Dostları Münevver Ayaşlı'yı anlattı

ESKADER'in Perşembe akşamları sohbetleri vefatının 12. yıldönümünde Münevver Ayaşlı'yı anma programıyla Ramazandan sonra tekrar başladı.

Dostları Münevver Ayaşlı'yı anlattı

 

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) kurucularından Mehmet Nuri Yardım’ın yöneticiliğinde, Tarihçi Dursun Gürlek, Şair Memduh Cumhur, Eğitimci-Yazar Vehbi Vakkasoğlu, Tiyatro Yazarı Üstün İnanç ve Yazar Salih Suruç, resmi tarihin karanlığına ışık tutan bir Osmanlı aşığı Münevver Ayaşlı’yı anlattılar. 

“Allah sevdiği kulunu gök ve yer ehline sevdirir.” hükmünün bir tezahürünü ölümünden çok sonra bu güzel sohbete iştirak edenlerle gördük. Sevenlerinin tabiriyle “Hacı Anne” Osmanlı ahlakı ve görgüsüyle yetişmiş gönle hitap ederek değişik isimlerin ilgisine mazhar olmuş.

Yalısı her daim kimsesize, yoksula açık olan; misafirlerine ikramda bulunup hizmet etmekten zevk duyan bir isim Münevver Ayaşlı. Bu güzel geleneğini devam ettirmek adına ikramlarla başladı onu anma akşamı. Ardından, tanıyıp sohbetlerine katılıp onun engin kültür birikiminden istifade edebilme şerefine erişmiş büyüklerimizi dinledik. Hatıralarından aldığımız notları paylaşma şansına da biz nail olduk.münevver ayaşlı

Pertev Bey’in Üç Kızı’nda tarih

Dursun Gürlek konuşmasına onun asıl ikramını eserlerinden aldığını söyleyip ondan öğrendiklerini sıralayarak başladı. Münevver Ayaşlı’nın Yeni İstanbul, Yeni İstiklâl, Yeni Asya mecralarında kültür, sanat, edebiyat gibi alanlarda yazarken en çok takip ettiği ve merakla yazılarını beklediği isim olduğunu açıklayan Gürlek, eserlerinin iyi anlaşılması için birkaç defa okunması gerektiğini salık verdi. Günlük ve haftalık yayınlarda yazdığı yazıların neşredilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Dursun Gürlek Osmanlı’dan Cumhuriyet’e sancılı geçişi anlatan Pertev Bey’in Üç Kızı adlı eserinden bir kesit okuyarak devam etti. Bu kesitte Bediüzzaman Said Nursi’nin Adnan Menderes’i duasıyla himaye eden bir zat olmasına rağmen vefa göremediğini ancak bir devlet adamının bir Allah dostunun himmetine muhtaç olduğunu nakletti.

Her kesimle sohbet

Yahya Kemal’in “İnsan insanın ufkudur.” sözünü Münevver Hanımı tanıyıp muazzam birikiminden yararlanmaya başlayınca anladığını ifade eden Memduh Cumhur, Refet Bele’nin dahi sırf onu iki saat daha fazla dinlemek için vapuru geç kaldırdığı anekdotunu verdi ve ilginç de bir hatırayı nakletti:

“Refet Bele Münevver Hanımın eşinin dostudur. Malumunuz İstiklâl Savaşının önemli kişilerindendir. 1926’dan sonra mevcut hükümetle anlaşamamıştır ve çok şey bildiği için Münevver Hanım ısrarla hatıralarını yazmasını istemiştir. Maalesef Refet Paşa yazmamıştır, ancak yazmama sebebini alan Münevver Hanım bunu şöyle nakleder: ‘Hanımefendi, biz Osmanlı’dan, geçmişten bugüne kadar kıymetli olan ne varsa hepsini yaktık, yok ettik ben de hatıralarımı yazıp İstiklal Savaşını yerle bir edersem bu milletin dayanacak nesi kalacak?’ der.”

