Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri

Bugüne kadar geleneksel ve çağdaş sanat eserlerini sanatseverlerle buluşturan Yıldız Holding, Ramazan ayında Türk hat sanatının eşsiz örneklerinin yer aldığı “Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri” sergisine kapılarını açtı.

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri

Birbirinden değerli hat levhaları, Kur’an-ı Kerim, murakkaa, Delâilü’l-Hayrât, karalama, meşk, yazı kalıpları ve takımlarından oluşan koleksiyon, 29 Temmuz’a kadar Yıldız Holding Çamlıca Seminer ve Sergi Salonu’nda görülebilir.

Ayverdi’nin koleksiyonundan 92 eserin sergilendiği serginin küratörlüğünü Prof. Uğur Derman ve Dr. Şebnem Eryavuz üstlenmiş. Hayatını hat sanatının nadir örneklerini bir araya getirmeye adamış ünlü mimar ve sanat tarihçisi Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Osmanlı dönemi hat sanatının eşsiz örneklerinden oluşan koleksiyonu görülmeye değer.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker sergi üzerine yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Büyük üstat Ekrem Hakkı Ayverdi, İstanbullu olmasına rağmen ait hissettiği coğrafyanın genişliği, üstâdımızın tefekkür dünyasının da enginliğini gösteriyor. Merhum Ekrem Hakkı Ayverdi fikrî derinliği kadar meziyet zengini, liyâkatli bir usta olarak, mimar, mühendis, tarihçi, yazar, âlim olarak geniş bir yelpazede bu dünyayı güzelleştirecek eserler vermiştir. Mimar ve mühendis olarak ülkemize miras bıraktığı eserler elbette çok mühimdir çünkü hem Osmanlı eserlerini mükemmel restorasyonlarla kurtarmanın yanı sıra Türk mimarisine eşsiz örnekler kazandırmıştır. Tarihî ve kültürel kıymetlerimiz üzerine kaleme aldıkları yazıları dâima ufkumuzu açmıştır.

Ekrem Hakkı Ayverdi üstat bütün bu üstün vasıflarının yanı sıra Osmanlı-Türk-İslâm eserlerinin gönüllü olarak muhafızlığını da üstlenmiştir. İsmi, en büyük koleksiyonerler arasında sayılmakla birlikte ben şahsen kendisinin biriktiren değil, birikim sağlayan, saklayan değil koruyan olduğu kanaatini taşımaktayım. Kıymetli eserleri dağılmaktan, daha da fenâsı kaybolmaktan kurtarmak gibi bir vazifeyi yüce gönüllükle üstadımız üstlenmiştir. Bu konuda öncülük edip, başkalarının da arkasından gelmesini teşvik etmiştir. Kendisine bu bakımdan da müteşekkiriz.

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin ve değerli hemşiresi Sâmiha Ayverdi’nin eserlerinin korunmasında ve gelecek nesillere aktarılmasında bünyesinde kurdukları Ayverdi Enstitüsü ile Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın da rolü çok önemlidir. Yıldız Holding Sergi Salonu’nda üstâdımızın değerli hat levha, Kur’ân-ı Kerîm, murakkaa, delâil, karalama, meşk, yazı kalıpları ve hat takımlarından oluşan koleksiyonunu sergilememize müsâade edip, icâzet verdikleri için Ayverdi Enstitüsü ile Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı idârecilerine bilhassa teşekkür ederim.

Yıldız Holding Sergi Salonu’nda bu eserleri “Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri” adıyla sergilemek bizim için bir onur olmuştur. Ayrıca, topluma duyduğumuz sorumluluktan doğan kültür sanat faaliyetlerimiz içinde bu sergi niteliği îtibâriyle geçmişi gelecek kuşaklara göstermek gibi bir vazîfe de üstlenecektir. Kıymetlerimizi hatırlamak, ilham vermeye vesîle olabilirsek eğer ne mutlu bize diye düşünmekteyim.”

Gelecek nesillerin gözünde geleneksel sanatlar

Sergide, Osmanlı hat sanatının en başarılı örnekleri; 16. yüzyıl-20. yüzyıl arası dönemin tarihimize mâl olmuş ünlü hattatları; Şeyh Hamdullah, Ahmed Karahisari, Hafız Osman, Mahmud Celâleddin, Sami Efendi, Mehmed Şevki Efendi, Aziz Efendi gibi üstadların da eserlerinin yer aldığı 76 yazma eser ile 16 hattat âlet ve malzemeleri sergileniyor.

