Emirhan'ın 49 numarası çekildi hayatımızdan

İster Bursalı olsun ister misafir olsun, kültür ve sanatla bir şekilde dil bağı kurmuş olanların Bursa’daki ortak mekânı, Cahit Çollak’ın Emirhan 49 Numara’daki dükkanı, Bursa’da yaşayan bizler daha bir şey anlamadan, aramızdan çekildi.

Emirhan'ın 49 numarası çekildi hayatımızdan

 

İnsan neyle kaim ola ki? Bu soruya bir sürü cevap vermek mümkün. Cevaplardan birine mekân diye de cevap verebiliriz. Çünkü insan bir mekâna doğuyor. O mekân onun başka algılarını da etkiliyor. Aslında o mekân bir dil merkezi. Cami, bir dil merkezi; tekke bir dil merkezi; imaret ya da han bir dil merkezi. Aynı dilden haberdar olanlar,  o dil ile yapılan çağrıya uyarak camiye, tekkeye, imarete ya da hana yollarını düşürüveriyorlar. İster Bursalı olsun ister misafir olsun, kültür ve sanatla bir şekilde dil bağı kurmuş olanların Bursa’daki ortak mekânı Emirhan 49 Numara, Bursa’da yaşayan bizler daha bir şey anlamadan, aramızdan çekildi.

Bir Cuma ya da Cumartesi selamlaması idi benimkisi. Dostlarla buluşmak, onları görmek bile yetiyordu haftalık koşuşturmacının içinde. Bir dil merkeziydi bizler için Emirhan 49 numara. Sadece bir dükkân değildi, dükkanın sahibi de sadece satıcı dilini konuşan biri değildi. O zaten satıcı değildi. Hâllerin adamı Cahit Çollak’tı ve bir Kurban Bayramı öncesi sanki nasıl, neyi kurban etmemiz gerektiğini bize hatırlatır gibi çekildi meydandan. Cahit Bey, sahip olamadığımız ya da sahip çıkamadığımız bir dili, siz bunu hak etmiyorsunuz, diyerek aramızdan aldı ve bizleri dilsiz bıraktı.

Birkaç yıldır arkadaşlar buranın hikâyesinin yazılması konusunda ısrarcı oluyorlardı. Bir şey bekliyordum, belki de bir dil. Üsküdarlının attar dükkanı gibi bir bitişin dilini bekliyordum. O dil geldi, Allah bilir hangi tarihe kadar bilinmez, o dil kendini sonlandırdı. Az kişi kaldık o dili bilen. Belki de Ziya Aksakal’ın dilinin başına gelenler, Emirhan 49 numara için de zuhur edecek ve o dil de Ziya Amca’nın dili gibi unutulacak, bunu da kader bilir.

Olan asıl Cumartesi müdavimlerine oldu

Yıl 1998, Cahit Çollak’ın mahdumu Mehmet Cemal Çollak ile o zaman sıkı arkadaşız. Vakitler birlikte akıyor. Heykel-Emirsultan hem sohbet hem de muhabbet hattı. Birleşik zamanların dili var o dönemde. Cahit Bey bugünkü gibi bir karar almış ve Kitapçılar Çarşısı’ndaki dükkânı Emirhan’a almaya hazırlanıyor. O tarihten beri kaç kez tadilat geçirdi dükkân bilmiyorum ama dükkânın halılarını ilk kez fakir, Mehmet Temelli ve Cemal’le tahtalar üstüne çaktık. O zamanlar ömür biçtim mi bilmem ama bu yeni mekân ve bu yeni mekânın dili fakirde başka dillere kapılar açtı.

