihtiyarının dışında gelen şeylerden kişinin mesul olmadığını; bunun için Rabb’e sığınması ve dua etmesi gerektiğini öne sürüyor.

Gazetenin fetva köşesi ayrıca İslam’ı; tüm toplumu, yani bütün insanları hedef alan bir din olarak tanımlıyor ve ferdiyetçiliğin yani bireyselciliğin daha çok batı felsefesinin, batı dünyasının görüşü olduğunu açıklıyor. Gazetede bazı soruların kafa karışıklığına neden olmaması gerektiği üzerinde durulmuş.

Gazetede nüfus planlaması üzerine de fetvalar var. Devletin bu konuda yanlış kararlar vermiş olduğunu savunuyor. Yani dinle bağlantısız bir şekilde davranıldığını öne sürmektedir. Ve bu durumda devletten bağımsız olması gerektiğini söylüyor. Kürtajla ilgili kesin fetvaları vardır ve bu konudaki tavrı nettir.

İnsanlar kendilerini düzeltmeye çalışıyor

Gazete, halkın büyü hakkında yanlış bilgilere sahip olduğunu sorularla göstermiş ve bunu açıklamıştır. Doğru olarak kabul edilen çoğu bilginin aslında bid’at olduğunu ve bunun insanlar üzerinde genel bir hal aldığını gözler önüne sermektedir. Gazete insanların o konulardaki eksikliklerini görmüş, fetvalarla bunu düzeltmeye ve insanlara yol göstermeye çalışmıştır. Debus, dinle alakalı olmayan bazı şeylerin sanki dinin bir parçası olarak insanlara nasıl gösterildiğini, olayların nasıl geliştiğini yansız bir şekilde değerlendirmiştir.

Ben bu konunun üstünde durulmasının sebebini, kişilerin inançlarındaki zedelenmişliği düzeltmeye çalışmalarının bir göstergesi olarak değerlendiriyorum. Kişilerin bu konu hakkında soru sormasını ise dinle alakalı, insanların ileriye doğru bir adım atması olarak değerlendiriyorum. Yani kişi yanlış bildiğinin farkına varmış ve bunu düzeltme noktasında bir adım atmıştır. Bu da öğrenme ve yanlış bildiğinden vazgeçme şeklinde olmuştur. Öğrenerek ve yanlış bilgiden kurtularak kişi inancı ile olan bağını güçlendirmiştir.

Aileye dair fetvalarda neler var?

Aile ve akrabalar konusunda fetvalar vurgulanmış ve bunların hassasiyeti noktasında durulmuş. Dinde ailenin önemli olduğu vurgulanmış. Ailenin çocuk üzerindeki etkisi vurgulanmış ve bu noktada fetvalar verilmiş. Çocuk yetiştirmede annenin önemi üzerinde durulmuş. Bu önemin de ailenin toplumun en önemli yapı taşı olmasından kaynaklandığı vurgulanmış. Bunun için de din algısını sağlamlaştırma yoluna gidilmiştir. Ve ailenin önemi vurgulanmıştır. Bu konu hakkında gazeteye katılıyorum çünkü din algısının sağlamlaştırılması noktasında aileye önem verilmesi gerekir ki bireylerin de inanç noktasında aslî temele dayanması gerekir. İleride soruların ve sorunları tekrar çıkmaması adına.

Felsefe ve bilim hakkında da fetvalar vardır. Şöyle bir açıklama yapılmış gazete tarafından: “Tasavvufî harekete katılmak isteyen müslüman, önce farz-ı ayn olan ilimler hakkında bilgi edinmeli, sonra ihtiyaç olursa harekete katılmalı ve durumu başkalarına belli etmemelidir.” (Milli Gazete 14 Ekim 1981, Aktaran Debus 2010)

Sakal ve başörtüsü hakkında ne deniyor?

Giyim fetvalarında bana göre gazete ve Debus en çok sakal ve başörtüsünde durmuştur. Sakalın erkeğin ziyneti, başörtüsünün de bayanın ziyneti olarak tanımlamış. Benim kitapta gördüğüm kadarıyla da bu iki konu gazete için çok hassas noktalar. Özellikle de başörtüsü konusu. Lakin devletin bu konu hakkındaki tutumu da gazete tarafından

eleştirilmiş. Bu olay kişinin hak ve hürriyeti kapsamına girer ve bunun devlet tarafından yasaklanması devletin halkına karşı nasıl bir tavır aldığını ortaya koymaktadır. Bu da devlet ve halk arasına engeller ortaya koymaktadır. Bu durum da devletin halkını anlamaması noktasında, halkın ise devlete karşı bir önyargısı oluşmasına neden olmaktadır. Sakalda ise, erkeğin eşine bu noktada sorma noktasında bir zorunluluğunun olmaması ve sakalın müslüman her erkek tarafından bırakılması gerektiği görüşünü öne sürmektedir.

