Enver Paşa Onun Şiirlerini Orduya Dağıttırmış

Yusuf Ziya Ortaç geçtiğimiz günlerde 'Matbuat Aleminden Sanatkar Çehreler' programında anıldı. Şakir Kurtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor.

Enver Paşa Onun Şiirlerini Orduya Dağıttırmış

Basın İlan Kurumu ve ESKADER’in birlikte hazırladıkları ‘Matbuat Aleminden Sanatkar Çehreler’ başlıklı etkinlikte Yusuf Ziya Ortaç, Çemberlitaş’taki Basın Müzesi’nin de yer aldığı kurum binasında 16 Ağustos Salı günü anıldı. Ortaç’ın edebi kişiliği, çok yönlü bir yazar, edip, gazetecilik ve yayıncılığının ele alındığı programa konuşmacı olarak Yrd.Doç. Bahtiyar Aslan ve şair, televizyoncu Özcan Ünlü katıldı. Cengizhan Orakçı’nın yönettiği etkinlikte Yusuf Ziya Ortaç’ın çok yönlü bir kişiliğinin olduğu vurgulandı.

Ortaç’ın hayat hikayesini anlatan Cengizhan Orakçı, onun yazarlığı ve gazeteciliğinin yanında öğretmenliğinin de önemli olduğunu söyledi. Edebi kişiliklerin yaşadıkları dönemin eserlerine yansıması bakımından oldukça önemli olduğunu kaydeden Orakçı, Ortaç’ın 73 yıllık hayatı boyunca Cumhuriyetin ilanını, mütareke öncesi ve sonrasını, demokrasi girişimleri de dahil pek çok siyasi ve sosyal olayı gördüğünü ifade etti.

Edebiyatla yakından ilgili olan muallim Yusuf Ziya Ortaç, çok genç yaşta ilk eserlerini vermiş. Aynı zamanda değişik dallarda birkaç kitap yayınladığı olmuş. Enver Paşa’nın arzusu ile kaleme aldığı ‘Akından Akına’ isimli manzume eseri yine paşanın arzusu ile basılıp orduya dağıtılmış. Bu manzumede ordu için yazılmış şiirler yer alır. Ortaç, pek çok derginin yayınlanmasına da katkı sağlamış. “Şair” isimli dergiyi tek başına, “Akbaba”, “Meşale”, “Aydabir”, “Heray”, “Çınaraltı”, “Hisar” gibi pek çok dergiyi de arkadaşlarıyla birlikte çıkarmış. Yayınladığı dergiler arasında önemli bir mizah dergisi olarak tarihe kaydı geçen Akbaba dergisinin Kurtuluş Savaşı yıllarında yayınlanması ve çok ilgi görmesi ilginçtir. Savaş yıllarında, yaşanılan onca sıkıntı ve acılara rağmen mizah dergisi çok satıyor ve okunuyor. Bunun sebepleri, yansımaları, geleceğe dönük etkileri konularını içeren sosyolojik tahliller yapılmalıdır.

Velud bir yazar

Panelde konuşan Özcan Ünlü, Yusuf Ziya Ortaç’ın çok yönlü bir isim olduğunu kaydederek, şairlik, yazarlık, öğretmenlik, dergicilik, gazetecilik yaptığını, en son siyaset kurumunda da milletvekili olarak görev aldığını belirterek Ortaç’ın kafası karışık bir adam olduğunu söyledi. Özcan’a göre çok genç yaşta farklı dallarda yazmaya başlaması, dergiler çıkarması, şiir yazması, mizah dergisi çıkarması, siyaset yapması, yayıncılık yapması ve her şeyden önce muallim olarak görev alması onun kafasının karışık olduğu düşüncesini doğuruyor.