Ekmeğini çok yedim Emirhan 49 numaranın. Üniversiteye 49 numaranın masalarında Cemal Çollak’la hazırlandık. Sonra dostlar geldi bir bir. Kültürle irtibatı olan kim varsa hepsinin, Bursalı olsun ya da olmasın, ortak diliydi 49 numara. Mustafa Kara mevsimine göre elinde bir poşetle ruhlarımız kadar gözlerimizi ve midelerimizi de doyurmayacak belki. Süleyman Uludağ nadir de olsa girmeyecek o kapıdan. Yasin Doğru nefeslenmek için belki de uğramayacak. Bedri Mermutlu’nun o güzide sohbetleri belki de başka dillerde neşv u nema bulacak. Hasan Basri Öcalan Hoca nadir uğrayacak.

Olan asıl Cumartesi müdavimlerine oldu. Zaten bir zamandır sadece buluşma diliydi Emirhan ama olsun, kokusu Irgandı’da sohbet açmaya imkân veriyordu.

Safiyüddin Erhan Bey, Tanju Pala Bey, Kadir Atlansoy Bey, Bilal Kot Bey, Hüseyin Kudsi Sezgin Bey, Mustafa Muharrem Bey bu dili erken terk edenlerden oldular bir şekilde. Nadirin ötesinde nadir geldikleri olurdu. Cumartesi ikramları da, Cahit Çollak Bey’in markaları da kalktı aramızdan. Uygar Umut artık kitap tavsiyelerini bu dille yapamayacak. Deniz Kurtyılmaz cumartesi müdavimlerini bu dille tebessüm ettiremeyecek artık.

Bir sürü soru cümlesini de Emirhan’ın duvarlarına astı

Şurası kesin, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

O masaya başka biri oturdu ya, Cahit Çollak, sessizce çekti ya dilini, artık başka sabahtır o sabah. Başka dilin ya da dillerin sabahı. Bizim değil orası, bu mutlak. Bizimkiler birkaç yerde kendi aralarında Emirhan 49 numaradan bahsedecekler ama bir vakit sonra bu bahsetmekler de bitecek, belki birileri hatırlatınca hatırlanacak ama o kadar işte, evet öyle bir yer vardı denilip geçilecek.

Yazacak ya da anlatacak çok şey var. Bitiş ölüm gibi bir şey. Ölüm ne kadar anlatılırsa o kadar işte. Ölümün tasviri gibi bitişi anlatmak, bir dilin kaybolmasını anlatmak. Bütün anlatı bizim büyümek ve büyüyerek kaybolma hikâyemiz.

Cahit Çollak Tahir Sütmen’de yeni yerine çekilirken bizim hayatımızdaki yerini de anlamamız için bir sürü soru cümlesini de Emirhan’ın duvarlarına astı.

Oranın hikâyesine gelince… Oranın hikayesini yazacak üç insan tanıdım: Fakir, Mehmet Temelli ve Cemal Çollak.

Hakkın çok bizde Emirhan 49 numara.

Hakkını helal et bize.

 

Zeki Dursun, son dillerden birini yazdı

Güncelleme Tarihi: 22 Ekim 2013, 16:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kâmil Büyüker
Kâmil Büyüker - 6 yıl Önce

Üstadım;Bu haberle, sadece bir kez kendisiyle mülaki olduğum Cahit Ağabeyle yine aynı mekanda görüşemeyecek olmanın verdiği hüzünle yüreğim dağlandı desem yeridir. Bir kez ama kavi bir dostluğun temellendiği o dükkanda Cahit ağabeyin mahviyetkar, mütevazı duruşuna hayran kalmıştım. Ne ki sayıları gün geçtikçe azalan aramızda sökün eden bu ağabeyler için geri dönüş umudumu saklı tutuyorum. Cahit ağabeye bil vesile sıhhat selamet dilerken, kapanan dükkan için hüznümü içime akıtıyorum.

necmettin eroğlu
necmettin eroğlu - 6 yıl Önce

6 ile 9 un benzerliği gibi ziya abi ile cahit abi de birbirine benzeyen iki soluklanacak yerdi ama ne yazıkki ikiside beklemediğimiz anlarda bizleri terkettiler umarım bizlere bıraktıkları emirhan lezzetini hep hatırlar ve ordan kazandığımız dostlukları devam ettiririz..

banner19

banner13