banner17

Erol Özvar: 17 ve 18. yüzyıllarda ilmi anlamda bir gerileme olduğu söylenemez

Marmara Üniversitesi Rektörü Erol Özvar Osmanlı’daki eser üretiminin yüzyıllar içerisindeki dağılımına bakıldığında 17 ve 18. yüzyıllarda ilmi anlamda bir gerileme olduğunun söylenemeyeceğini ifade etti. Beyza Eroğlu’nun etkinlik haberi.

Erol Özvar: 17 ve 18. yüzyıllarda ilmi anlamda bir gerileme olduğu söylenemez

Fatih Sultan Mehmet Han fetihten hemen sonra İstanbul’da öğretim faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için Bizans’ın en büyük manastırlarından biri olan Pantakrator Manastırı’nın keşiş odalarını medreseye dönüştürmüş ve idaresini Molla Zeyrek'e vermiştir. Ayrıca Ayasofya’nın yanında kurulan ilk medreseye de Molla Hüsrev’i görevlendirmiştir. Bizans döneminde şehrin en kıymetli tepelerinden birinde konumlanmış olan ve fetihten sonra 1455 yılına kadar Ortodoks patrikliğine tahsis edilen On İki Havari (Hagioi Apostoloi) Kilisesi harap olup taşınmak istemesi üzerine Fatih bu araziye İstanbul'a islamın damgasını vuracak ve kendi adını taşıyacak bir külliye inşa ettirmeye karar verdi.

Bu külliyenin içerisinde caminin yanısıra medreseler, darüşşifa, tabhane, çarşı ve hamam da inşa edildi. Caminin iki yanında bulunan medreselere sekiz bölümden oluşması sebebi ile Sahn-ı Seman adı verilmişti. Bu medreseler Süleymaniye Medreseleri kurulana kadar Osmanlı ilmiye teşkilatının en üst seviyesinde eğitim veren kurumu olmuş ve burada Molla Hüsrev, Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi, Şeyhülislam İbni Kemal, Şeyhülislam Ebussud Efendi, Şeyhülislam Çivizade Mehmet Çelebi, Şair Nedim ve Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi gibi devrinin en yüksek uleması görev yapmıştır. Dört buçuk asır eğitim faaliyetlerini sürdüren bu binalar, 1924’te medreselerin kapatılmasından sonra, öğrenci yurdu, dispanser ve çocuk yurdu olarak kullanıldı.

Yazmaların yaklaşık 105 bini Türkiye’de

Bu yıl hepimizi sevindiren bir gelişme oldu ve Sahn-ı Seman Medreseleri, İlim Yayma Cemiyeti bünyesinde Medrese Araştırmaları Merkezi olarak yeniden faaliyet göstermeye başladı. Merkez bünyesinde lisans destek programları, Sahn-ı Seman ders halkaları ve medrese tarihi araştırmaları yapılacağı duyuruldu.

Medrese konuşmaları kapsamında Medrese Araştırmaları Merkezi, 3 Kasım 2018 Cumartesi günü Marmara Üniversitesi Rektörü Erol Özvar Hocanın “Osmanlıda okur-yazarlık, eser ürerimi ve medreseler" başlıklı konferansı ile de ilim erbabını ağırladı. Hoca, konuşmasında 60 bin cildi kapsayan yazma eser kataloglarının incelenmesi ile oluşturduğu çalışmasından bahsederek 15, 16, 17 ve 18. yüzyıllar arasında Osmanlı coğrafyasında telif, tercüme ve istinsah edilen eserlerin sayısından yola çıkarak hangi dönemde hangi alanda daha çok eser üretildiği hakkında birçok malumat paylaştı.

İslam ilim mirasının 100 ülkeye dağıldığını ve toplam yazma eser sayısının tahminen 2,5 milyon civarında olduğunu, bunun 500 bin civarının ise Türkiye'de bulunduğuna dikkat çekti. Eser üretiminin yüzyıllar içerisindeki dağılımına baktığımızda ise 15. yüzyılda % 8, 16. yüzyılda % 16, 17. yüzyılda % 27, 18. yüzyılda % 47 civarında olduğu ve bu veriler doğrultusunda çok net ve kesin yargılar vermekten kaçınsa da 17 ve 18. yüzyıllarda ilmi anlamda bir gerileme olduğunun söylenemeyeceğini belirtti.

Okur-yazarlık oranını tespit etmek zor

Metinlerin alansal çeşitliliğine baktığımız zaman % 40 fıkıh, % 18 tasavvuf, % 12 kelam, % 9 tefsir, %7 mantık, % 6,5 ahlak, %6,5 siyer ve hadis olarak dağılıyor. Bu bilgiler ışığında İslami ilimler alanında fıkıh, teknik ilimlerde ise tıp her dönemde diğer ilimlerin üzerinde olduğu görülüyor.

15. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında Osmanlı coğrafyasında bulunan medreseleri incelediğimizde ise hem medrese hem de öğrenci sayısında ciddi bir artış olduğu dikkat çekiyor. Örneğin 15. yüzyılda ortalama beş bin haneye 230 öğrenci düşüyorken 18. yüzyılda 452 öğrenci düştüğünü görüyoruz. İstanbul özelinde düşünürsek her yüz erkeğin 5’i medrese öğrencisiydi diyebiliriz. Erol Hoca Osmanlı’da okur-yazarlık oranının ne kadar olduğunun halen tam olarak bilinemediğini fakat paranın kullanımı ve Kur’an-ı Kerim’in okunabilmesi ile okur-yazarlık arasında bir bağlantı kurulabileceğini söyledi.

Beyza Eroğlu dinledi, not aldı.

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 09:43
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20