Ziya Gökalp’le tanışması bir dönüm noktası oluyor; bu vesile ile milli akımı, milli düşünceyi tanıyor. Hece ve kafiye konusunda en önemli kişilerden, 5 hececiden birisi olarak iz bırakıyor edebiyat dünyasında. 19 yaşında ilk eseri çıkıyor. Heceyle yazılan ilk manzum yerli tiyatro eseri ‘Binnaz’ı yazıyor. Mütareke yıllarında yılda 4-5 kitap yayınlayabilecek kadar velud bir yazar. Dönemin şartları göz önüne alındığında bu kadar kitap yayınlamanın çok güç şartlarda gerçekleştirildiği ve neden önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Yayınladığı dergiler arasında Meşale’nin önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Özcan Ünlü, bu derginin bir mektep vazifesi gördüğünü, zorlu yıllara rağmen Ortaç’ın bir hoca gibi, bir usta gibi pek çok genç yetiştirdiğini kaydederek şunları söyledi: “Edebiyat her dönemde önemli bir konumdaydı ve olmaya devam edecek. Bugün edebiyat, hayatımıza tam olarak dâhil değil, ama olmalı. Has edebiyat, gerçek edebiyat uzaklaştı bizden. Edebiyatı hayatımıza dâhil edemedikçe has edebiyattan uzak bir yerde bulunmaya devam ederiz. Bu çerçevede, edebiyatla olan ilişkimizi daima geliştirmenin şartlarını aramalıyız.

Portreler’de anlatılan kişilerin her birisi bir roman kahramanı olabilir

Panelde Yusuf Ziya Ortaç’ın çok yönlü bir şahsiyet olduğunun altını çizen Bahtiyar Aslan da, onun bu çok yönlülüğü ve üstün gayretlerine rağmen hakkında yapılmış pek araştırma olmamasına dikkat çekerek, “dönemin şartları dikkate alındığında çok önemli çalışmalar ortaya koyan Ortaç hakkında neden çalışma yapılmamış? Bir tek tez var bildiğimiz; o da çok dar kapsamlı bir çalışma olarak kalmış” dedi.

Aslan, Yusuf Ziya Ortaç’ın geriye bıraktığı eserler arasında ‘Portreler’ kitabının önemli olduğunu belirterek, sayıca çok az olmasına rağmen ilk portre çalışmalarının bugüne ışık tutması açısından önemli olduğunu kaydetti. Ortaç’ın Portreler kitabında ele aldığı kişilerin başkalarında olmayan özelliklerini ortaya koymaya çalıştığını ifade eden Bahtiyar Aslan sözlerini şöyle sürdürdü: “Kişilerin başkalarında olmayan özelliklerini ortaya koymasından, kişilerin nevi şahsına münhasır olduğunu anladığımız gibi, o dönemin edebiyat ortamını da çok yakından görmüş oluruz. Birbirine zıt, çok uç noktalarda olan kişilerin yan yana durduklarını görüyoruz. Portreler’de bu insanların özel hayatları da dâhil pek çok bilgiye ulaşabiliyoruz. Portreler’de anlatılan kişilerin her birisi bir roman kahramanı olabilir. Hatta 3-4 sayfa olan portreleri bir araya getirerek de bir roman ortaya çıkabilir.”

Portreler’de yer alan yazılar önce mizah dergisi olan Akbaba’da yayınlanıyor. Ortaç bu yazılarda incelediği kişilerin ince düşüncelerini ele alıyor; espri, hiciv ve mizahi yönlerini araştırıyor. Çok değişik dallarda yazan Ortaç’ın yazıları 38 ayrı dergide yayınlanmış.

Yusuf Ziya Ortaç’la ilgili panel, geçmiş dönemlere ait edebi faaliyetler hakkında bilgi edinmemizi sağlarken, edebiyatın önemini ön plana çıkarması, yeniden hatırlatması bakımından da önemliydi. Ortaç’ın yazdığı güzel şiirlerden birisi olan “Anahtar” şiirinden birkaç dize ile bitirelim:

Bulsam, bir sihirli anahtar bulsam,

Açsam göğün mavi kapılarını.

Bir samanyolundan gelip dolaşsam

Yıldızların altın yapılarını

Dolansa boynuma ışıktan kollar,

Açsa esrarını gök perde perde

Kaybolan sesleri duysam yeniden,

Kaybolan yüzleri görsem göklerde…”

 

Şakir Kurtulmuş

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2016, 14:13

Eslem Nilay Bozdemir

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26