Sergisinin küratörlüğünü üstlenen Prof. Uğur Derman, “Ekrem Hakkı Bey, meslek hayatının ilk devresinde karşımıza dürüst bir müteahhit olarak çıkıyor; tab’ı da intisâbı da zaten başka türlüsüne elvermezdi. Verilen projeyi titiz bir anlayışla yerine tatbik ederek, sinemadan, hastaneye enstitüye kadar her türlü inşaatı yapmış; helalinden kazanma gayreti içinde, o yıllarını sadece: ‘Derviş! Kazan, Ye, Yedir, Müşkül İşleri Bitir!’ telâkkisiyle geçirmiş. Ancak, müteahhitliğinin ikinci devresinde, mimari kıymeti haiz câmilerin ve Topkapı Sarayı’nın tamiratında gösterdiği büyük gayretle hem bu eserleri kurtardığını hem de istikbâlde yönünü tayin edecek tarih şuuruna erdiğini söyleyebiliriz. Maddi kazancını geri plana atarak, icabında cebinden ekleyerek tamamladığı bu restorasyon çalışmaları, Ayverdi’nin son 35 yıllık araştırma ve eser verme devresinin mihrak noktası olmuştur” sözleriyle Üstad Ekrem Hakkı Ayverdi’nin hayatına ve eserlerine dair bilgiler verdi.

Çağının meşhur hattatlarının kaleminden çıkmış eserler

Prof. Dr. Uğur Derman ile birlikte serginin küratörlüğünü üstlenen Dr. Şebnem Eryavuz, “Sergimizi ziyaret edenler Osmanlı hat sanatına yön vermiş olan Şeyh Hamdullah ve Ahmet Karahisari’den başlayarak kendi çağının en önemli hattatlarının kaleminden çıkmış eserlerin teşhir edildiği çok özel bir hat sergisi olduğunu fark edecekler. Sergideki monitörler sayesinde koleksiyondaki diğer eserlerden kitap ciltleri, karalamalar, Delâʾil-i Hayrâtlardaki Mekke-Medine tasvirleri hakkında daha geniş bir sanat deneyimi de yaşayacaklar. Dönemin ünlü hattatları tarafından yazılmış Hilye-i Şerîf örnekleri serginin özel bir bölümünü oluşturuyor.” dedi.

Sergide nadir eserlerin sergilendiğini belirten Dr. Şebnem Eryavuz sözlerini şöyle sürdürdü: “Hattatlar yazı kalıplarını saklamadıkları için nadir olarak rastlanan bu eserleri sergide ön plana çıkarttık. Bunlardan biri Hattat Ömer Vasfi Efendi tarafından yazılmış Hicri 1323 (1905/06) tarihli, celî sülüs ‘Yâ Hafîz’. Allah’ın 99 adından biri olan ve ‘Her Şeyin Koruyucusu’ anlamındaki bu yazı İstanbul Laleli’deki Harikzedegân veya daha bilinen adı ile Tayyare Apartmanlarının cephesine işlenmiş yazıların kalıbıdır.

‘Yâ Hafîz’ yazısının şöyle bir hikâyesi var: Bir zamanlar, İstanbulluların en büyük korkusu yangın çıkmasıydı. Ahşap binaların yaygın olduğu dönemde çıkan bir yangın bütün bir mahalleyi, hatta semti kül edebiliyordu.  1918 yılında Fatih civarındaki büyük yangında evleri kül olan yangın zedeler için bir hayır kampanyası düzenleniyor. Yangında yok olan bir medresenin yerine devrin meşhur mimarlarından Kemalettin Bey tarafından 1919-1922 yılları arasında inşa edilen İstanbul’un bu ilk toplu konut apartmanının cephesinde,  geniş kıvrımlı saçakların altında yer alıyor ‘Yâ Hafîz’ yazısı.”

Hattat Aziz Efendi’nin Kur’ân-ı Kerîm’i

Ekrem Bey’in Kubbealtı Vakfı’na bağışladığı koleksiyonundan seçilen hüsnü hat örneklerinin teşhir edildiği sergide, hattatların hangi aletleri kullandıklarını, güzel yazı yazmayı nasıl öğrendiklerini de göstermek istediklerini belirten Dr. Şebnem Eryavuz, serginin giriş bölümünde ise el yazması kitapların sergilendiğini söyledi. Dr. Eryavuz, “18. yüzyıldan bir Kur’an-ı Kerim ve iki meşk murakkası, Mekke-Medine minyatürlü En’âm-ı Şerif, son dönemin önemli hattatlarından Hattat Aziz Efendi’nin yazdığı Kur’an sergide yer alıyor. Bu Kur’an ve yazı kalıpları Ekrem Hakkı Ayverdi’ye Kayınpederi Aziz Efendi’den miras olarak kaldı. Ekrem Bey, kayınpederinin birçok yazısını da daha sonra bedelini ödeyerek satın almıştı.” diye konuştu.

