Ermeni meselesine dair Türklerin hatıratı var mı?

Pazar günü İstanbul'da küçük ve kapalı bir etkinlikteydik. Yazar Yusuf Turan Günaydın'ı dinledik. Kamil Büyüker yazdı.

Ermeni meselesine dair Türklerin hatıratı var mı?

Levent'te şehrin gürültüsünden azade Mektep sokakta hiç tahmin etmeyeceğiniz nezih bahçeli bir ortam. Kısa adı İSFAM olan İstanbul Fikir Araştırmaları Merkezi burası. İlk defa ziyaret edeceğimiz bu mekânı Timaş Yayınları'nın editörlerinden İbrahim Şamil Bey vasıtasıyla öğrenmiş olduk. “Yayıncılık Sohbetleri” adıyla sürdürülen konuşma dizisinin geçen Pazar günkü oturumunda yazar, yayıncı Yusuf Turan Günaydın konuşmacı idi. Mekâna ben, Yusuf Turan Günaydın ve yeğeni ile ulaşıp bahçeye açılan ahşap bir kapıdan içeri girdik. Program öncesi mekânı tanımaya çalışıyoruz. Nihayet program için seminer salonuna geçtik. Esasen Boğaziçi Üniversiteli gençlere yönelik çalışmalar yapan merkez, faaliyetlerini ağırlıklı olarak bu fakültenin gençleri üzerine teksif etmiş.

Taşova’dan Ankara’ya bir yazarın öyküsü

Konuşmanın başlığı "Okurun Rüyası Yazarın Hülyası: Editörlük için Kısa Bir Ufuk Turu" idi. Yusuf Turan Günaydın 48 yaşına sığdırdığı yazar, editör, yayıncı tecrübelerini bizimle paylaştı. İbrahim Şamil Bey'in moderatörlüğü ve meseleleri açan yorumları da yaklaşık üç saati bulan sohbeti doyumsuz hale getirdi diyebiliriz. Amasya'nın Taşova ilçesinde yerel gazete çıkaran matbaacı bir babanın oğlu olan Yusuf Turan Günaydın, tabiri caizse ilk tedrisini babasının mekânında ve gazetesinde gerçekleştirmiş. Ancak onun öncesinde edebiyat öğretmeninin yönlendirmesi de kendisini bu alana iten amillerden olmuş.

Babasının çıkardığı Yeni Taşova gazetesinde henüz liseli yıllarda bir köşesi olur Günaydın'ın. Burada ağırlıklı kitap yazıları yazar. Sonra Ankara İlahiyat yıllarında okul arkadaşları ile dergi tecrübesi, sonrasında Mehmet Erdoğan ve arkadaşlarının çıkardığı Ayane dergisi onu yetiştiren, şekillendiren mektepler olur. Sonra okul yıllarında Taşova gazetesi için kültür sanat eki çıkarmasını Mehmet Erdoğan ister. Bu da uzun bir müddet devam eder. Bu arada Taşova - Ankara hattında da mekik dokur Yusuf Turan Günaydın.

İsmail Kasap: Çeviriyazı çalışmaları için teşvik eden kişi

Yüksek lisans derslerinde yazma eserlerle, Osmanlıca metinlerle çokça haşir-neşir olan Günaydın'ı, bu çalışmaları dolayısıyla, İsmail Kasap, bu alanda çeviriyazı çalışması yapması konusunda adeta tavzif eder ve bunun kendisi için bir sorumluluk, bir görev olduğunu sürekli vurgular. Bir başlangıç olabilecek ilk çalışmalarından 1990'lı yıllarda hazırladığı Ubeydiye Risalesi’ni ancak 2012 yılında Büyüyen Ay Yayınları arasından çıkarır. Sonrasında devam eden kitaplar dizisi “Mehmet Akif'in Mektupları”, “Sufi ve Kitap”, “Nefsin Şehirleri”, “Babam Mehmet Akif”, “Tasavvuf Tarihi Ders Notları”, “Bektaşilik Makalatı”, “Bir Ömür Boyunca”, “1920 Adana Ermeni Mezalimi Hatıraları”, son olarak da “Ahilik: Eski Türkiye'de İş Ahlakı” kitabı. Bunlar sadece tespit edebildiklerimiz. Bunun yanında yayın dünyasının her aşamasında ciddi, kalıcı izler bırakmış bir isimdir Yusuf Turan Günaydın.

Bir Ömür Boyunca”nın açtığı sıkıntılar

Refik Halit Karay’ın hatıralarını ihtiva eden Bir Ömür Boyunca isimli eseri de yayına hazırlayan Günaydın’ın, bu eser dolayısıyla da başı ağrır. Belki hayatında ilk defa karşılaştığı sıkıntılı bir durumdur. Zira Refik Halit Karay’ın yayıncısı olan yayınevi ile mahkemelik olurlar. Bu da yazarlığın garip cilvelerinden olsa gerek…

"Bütünüyle Ermeni mezalimine ayrılmış görebildiğim tek hatırat"

Yusuf Turan Günaydın, 1920 Adana Mezalimi Hatıraları kitabından da bahis açti ve gündemdeki tartışmalar dolayısıyla da söylediği şeyler önemli idi. Nitekim Ermeni soykırımını gündeme getirenler, Ermenilerin bu toplumda yaptıkları mezalimi görmezden geliyorlardı. Abdülgani Girici’nin Tarih Kurumu'nda mahfuz bulunan defterinden yola çıkarak hazırlanan ve gazetelerde yazdığı yazılarında tasnif edilerek ortaya çıkarıldığı eser için yazar Günaydın, “Bütünüyle Ermeni mezalimine ayrılmış görebildiğim tek hatırat” dedi. Anlaşılan o ki bizde bu işler çok konuşulmuş, çok acılar çekilmiş ama hatırat ve tanıklıklar yazılmamış.

Programda yayıncılıkla geçen bir ömrün hülasası diyebileceğimiz pek çok detay da aktarıldı. Yusuf Turan Günaydın’ın hatıraları, tanıklıkları ve yayın dünyasında yaşadığı tecrübeler çok önemli. Muhakkak tafsilatlı bir şekilde yazılmalı ve kayda geçirilmeli.

 

Kâmil Büyüker haber verdi

Güncelleme Tarihi: 30 Nisan 2015, 16:58
YORUM EKLE

banner19