banner17

Eskiden ezan okununca ne derlermiş?

‘Mülk ve Hilafet’ adlı bir kitabı da olan Prof. Dr. Şahin Uçar Bey’i Ümraniye Kültür Merkezi’nde dinledik.

Eskiden ezan okununca ne derlermiş?

 

Ara sıra Sultanahmet’teki Kızlarağası Medresesine uğruyor, İsmet Abi’nin veya oğlu Yaşar Bey’in çayını içiyorum. Bazen içerde tanıdık birileri olursa onlarla da görüşmüş oluyoruz. Bazen de orada yeni tanıştığımız kimseler oluyor. Prof. Dr. Şahin Uçar Bey’le de orada tanıştım. Eve gidince arama motorundan ismini arattırdığımda divanı olan bir şair olduğunu, hattat olduğunu ve tarih felsefesi alanında önemli bir isim olduğunu öğrendim. Eserleri de Şule Yayınları’ndan çıkıyormuş.Şahin Uçar

Bir dönem İslam Ansiklopedisini çıkartan İslam Araştırmaları Merkezi’nin başkanlığını yaptığını öğrendiğim Şahin Uçar Bey’in internetteki video sohbetlerine de göz attım. Cine 5’teki Sıfır Noktası programındaki konuşmalarını izledim.

Daha sonra kendisiyle Kızlarağası Medresesinde bir kere daha karşılaştım. Yazar Bünyamin Yılmaz Bey’le sohbet ediyordu. Ben de katıldım sohbetlerine… Çok ilginç bir tarzı vardı. Çok rahat bir insandı, kasıntılı değildi ama konu alanı olunca pek de mütevazı davranmıyordu. Müslümanların tarihinden anlayan tarih filozofu olarak bir İbni Haldun’u bir de kendisini görüyordu. Kendisine itiraz edenlere tarihçi olmadan tarih hakkında fikir yürütmeye kalktıkları için kızıyordu.

Kendisinden, hafta içinde Ümraniye’de Mülk ve Hilafet kitabıyla ilgili bir konferans vereceğini öğrendim. İslam ve devlet konusu çok önemli bir konu olduğundan dolayı bir akşamüstü bu büyüğümüzü dinlemek üzere Ümraniye Belediyesi Kültür Merkezine gittim.

Tarih her kişinin işi değildir

Şahin Uçar Bey bu konuşmasında tarih felsefesine ve tarihe dair genel düşüncelerini söyledikten sonra İslam’da mülk ve hilafet kavramlarına değindi. Genellikle mekteplerde bize anlatılanları ve tarih kitaplarında tarihçilerin bize anlattıklarını doğru kabul ettiğimizi fakat herhangi bir tarih bahsi uzmanlık alanımız olduğunda işlerin pek de öyle anlatılanlar gibi olmadığını fark ettiğimizi söyledi. Bize nakledilen tarihin biraz da rüyalara benzediğini söyleyerek tarihin gerçekliği konusunda bir kesinliğin olmadığını söyledi.

Şahin UçarTarih denilince bunun hemen basit bir mesele gibi algılanmaması gerektiğini söyleyen Şahin Uçar Bey, tarihçinin birbirine karışmış belgeleri ayıkladığını, tenkit ettiğini, belli bir elemeden geçirdiğini ve kafasında bir geçmiş tasavvuru inşa ettiğini söyledi. Bu yönüyle de tarihi bir hukuk mahkemesine benzetti. Bu mahkemenin şahitleri olduğunu, ister yazılı belge olsun isterse görenlerin şahitlikleri olsun bu şahitliğin hâkim tarafından dikkate alındığını ve bir karara bağlandığını söyledi.