Kitapta gayrimüslimler hakkındaki fetvalar üzerinde de durulmuş. Ama şu cümlenin bu konuda yeterli olacağını düşünüyorum. Müslümanların gayrimüslimlerle olan ilişkilerinde, ilişkilerin gerektiği yerde, gerektiği zamanda olması ve bundan öteye geçilmemesi vurgulanmaktadır. Bunun nedeni ise bana göre kişinin onlarla olan münasebetinden sonra inancında ve kişide problemlerin yaşanmaması içindir.

O zamanı resmediyor

Esther Debus, kitabında genel olarak yansız bir şekilde Türkiye’deki fetva müessesesi üzerinde değerlendirme yapmış. Kişileri ve olayları, ‘neden’leri ve ‘niçin’lerine göre değerlendirmiş. Sorulara genel bir perspektifte bakmış. Kişilerin sorularından ve soru tarihlerinden, o zaman içinde bulunulan sosyal durumu ortaya çıkarmış ve bunu genel bir bakış açısı ile ortaya koymuş. Din ile ilgili sorularda ise Türkiye’de nelerin eksik olduğunu ya da zamanla neyin eksildiğini göz önüne sermiş. Fakat Debus, kitabında, gazete ile ilgili bazı noktalarda ayrıntıya yer vermemiş yani bazı sorular üzerinde durmamış. Bu durumu, soruların eskiden çok sorulduğu ve o cevaplara bakılarak öğrenilmesi gerektiği yönünde açıklıyor. 

1981’de Türkiye’nin fetvalar konusunda nabzını tutan kitap o gün içinde bulunulan durumu, deyim yerindeyse ‘zamanın ruhu’nu açıklamış. Debus, Türkiye’de yaşamayan bir birey olmasına rağmen konuların objektif olarak genel bir değerlendirmesini yapmış. Türkiye’nin o yıllarda içinde bulunduğu sıkıntıları genel bir perspektifte ele almış.

Kitap fetvaların kişi üzerinde hatta devlet yapısında ne kadar önemli olduğunu vurgulamakta ve bana göre de bu konu üzerinde daha fazla durulması gerekmekteydi. Çünkü bu durumun daha iyi anlaşılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir ki daha fazla yanlış anlaşılmaya mahal verilmesin.

Farklı konularda fetvalar önümüze sunulmaktadır. Bunların önem sırasını, o dönemdeki kişilerin zamana ve dine karşı durum ve davranışları belirlemekte. Devletin halka olan tutumu, halkın ise devlete karşı tutumu. Bunlar soruların önem sırasını belirlemiştir. Bir diğer neden ise dindir. Çünkü mesele, kişilerin zamanın yeniliklerine karşı tutundukları tavırla ne kadar az sorunla karşılaşıp, bu sorunlarının ne kadar çabuk altından kalmasıyla alakalıdır.

Fetva önemli bir müessese

Genel manada fetvanın anlaşılmasında Debus yansız davranmış ve fetvayı anlama noktasında çapa sarfetmiştir. Bu yüzden de olaylara karşı bakış açısı nettir. Kişilerin fetvaları hangi bakış açısıyla sordukları üzerinde durmuştur. Çünkü bu bağlamda kişilerin sorularını nasıl sordukları ve bunları cevaplamada noktasında nasıl bir yol izlediği üzerinde durulmuş. Kişilerin yaşadıkları yerlerin gelişmişlik düzeyine göre bazı soruların sorulduğu farkediliyor. Yani İstanbul’da yaşayan birisinin sorduğu soru ile daha az gelişmiş bir yerdeki kişilerin sorduğu sorular farklıdır çünkü İstanbul’da insanların bilgiye daha kolay ulaşma imkânı vardır fakat daha az gelişmiş bir yerde insanların bazı bilgilere ulaşmalarında sıkıntılar yaşamaktadır. Bu yüzden de farklı farklı sorular vardır.

Fetvanın genel bir kapsayıcılık içerisinde olması gerekiyor. Fetvanın insan hayatında çok önem arz ettiğini, kişinin dinle ya da yaşamla ilgili sorularını sorup kendini o noktada bilgilendirmesi gerektiğini ve o şekilde davranılmasının ne kadar çok önemli olduğunu görüyoruz bu çalışmada. Çünkü birey sorularını sormazsa yanlışları devam edecek ve bu noktada inancında sapmalar meydana gelebilecektir.

Debus, Esther, Türkiye Cumhuriyeti’nde ‘Fetva Müessesi’ Çerçevesinde Milli Gazete’de Yayınlanan Fetvalar, Libra, İstanbul, 2010.

 

 

 

Hatice Kübra Karadeniz bahsetti

Yayın Tarihi: 15 Mayıs 2010 Cumartesi 21:59 Güncelleme Tarihi: 18 Mart 2017, 10:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
elif nur
elif nur - 11 yıl Önce

ilgi çekici bir haber. teşekkürler

banner26