banner17

Eğlence Hayatından Kur'an Sofrasına Bir Ömür

Cengiz Numanoğlu, şarkıyla, şiirle, aşkla ve meşkle geçen şaşaalı günlerinden insanın kul olduğunu idrak ettiği bir başka döneme girdiği hayatından satır aralarını geçtiğimiz günlerde Bursa'da öğrencilerle paylaştı. Ahmet Serin etkinlikten notlarını aktarıyor.

Eğlence Hayatından Kur'an Sofrasına Bir Ömür

Hayat, akıp giden bir ırmak… Bazen alabildiğine sakin, bazen alabildiğine deli akan bir ırmak. Hepimizin ömrü böyledir, deli sular gibi çalkalanır da durur. Ne zaman ne olacağı bilinmez. Yaşayanın kendisi de bilmez bunu.  Boz bulanık sular gibi bulanır bazen, bazen beyaz bulutlar gibi imrendirici olur hayatlar.

Cengiz Numanoğlu’nun hayatı da böyle. Şarkıyla, şiirle, aşkla ve meşkle geçen şaşaalı bir hayatla başlamış ırmağın akışı. Bu ırmak akmış, akmış ve sonunda bir çatala gelmiş. İşte o çatalda Numanoğlu, ırmağın akış yönünü değiştirmiş. Işıltılı bir hayattan insanın kul olduğunu idrak ettiği bir başka hayata akış başlamış. Allah vergisi sanat yeteneği, haz sofralarına söz bestelemekten, olması gereken mecraya yönelmiş ve Allah’ı terennüm eden mısralar döşemeye başlamış kalplere artık o hayat.

Cengiz Numanoğlu, yetmiş altıncı yaşını sürüyor şimdi. Bursa’da yaşıyor ve bir arı gibi oradan oraya uçuyor, kime ne faydam olur diye didiniyor durmadan. En son, 28 Şubat ahlaksız darbesiyle budandıktan sonra şimdilerde kendisine dönmeye çalışan bir imam hatip lisesinin etkinliğinde, Bursa Mihraplı Abdulkadir Can Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin 16 Kasım Çarşamba günü düzenlenen “Değerlerimizle Buluşuyoruz” etkinliğinde öğrencilerle buluştu.

Yaklaşık seksen dakika süren bu etkinlik, birçok öğrencinin “Kafamdaki sorulara cevap oldunuz.” cümlesini söylemesiyle sona erdi.

Cengiz Numanoğlu’nun hayatı, bir savruluşun ve sonra da kendini buluşun hikâyesi aslında. O hikâyenin anlattıklarından kısa notlar tuttuk.

Anne babanın evlada duası nasıl olmalı?

Cengiz Numanoğlu, “Çocukluğumuzda büyüklerimiz bize ‘Vali olasın, paşa olasın.’ diye dua ederlerdi. Belki iyi niyetle edilen bu dua keşke ‘Önce insan olaydın…’ şeklinde olsaydı. Çünkü önemli olan insan olabilmek ve insan kalabilmek. Bütün mesele bu.” diye başladı sözlerine. Söz, büyük bir merakla karşılandı. Ardından da şu sözler geldi Cengiz Numanoğlu’ndan.

İnsan olup insan olabilmek

“İnsan doğuyoruz ama insan kalabilmek önemli. İnsan kalabilmek öyle kolay iş değil. İnsan kalabilmek için önce ilim bilmeli. Bu ilmin kaynağının da Kuran’da olduğunu bilmek gerek. Her şeyi Kuran’dan almalıyız çünkü Kur’an, insanı inşa edecek yegane kaynaktır. Bizim de inşa olma niyet ve çabasında olmamız gerek. Ben, bir şekilde bu niyet ve çaba içine girdim şükür ki.” diye sözlerini sürdürdü Cengiz Numanoğlu ve hayat nehrinin bulanık aktığı dönemler hakkında böyle bilgi verdi: “Daha genç yaşlarımda müziğe ilgi duyuyordum. Lisede müzik grubu başkanıydım, askeri okulda da müzikle ilgimi kesmedim. Bu şekilde başlayan müzik sevgim bestelerle, güftelerle devam etti. Dönemin ünlü solistleriyle sahne almalar, gece kulüpleri ve gazinolarda şarkı icra etmeler… Bir dönem hayatım böyle geçti.”