6 asır hüküm sürmüş Hazarlardan geriye çok az bilgi kaldı

Tarihçiliğin ciddi bir emek gerektirdiğini, tarihî meselelerin yüzde yüz yüz bilindikleri varsayımına göre anlatılamayacağını kendi üslubuyla anlatan Şahin Uçar Bey; “Tarih böyle her şey biliniyor, açığa çıkmış gibi safdil bir şekilde anlatılmaz” dedi. Çağdaş hadiseleri bile tam olarak bilemediğimizi vurgulayan Şahin Uçar Bey bu konuda bile ciddi metodolojik hatalarımız olduğunu ilave etti. Tarihî olaylarla ilgili elimizde olan şeyin rivayetler olduğunu, rivayetin de yüzde yüz gerçeği yansıtmadığını söyleyen Şahin Uçar Bey bu rivayetlerin bir kısmının da tarafgir bir şekilde söylendiğini ekledi. Sonuçta insan muhayyilesi çerçevesinde ölçüp biçip tarttığımızı ve o yüzden de her şeyi bilemeyeceğimizi vurgulayarak Hazarlar örneğini verdi. Hazarlar diye altı asır yaşamış çok büyük bir imparatorluk olduğunu, Karadeniz’in kuzeyi hatta Rusya’nın Kiev şehrini de Hazarların inşa ettiğini ancak bu altı asırlık imparatorluktan geriye hiçbir şeyin kalmadığını, birkaç Yahudi’nin kitabında bahsi geçtiğini ama başka hiçbir bilgi olmadığını, belki birkaç bilgi kırıntısı olsa bile onların da toplasanız üç beş sayfayı geçmediğini söyledi.

Siyerler tarihçilik için yazılmamıştırŞahin Uçar

Müslümanların tarihçiliğe başlamaları konusunda da bilgiler veren Şahin Uçar Bey Müslümanların tarihi ile ilgili tarihî vesikaların, hicretin 100. yılındaki Ömer Bin Abdulaziz dönemine kadar olmadığını, o döneme kadar olan bazı tarih kitaplarından bahsedildiğini ancak bunların kayıp olduğunu, Ömer Bin Abdulaziz zamanında siyerlerin yazılmaya başladığını, İbni İshak ve İbni Hişam’ın bu eserleri ilk ortaya koyanlar olduğunu anlatan Şahin Uçar Bey ilk siyer olarak bilinen İbni İshak’ın siyerinin kayıp olduğu bilgisini verdi.

Ulemadan Muhammed Hamidullah’ın “İbni İshak’ın siyerini ben bir yerlerden buldum, neşrettim” diyerek neşrettiğini, ona baktığında onun gerçek bir siyer olmadığı gibi bir intiba edindiğini söyledi.  Bu bakış açısıyla İbni Hişam’ın siyerini ilk olarak düşünebileceğimizi ifade etti. Bu dönemdeki yazılan siyerlerin amacının tarihçilik yapmak olmadığını, Hz. Peygamber’in hayatını öğrenmek için yazıldığını söyledi.

Ezan okununca “el mülkü lillah” denirdi eskiden

Şahin Uçar Bey, Mülk ve Hilafet kitabının ortaya çıkma serüvenini ise şöyle anlattı:

“Benim Mülk ve Hilafet kitabım hat çalışmalarım esnasında çıkmıştır. Sivas’ta Çifte Minare’nin üstünde birisi ‘El mülkü lillah’ (Mülk Allah’a aittir) yazmış. Minaresinin kaidesinin üstüne de ‘El mülkü lillahi vahidil kahhar’ yazmış. Bu bütün Selçuklu eserlerinde yaygın olarak kullanılıyor. Kazakistan’a gittim, orada meşhur bir kazan var, onun üstünde de ‘el mülkü lillah’ var. Her yerde var. Daha enteresan bir şey Şahin Uçarsöyleyeyim mi? Şimdi unutulmuştur ama bizim gelenekte vardır. Ezanı duyunca dört ibare söylenirdi. ‘El mülkü lillah, eş şükrü lillah, el izzeti lillah, el hamdü lillah’… Ben hâlâ ezanı duyunca bunları söylerim. Ben bu hat ile Çifte Minare’de karşılaşınca, o tabi silinmişti, çok zor okudum.”

Devlet diye neye denir?

Kur’an-ı Kerim’in, mülkle ilgili ayetlerde mülkün Allah’a ait olduğu hususunda ısrar ettiğini söyleyen Şahin Uçar Bey, siyasi hâkimiyetin karşılığının Kur’an’da mülk olarak geçtiğini söyledi.  Devletin siyasi faaliyetlerimizin kurumlaşmış biçimine dendiğini, bunun kurumlara dönüşmüş olması, teşkilatlanması, müesseselere dönüşmüş olması lazım geldiğini ifade eden Şahin Uçar Bey, devlet deyince teşriî, icraî ve kazaî yani kanun yapma,  yargılama ve işleri yürütme yetkileri bulunan bir kurumu kastettiğini söyledi. “Hz. Peygamber zamanında müesseseler şeklinde bir asker, bir ordu, bir polis, bir yargı, bir yasama yoktu” dedi.

 

Aydın Başar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 31 Mart 2012, 10:51
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20