Birçok siyasi ve edebi ünlü isimlerin yalıya devam ettiğini, Ayaşlı’nın sözünü esirgemeyen, kendini hicvetmekten çekinmeyen, sofrası da gönlü de herkese açık bir hanımefendi olduğunu hatıralardan yola çıkarak anlatan Memduh Cumhur, Münevver Ayaşlı ile Cemil Meriç’in tanışmasına da vesile olmuş. Şairimiz sözlerini dönemin yaşanan yasaklarını, töhmetlerini, manevi baskılarını öğrenmek istiyorsak onu okumamız gerektiğini söyleyerek bitirdi.

Hacı annemizdi

Vehbi Vakkasoğlu bir gün çekinerek heyecanla yalıya girdiklerini ancak karşılarında kendilerinin ruh halinden anlayan kucaklayan bir “hacı anne”, bir insanlık abidesi ile karşılaştıklarını ifade etti. Hoca, yazar olmak istediğini söyleyince ona saygı duyup “Bu memleketin yatırı çoktur ama yazarı azdır.” cevabını verdiğini hiç unutmamış. Vehbi Vakkasoğlu bu tespiti bizim de unutmayacağımız bir şekilde verdi: “Yerin altındaki zenginliği, üstündekilerin anlatacak ve taşıyacak kabiliyette olmadığını anlatıyordu.”

2Münevver AyaşlıMünevver Hanım deyince: Vefa

“Son Osmanlı’yım derdi ve bunu hak ederdi. Galiba öyle olduğu için son Osmanlıların kaderini paylaştı. Her zaman bizleri ikaz eder kulağımızı çekerdi. Darülacezede vefat eden Osmanlı sultanları vardı maalesef. Münevver annenin onlara ağladığını görmüşüzdür. Osmanlı ruhuyla özdeşleştiğinden midir cenazesi depreme denk geldi ve biz cenazesine katılıp vefamızı gösteremedik. Ancak vefa onun dünyasında henüz bir semt adı değildi. İnancına vefaydı.”

Salih Suruç, Münevver Hanımın yalısının bazen bir zikirhane, bazen misafirhane, bazen de kimsesiz evi olduğuna değindi. Onu mukaddesatını kalemi ilmiyle müdafaa edebileceğine inanmış bir şahsiyet olarak tanımladı.

Saray ve yalıda, yaşayış, dil, kültürle sanılan yapılaşmanın olmadığını göstermesi bakımından önemli rolüne ise Üstün İnanç değindi.

İbrahim Ayaşlı’nın hazırladığı fotoğraf sunusunda ise Münevver Ayaşlı’nın kültür sanat dünyasının ünlü isimlerinin yanında Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Recep Tayyip Erdoğan gibi siyasi kanattan isimlerle çekilmiş fotoğrafları da engin gönlünü yansıtır nitelikteydi.

Program sonunda armağan edilen “Haminne’nin Suret Aynası” kitabına başlarken ESKADER ve değerli hocalarımız bizleri uzaktan aşina olduğumuz bir isme yaklaştırdığı için müteşekkir ve mutluyuz.

Bir gün, hayat mücadelemde, kalemimin bana yardımcı olacağını hiç düşünmemiştim. Halbuki kalemin ne kadar mübarek ve mukaddes olduğunu bize Kur’an-ı Kerim emreder. (Münevver Ayaşlı)

 

Ceylan Ergin haber verdi

Yayın Tarihi: 10 Eylül 2011 Cumartesi 10:57 Güncelleme Tarihi: 10 Eylül 2011, 12:00
YORUM EKLE
YORUMLAR
osman okcu
osman okcu - 11 yıl Önce

yazı güzel olmuş.. eskaderin etkinliklerini timaş kitap kahvede her perşembe yapıldığı da vurgulansa daha iyi olurdu... takip etmek isteyenler için önemli bir bilgi

banner19

banner26