Hattat Sâmi Efendi’nin yarım kalmış “Âmene’r-Resûlü” kuşağı bu sergi için Mehmet Özçay’ın ekibi tarafından restore edildi. Sergideki en özel eserlerden biri olan Hattat Sami Efendi’ye ait 5,5 metre uzunluğundaki kuşak yazısının büyük bir titizlikle bu sergi için hazırlandığını ifade eden Dr. Eryavuz, “Bu kuşaklar cami, türbe gibi kubbeli yapılarda, kubbe eteğinde çepeçevre dolanır. Sergilediğimiz eser, bu kuşak yazısının kalıbıdır. Hattat Sami Efendi siyah renkte kalın bir kâğıda zırnık denilen sarı mürekkeple bu yazıyı celî sülüs hatla yazmış. Yarısına kadar gerekli düzeltmeler yapılmış ama yarım kalmış. Eğer tamamlansaydı altına beyaz kâğıt konulup harflerin kenarlarından iğne ile delik açılarak kalıbı hazırlanacak ve bu kuşak yazısı taşa veya çiniye uygulanabilecekti. Yazı rulo yapılmış halde yıllardır dolapta duruyor,  kimse dokunamıyordu. Geçen zaman içerisinde kopan parçalar da bir zarf içinde saklanmıştı. Ruloyu büyük bir dikkatle açtık. Açarken bile dağılıyordu. Bir kumaş üzerine geleneksel yöntemle yapıştırıldı. Bir yapboz gibi o kopuk parçaları da yerlerine yerleştirildi ve ‘Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri’ sergisi ile ilk kez sanatseverlere tanıtılıyor.” dedi.

Ünlü hattatlar tek fotoğrafta

Serginin girişinde sanatseverleri karşılayan toplu fotoğrafın da çok özel bir değeri ve hikâyesi var. Harf inkılabının ardından yaşayan son hattatların toplu fotoğrafı. Reîsü’l-Hattâtîn Kâmil Efendi (Akdik),  Tuğrakeş İsmâil Hakkı Bey (Altunbezer), hattat ve müzehhib Necmeddin Efendi (Okyay), hattat ve çinkograf Hâmid Bey (Aytaç), hattat Halim Efendi (Özyazıcı), hattat ve hakkâk Halil Efendi. Şehir tarihçisi ve hattat Osman Fevzi Olcay, birlikte Beyazıd’a giderek bir toplu fotoğraf çektirmelerini rica ediyor.  Fotoğrafın arkasına da kimlerin bu fotoğrafta yer aldığını, fotoğrafın çekilme nedenini, hattatlar hakkında bilgileri yazıyor. Sergide fotoğrafın arka yüzündeki yazıyı da göreceksiniz.  Osmanlıca metni Latin harflerine aktarırken ifadeleri bozmadık. Okuyanlar anlamaya çözmeye çalışsınlar istedik. Bu fotoğraf sadece Ekrem Hakkı Ayverdi’nin koleksiyonunda bulunuyor.  Yıldız Holding Sergi Salonu’nda açılan “Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri Sergisi”nde bu fotoğrafta yer alan hattatların eserleri de sergileniyor.

Ekrem Hakkı Ayverdi geçmişin değerlerine sahip çıktı

Ekrem Hakkı Ayverdi sadece bir mimar-mühendis değil aynı zamanda Osmanlı kültürünü ve sanatını benimsemiş bir münevverdi.  Osmanlının son döneminde 1899 yılında Şehzadebaşı’nda dünyaya geldi. O zamanki adı Mühendis Mekteb-i Âlîsi olan İTÜ’den 1920 yılında mezun oldu. Babasının selâmlık sohbetleri içinde yetişmiş olması ona gelecekte fikir ve sanat insanı hüviyeti kazandırdı. Önümüzdeki sene 50. yılını idrak edecek olan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucularındandı. Ecdat yadigârına sahip çıkma gayreti ile bir ömür boyu toplayıp muhafaza ettiği sanat eserlerini ve tüm mal varlığını bu vakfa bağışladı. Kuruluş gayesi bilim, fikir ve sanatta Türk milletine has tarihten gelen değerleri gelecek nesillere aktarmak, millî bir düşünce ve sanat merkezi etrafında toplamak olan Kubbealtı Vakfı bu amaç doğrultusunda kitaplar yayınlamakta; Osmanlı Türkçesi, hat, tezhip, Türkçeyi güzel konuşma, klâsik Türk musikisi kursları düzenlenmekte; dönemin kültür ve sanat insanları her hafta konferanslar vermektedir.  

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin yalnızca koleksiyon oluşturmak veya evini antikalarla dekore etmek gibi bir düşüncesi hiçbir zaman olmamıştı. Onun bu eserleri toplarken Osmanlı dünyasından günümüze ulaşan bir değer gözüyle baktığı, sanat eserlerini koruyabilmek duygusu ile hareket ettiği söylenebilir. Geçmişin değerlerine sahip çıkma duyarlılığı, Ayverdi’nin Osmanlı kültürünü özümsemiş kişiliğinin bir yansımasıdır. 20. yüzyılın ilk yarısında Türkiye’deki koleksiyoncu sayısı göz önüne alındığında, yok olma veya ülke dışına götürülme tehlikesine maruz kalabilecek bu eserlerin korunmuş olması daha da anlam kazanmaktadır.

Deniz Demirdağ, Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri”, Kitabın Ortası dergisi, Haziran 2019, sayı 27.

Yayın Tarihi: 16 Haziran 2019 Pazar 11:00 Güncelleme Tarihi: 14 Haziran 2019, 18:05
banner25
YORUM EKLE

banner26