banner17

Edebiyat geçmişten bugüne nasıl seyretti?

Geçtiğimiz günlerde Doç. Dr. Secaattin Tural’ın katılımıyla, Kırklareli Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencileri için “Minyatürden Resme” başlıklı bir genel kültür söyleşisi düzenlendi.

Edebiyat geçmişten bugüne nasıl seyretti?

 

Edebiyat denilince aklımıza ilk olarak, sanırım duyguların derinliğine inmek için kullandığımız kelime merdivenleri gelir. Bir nevi anlamları derin olan ve hislerimize çiseyen izlenimlerin tahayyülüdür bunlar. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki edebiyat bir geleneğin ürünü ve kültürel yaşantının izdüşümüdür de aynı zamanda. Bu nedenledir ki cümle imparatorluklarının ardındaki kültür arşivleri, kelimelerin duyumsamalarını saklarlar dokusunda. İşte bizler de edebiyatın sırlarına vakıf olmuş ve edebiyatı kültürel tarihle beslemesini bilmiş olan bir akademisyeni, bu farklılıklar üzerinden dinledik.

Geçtiğimiz günlerde Doç. Dr. Secaattin Tural’ın katılımıyla, Kırklareli Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencileri için “Minyatürden Resme” başlıklı bir genel kültür söyleşisi düzenlendi. Tural, söyleşide kültür ve medeniyet tarihimizi farklı bir perspektifle (Divan edebiyatı ve Tanzimat dönemi edebiyat) ele aldı. Edebi bir minval üzerinden sürdürmüş olduğu izlenimlerini, Osmanlı döneminin düşünce ve anlayışındaki değişmeler ve Batılılaşma özentisine kapıldığımız Tanzimat dönemi olarak belli bir süreç içerisinde değerlendirdi. Bize göre konuşmanın temelini oluşturan bu kısım, “minyatürden resme” anlayışının özünü kavramamız açısından önemli bir noktayı oluşturmakta. Nitekim devirlerin anlayış ve edebiyat geleneği, birbirine paralel çizgiler halinde şekillenen ve gelişen olgulardır.

Konuşmanın ilerleyen bölümlerine gelindiğinde ise Doç. Dr. Secaattin Tural, anlatımını minyatür ve resmin neler ifade ettiği üzerindeki değerlendirmeleriyle sürdürdü. Ve minyatürü Osmanlı düşünce yapısındaki manevi duyguları temsil eden önemli bir ölçüt olarak göz önünde bulundurmamız gerektiğini ifade ederek devam etti. Resmi ise Tanzimat’la başlayan Batılılaşma anlayışı ve bu dönemde bilime verilen önemle birlikte manevi duyguların bir kenara itilmesi olarak nitelendirdi. Öyle ki Doç. Dr. Secaattin Tural'a göre Osmanlı döneminde dünyanın geçiciliğini temsil eden minyatür, resimle birlikte dünyevî olana yönelme olarak karşılık bulmaktadır.

Verilen bu bilgilerin ardından asıl olarak değinilmek istenen edebiyatın kültürel tarihle olan iç içeliği noktasında ise Doç. Dr. Secaattin Tural, ilk olarak Osmanlı dönemi divan edebiyatı mazmunlarını ele aldı. Sonrasında Tanzimat dönemindeki Batılı düşünce ve işleyişle birlikte geri plana atılan bu unsurların yerini alan pozitif bilimler hakkındaki bilgilerle sürdürdü konuşmasını. Bunun yanı sıra Doç. Dr. Secaattin Tural'ın bu noktada bizlere kazandırmış olduğu farkındalıklarla birlikte her iki dönemin bakış açısını da sentezleme imkânını sağlamış olduğumuzu da söyleyebiliriz.

Cenap Şahabettin'le şiir çizgimiz o dönemde büyük bir farklılık yakalamış

Tevekkül edilen bir dönem anlayışıyla akla iman edilmeye başlanılan bir dönem anlayışını edebi minval üzerinde gözlemlemenin sonrasında ise Doç. Dr. Secaattin Tural, akıl çağının ilk yansımalarının öncelikli olarak edebiyatımızda Şinasi'nin gökyüzü kavramıyla fark edilebileceğine dikkatlerimizi çekti. Nitekim Şinasi, şiirlerinde geçen gök cisimlerini bütünüyle bilimsel verilerle göstermeye çalışmış olmasına rağmen divan edebiyatında yani Osmanlı dönemi kültür yaşantısında Allah'ın kudretini göstermek için yalnızca yeryüzündeki mahlûkatı saymak bile yeterli bir ölçüttü.

Düşünce ve yaşantımızdaki değişim, Şinasi'nin şiirlerinde de görüldüğü gibi akıl çağında ilk olarak pozitif bilimler olarak ön plana çıkmıştır. Öyle ki minyatür, bu devirde yavaş yavaş resimleşmeye başlayan bir olgu haline gelmiştir. Doç. Dr. Secaattin Tural, değişimin bu şekilde başladığını dile getirmesinin ardından minyatürün, Abdulhak Hamit Tarhan'la biraz daha resim boyutu kazandığını ifade ederek devam etti konuşmasına. Bu noktada bizlere bir de Avrupa'ya gönderilen öğrencilerin ve devlet ricalinin Avrupa'yı tanımlayışlarına dikkat etmemizi önerdi.

Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde ise olaylara ve edebiyata farklı bir perspektiften bakmamızı sağlayan değişim çizgisine bir de Cenap Şahabettin'i dâhil eden Doç. Dr. Secaattin Tural, bu isimle birlikte resmin son parçasının da tamamlanmış olduğunu ifade etti. Çünkü Cenap Şahabettin'le şiir çizgimiz o dönemde büyük bir farklılık yakalamış ve minyatürden resme yani dünyevî olana geçilmede köprü vazifesi görmüştür.

Divan edebiyatı geleneği için önemli bir unsur olan minyatürün, şiirin bu değişimiyle birlikte resim halini almış olması görüldüğü üzere sadece edebî bir olay değildir. Öyle ki şiir perdesinin ardında bir kültürün düşünce yapısında değişimler yatmaktadır. Ve son olarak ise Doç. Dr. Secaattin Tural'a göre şunu da bilmeliyiz ki taklit etmeye çalıştığımız Avrupaî edebiyat ve pozitif bilimlerdeki gelişim, bizdekinin aksine toplumsal yapı ve sınıf çatışmalarına dayanarak yüzyıllar boyu süren bir süreci kapsamaktadır. Yani bu açıdan da bakıldığında karşımıza yeni bir kültür ve medeniyet algısı çıkmaktadır.

Edebiyatın hangi türüne bakarsak bakalım kültürel tarihin, metinlerin dokusu içerisinde inşa edilmiş olduğunu görmemizi sağlayan Doç. Dr. Secaattin Tural, edebiyatı kültürel bir gelişim safhası içerisinde değerlendirmesinin ardından akademik değerlendirmelerle devam ettiği konuşmasını genel bir tablo çizerek sonlandırdı.

 

Enes Yaşar haber verdi

Güncelleme Tarihi: 01 Haziran 2013, 11:48
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20