Estetik yönü güçlü olan teşkilatlar kurmalıyız

Bülent Yıldırım ve Turgay Aldemir, Kayseri'de 'Kudüs ve Şehadet' başlıklı bir etkinlikte konuştu. Fatih Pala notlarını aktarıyor..

Estetik yönü güçlü olan teşkilatlar kurmalıyız

 

Şubat ayını biz Müslümanlarda değerli kılan, onun şehadet ve şehidlerle birlikte anılmasıdır. Bu ayı kutsamaktan ziyade, üzerine yüklenen şehadet manasından mülhem, her yıl ilk gününden son gününe değin ana teması şahidlik ve şehidlik olan programlar, organizasyonlar tertip edilir bu topraklarda. IHH İnsani Yardım Vakfı Kayseri şubesi, bu yıl 25 Şubat tarihinde, konuşmacı misafirler olarak Bülent Yıldırım ve Turgay Aldemir’in katıldığı “Kudüs ve Şehadet” isimli bir güzel etkinliğe imza attı.

Rabb Teâlâ’nın davasına şahidlik ve aziz yolunda şehid olmak gibi bereketli bir konu, iştirak edenlerin sayısına da damgasını vurmuştu. Programın başında, sunucu Sadi Özmen, salondakilere çok güzel bir sürpriz yaptı ve kendisi de konuşacağından oraya geldikten sonra haberdar olan şehid Furkan Doğan'ın babası Ahmet Hoca’yı kürsüye davet etti. Hakikaten çok isabetli bir karar almışlardı.

Ahmet Doğan Hoca, on dokuz yıl boyunca, bir şehidle birlikte yaşadıklarını bilemediklerinin, onun asla dünyevî bir kaygı taşımadığının, hiçbir zaman ve hiçbir konuda ön plana çıkmak istemediğinin, sadece Allah rızası için hizmet ettiğinin ve elinde neyi var neyi yok, hepsini Rabbi için infak etmenin derdiyle yaşadığının bilgisini verdi.

Furkan’ın ömrü, babasına göre Allah yolunda geçmiştir. Anlattıklarının, özellikle gençlerce örnek alınmasını vurgulayan Ahmet Hoca, sözlerini tam bir şehid babasına yakışacak şekilde şöylece tamamladı: “Biz Furkan için hiç ağlamadık, ağıt yakmadık ve 'keşke' demedik. Onun şehadeti bize onurlu bir ünvan kazandırdı. Genç kızlara, özellikle de okuyan kızlara seslenmek istiyorum: Okuyun, okuyun; ama çalışmak için değil, iyi bir nesil yetiştirmek için okuyun, kültürlü olun. Her öğrettiğiniz şey, Allah’ın emrettiği şeylerden olsun. Burada, annelere büyük görevler düştüğünü gördüm. Önce kendilerini yetiştirsinler. Sözün kısası Furkan, annesinin eseridir.”

Estetik yönü güçlü olan teşkilatlar kurmalıyız

Sonra, Anadolu Platformu’nun genel başkanı olan Turgay Aldemir’i dinledik. Bizlere mühim hatırlatmalarda bulundu. Mavi Marmara’da şehid olanların bedenlerini ortaya koyarak mücadele verdiklerinden, ölümlerini şehadet ile taçlandıranların samimiyetlerinden bahsetti. Şehadet konusuyla birlikte, gündem edilmesi ve üzerinde ciddiyetle durulması lazım gelen hususların altını çizdi. Müslümanlar olarak bizlerin, her alanda düşünen, tefekkür eden değerleri ortaya çıkarmamızın ve cemiyetlerin, cemaatlerin, teşkilatların kendilerini her vakit muhasebeye çekmelerinin gerekliliğinden dem vurdu.

Aldemir, konuşmasında ayrıca şu tavsiyelerde bulunmayı da unutmadı: “Sabitelerimizden ayrılmadan, değişim ve dönüşüm gerçekleştirebilmeliyiz. Estetik yönü güçlü olan teşkilatlar kurmalıyız. Değişimi, kendimizde, kalbimizde başlatmalıyız. Zamanın ruhunu kavrayanlar, mekânların hâkimi olurlar. Celaleddin Rumî’nin dediği gibi ‘ibn’ul vakt’ olmalıyız. Lokal ve bölgesel sorunlara takılmadan sorumluluklarımızı kuşanmalıyız. Ve sadece kendimizi düşünme bencilliğinden vazgeçmeliyiz.”

Biz birbirimizle bir araya gelemiyoruz

Son olarak da IHH genel başkanı Bülent Yıldırım buyur edildi kürsüye. Hassaten Kudüs ve Filistin üzerinde duran Yıldırım, şehid Furkan’a da zaman zaman sözlerini getirdi. Şehidlerden alacağımız çokça dersler olduğunu, şimdiye kadar sayısını hesaplamakta güçlük çekeceği kadar şehidle, daha hayattalarken birlikte olduğunu ifade etti.

Dünya ölçeğinde yaşanan sorunlara ve sıkıntılara bakıldığında, genellikle Müslümanların öldürüldüğünü, emperyalistlerin ise sefa sürdüğünü dile getiren Bülent Yıldırım şunları kaydetti: “Ölenler hep Müslüman, öldürenler ise hep emperyalist. Dünyada, Hıristiyanlar’ın Hıristiyanlar’ı öldürdüğünü gördünüz mü hiç? Bizler ise partilere, sivil toplum kuruluşlarına, cemaatlere, gruplara ayrılmışız; birliğimizi ve beraberliğimizi koruyamıyoruz. Ben, birçok Müslüman grubun lideri ile görüşürüm. Merak ederim, neden bir araya gelip birbirlerini sevemezler, diye. Biz birbirimizle bir araya gelemiyoruz. Herkesin bir grubu, bir aşireti var. Bosna’yı da, Çeçenistan’ı da ve bütün savaş bölgelerini de hemen hemen gördük. Zalim emperyalistler, bombalarını Müslüman coğrafyadaki herkesin üzerine yağdırdılar. Bomba, mezhep-tarikat tanımaz. İşte, bizi de İslam birliğinde birleştirecek yerlerden biri de Kudüs’tür. Çünkü Kudüs, tevhidin merkezlerinden biridir. Dünya’da ilk olarak kurulan yerleşim birimi, Kâbe’dir. İkincisi de, rivayetlere göre Mescid-i Aksa’dır. Aynı zamanda ilk kıblemizdir orası.”

Kudüs, Siyonistlerin elinde bulunduğu müddetçe daha çok şehidler vereceğimize ve asla özgürleşemeyeceğimize dikkat çeken Yıldırım, gençlerin Filistin ve Kudüs davası konusunda bilinçlendirilmesi yönünde çalışmalar yapılması gerektiği hakikatinin altını kalın hatlarla çizdi.

Bir Şubat akşamında, Allah için yaşarken yine Allah için ölüme yürüyenlerin sevdalarını solumaya çalıştık hep birlikte. Güzel yaşanmadan ölümlerin en güzeline talip olunamayacağını hatırlarımıza getirip sadırlarımıza yazıverdik. Bütün şehidlere selam gönderdik ve şehadetin büyük bir çağrı olarak tüm evreni kaplayıp nesillere ve çağlara sunulmasının kaçınılmazlığını, hiç unutmadığımız şehid Metin Yüksel’i de yeniden anarak, bu program vesilesiyle bir kere daha tasdik ettik.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Mart 2014, 16:22
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13