İnşa süreci

Cengiz Numanoğlu, birçok insanın özendiği pırıltılı hayatı “Gece yaldızlıydı ama sabah kalktığımızda yine her şey aynıydı” cümlesiyle özetledikten sonra, hayatının diğer dönemini de şöyle anlattı: “Sonra inşa oldum. Yani Allah’ı bildim ve buldum. Unutmayın, bulmak için bilmek gerek. Bilmek içinse hem gözlemlemek hem de akletmek gerek. Koca kâinata baktığımızda, aslında her şeyin Allah’ı bulmak için bir ipucu olduğunu görüyoruz. Bir su damlası da Allah’ı anlatır, koca kâinat da…  Allah ‘Nimetlerimi sayamazsınız.’ diyor bir ayetinde mesela. Bu hem maddi hem de manevi anlamdadır. Düşünün, insan vücudunda yetmiş trilyon hücre vardır. Bir insanın bir trilyona kadar durmadan sayması için on beş bin yıla ihtiyacı vardır mesela. Kısacası, gördüğümüz her şey bizi Allah’a götüren bir rehberdir.”

Beynimizi kullanmalıyız 

Sohbetinin ilerleyen zamanında da öğrencileri tefekküre davet eden Cengiz Numanoğlu, bu konuda şunları aktardı: “Akledenler için Kur’an bütün soruların cevaplarını verir. Ben hiçbir soruyu başkasına sormadım. Ne sorduysam Kur’an’a sordum ve cevaplarını da aldım. Bunun için de biraz çabalamamız gerek. Yazık ki bizler beynimizi yeterince yormuyoruz. Beynimizi yorsak, koca kâinatı okumayı bilsek, insan olmanın, insan kalmanın ve insan ölmenin ne kadar kolay olacağını da anlayacağız. Kaba bir gözle bakıldığında bile çalışan bir beyin bunu görebilir. Dünyanın kendisinde, dünyadaki varlıklarda ve kâinattaki dengeye biraz kafa yorulsa bile bu anlaşılır. Bunu görmek ve bilmek için de kafa yormak gerek. Sadece bu dengeyi görmek bile bir insanı Allah’a götürebilir.”

Dostu ve düşmanı tanımalıyız

Cengiz Numanoğlu, öğrencilere dost ve düşmanı iyi tanımalarını da söyledi: “Yetmiş beş yıldır nerede hata yaptığıma kafa yoruyorum. En önemlisinin dostu ve düşmanı tanımamak olduğunu gördüm. Kastettiğim dost ve düşman, Allah’ın bize dost ve düşman olun dedikleridir. Diğerlerini herkes anlayabilir zaten ama önemli olan Allah’ın dost ol dediklerinle dost, düşman ol dedikleriyle düşman olabilmektir. Bunu da yine Kur’an bize anlatmaktadır. Bize düşen görünen ve görünmeyen düşmanları bilebilmektir. Bunların en önemli ikisi, nefs ve şeytandır. Bunlardan ‘Euzu besmele’ çekerek Allah’a sığınmak gerek. Günlük hayatımızda çok besmele çekelim. Bunun dışında Kur’an’ı çok okuyalım çünkü o her seferinde bize farklı şeyler söyler.”

Cengiz Numanoğlu, Allah’ın bizleri layıkıyla akleden ve zorluklarda kendisine sığınan kullardan eylemesi duasıyla sohbetini bitirdi.

 

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 18 Kasım 2016, 11:51
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20