Edebiyat eski yeni diye ayrılır mı

'Bugünkü anlamıyla tasvir elbette bizim edebiyatımızda yoktu. Çünkü her edebi verim kendi kültür ve medeniyet dairesinde gelişir.'

Edebiyat eski yeni diye ayrılır mı

Âlim Kahraman’ın Geçit isimli hikâye kitabı Kapı Yayınları tarafından yayınlandı. Büyük bir beğeniyle okudum kitabı. 26 Mart günü ise kendisinin bir konuşmasını dinlemek üzere Divan Edebiyatı Vakfı’ndaydım.

Âlim Kahraman bu ay yaptığı konuşmada “tasvir” konusunu ele aldı. Ama konuya geçmeden önce yeni edebiyat alanında akademisyen olan Kahraman edebiyatımızdaki eski-yeni edebiyat gibi sınıflandırmaların görece bir ayrım olduğunu söyledi. Bu sınıflandırmalar edebiyatımızda edebiyat tarihi açısından işi kolaylaştırmak için kabul edilebilir. Aksi durumda edebiyatımız eski edebiyat, yeni edebiyat gibi birbirinden bıçakla kesilmiş gibi ayrılamaz. Edebiyatımıza kuş bakışı baktığımızda bir bütünlük içerisinde olduğunu görürüz. Tüm ürünler Türk diliyle ortaya konulmuş bir süreklilikle sürer. Eski edebiyat ya da yeni edebiyat diye ayırdığımız edebi ürünlerimiz arasında bir kültür ve bir dil ortaklığı söz konusudur. Şeyh Galip’teki bir metafor Ahmet Haşim’de karşımıza çıkar…

Âlim Kahraman edebiyatımızdaki tasvir konusunu da ilk olarak bu perspektifle değerlendirmek gerektiğini söyledi. Bugün tasvir dediğimizde Batı etkisinde gelişen ürünlerimizdeki tasviri anlıyoruz. Peki bizim klasik dönem edebiyatımızda tasvir yok muydu?

Âlim KahramanBugünkü anlamıyla tasvir elbette bizim edebiyatımızda yoktu. Çünkü her edebi verim kendi kültür ve medeniyet dairesinde gelişir. Ancak bugünkü tasvire bir arka plan gibi kasidelerde ve gazellerde tasvirler yer alırdı. Kasidelerin nesip bölümlerinde şairler çeşitli tasvirler yaparlardı. Böylece necip bölümünde neyin tasviri yapılmışsa kaside o isimle anılırdı. Örneğin nesip bölümünde bahar tasviri yapılmışsa o kasidenin ismi bahariye olurdu.

Namık Kemal ve Tanpınar karşı karşıya…

Tasvir meselesi üzerinden bir takım tartışmalar da olmuştur döneminde. Namık Kemal yeni, batılı anlamda realist bir edebiyat düşüncesini ortaya koymak için edebiyatımızdaki tasviri hayali ve realiteden uzak, soysal hayattan kopuk olarak nitelendirir. Tanpınar ise buna karşı çıkarak divan edebiyatını savunur tasvir meselesi üzerinden. Namık Kemal ve onun gibi düşünenlerin eski edebiyatın hayal dünyasını doğru okumadıklarını söyler. Eğer doğru okusalardı eski şiirin hayal çizgisi ile geçmişte yaşanan sosyal hayat çizgisi arasında bir paralellik olduğunu göreceklerdi.

Konuşmasını bir saat içinde toparlayan Âlim Kahraman dinleyicilerin katkılarını, sorularını da aldı. Program sonunda bazı dinleyiciler Âlim Kahraman’a hikâye kitabını da imzalattılar. Hem değerli bir akademisyen hem de iyi bir hikâye kitabının yazarı olan kahramanı görünce Ahmet Haşim’in edebiyat hocaları hakkında yaptığı olumsuz değerlendirmelerin Âlim Kahraman için geçerli olmadığını düşündüm…

 

Besim Bal kitabını okudu, konuşmasını dinledi

Güncelleme Tarihi: 31 Mart 2011, 14:07
YORUM EKLE

banner19

banner13