Doğru bir dindarlık inşası nasıl olmalıdır?

Meridyen Sohbetleri’nin Şubat ayı etkinliğinin konuğu Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı idi. Mustafa Çağrıcı, 'Dindarlık Algımızın Referansları' başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Hatice Sarı yazdı.

Doğru bir dindarlık inşası nasıl olmalıdır?

 

 

Meridyen Sohbetleri’nin Şubat ayı etkinliğinin konuğu Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı idi. Mustafa Çağrıcı, “Dindarlık Algımızın Referansları” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.

“Din ve dindarlık genel olarak insanlık tarihinde nasıl algılandı?”, “Doğru bir dindarlık inşasını, hangi dinamiklere dayandırırsak başarılı oluruz?”, “Günümüzde din ve dindarlık nasıl algılanıyor?” gibi konulara değinen Çağrıcı, Müslüman âlim Ragıb El-İsfehani’nin, “Dinin Güzelliklerine Götüren Yol” isimli kitabından bahsederek konuşmasına başladı.

Tüm dünyada ve özellikle İslam toplumlarında insanlık tarihi boyunca dindarlık ve din ikilisi çok önemli bir konu olagelmiştir. Din üzerine onlarca çalışma yapılmış ve bu çalışmalar hala günümüzde de devam etmekte. Din ve dindarlık kavramları üzerine konuşma yapan Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, İmam Gazali döneminde yaşamış olan ve Hicri 6. yüzyılda vefat eden Müslüman alim Ragıb El-İsfehani’den örnek vererek şunları söyledi:

İnsanın var oluşunun üç temel nedeni; “hilafetullah”, “ibadetullah” ve “emaret’ul arz”dır

“İnsanın var oluşunun üç temel nedeni; “hilafetullah”, “ibadetullah” ve “emaret’ul arz”dır. Hilafetullahın birinci şartı hikmettir. İyi bir dindar, şüphesiz ki ilahi sıfatların kendine tecelli ettiği bir kimliğe, kişiliğe, sıfata sahip olandır. Bunun içini dolduran erdemler ise hikmet yani derin bilgi, zihin dünyamızı da yaşama dünyamızı da geliştiren, zenginleştiren yüce bilgidir. Dindarlığımızın temel dinamiklerinden biri, zihin dünyamızı doğru bilgilerle geliştirmek; ikincisi ise, amel dünyamızı doğru davranışlarla sürdürmektir.”

Hilafetullah’ın ilk şartının ardından aynı kitaptan yola çıkarak diğer şartlarının da ne olduğunu anlattı.

“Hilafetullah’ın ikinci şartı adalettir. Adalet, bizim kültürümüzde çok zengin bir yere sahiptir. Faziletlerle zenginleştirilmiş ve geliştirilmiş iç dünyamızda bir adalet oluşturursak, iyi bir Müslüman olabiliriz. İç dünyamızda hikmet, iffet ve şecaat erdemlerini sağlarsak, böylece ruh dünyamızın da donanımını geliştirmiş oluruz. Böylece ruh dünyamızda adalet oluşmuş olur. Hakkı gözetmek, hakka göre davranmak, hak ile muamele etmek adalettir. Hilafetullahın üçüncü şartı hilimdir. Hilim, her zaman aklın kontrolünde yaşamaktır. Duygulara karşı aklı güçlü kılmaktır. Duygularımız karşısında aklı öne çıkarmaktır. Hilafetullahın dördüncü şartı ihsandır. İhsan, iyi olmak ve her zaman iyiyi yapmak ve yaptığını en iyi yapmaktır.”

Kuşatıcı dindarlık, kaynağa bağlı, geleneğe saygılı, çağın ürettiği, yani Kur’ân-ı Kerîm ve sünnette bağlı dindarlıktır

Bu kaynağa göre Hilafetullahın ardından insanın var oluşunun ikinci temel nedeni ise ibadetullahtı. Yani Allah’a kul olmaktı. Bu kavram günlük ibadet hayatımızı da içine alıyor fakat bundan çok daha fazlasını kapsıyor. Allah’ın iyilik, doğruluk ve hakikatinin kaynağı olan emir ve yasaklarına göre yaşamaktır ibadetullah. İyi ve güzel olarak yaptığımız ne kadar davranışımız varsa ve bunların ne kadar iyiliğe ve yarara olursa, insan olarak o kadar ibadet ile meşgul olmuşuz demektir bir nevi.

Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı son olarak üçüncü şarttan bahsederek;

“En önemli temel neden ise imaret’ul arzdır. İmaratul arz; yeryüzünü mamur etmek demektir. Güzelleştirmektir. Yeryüzünü uygarlaştırmaktır. Kendimizle birlikte herkes ve her şey için daha iyi, daha yaşanılabilir ve daha mamur bir dünya inşa etmektir” diye konuştu.

Sohbetin sonunda değişen zaman ile birlikte dindarlık algımızdaki değişimlere de değinen Mustafa Çağrıcı, toplum içindeki çeşitli dindarlık tabirlerinden bahsederek şunları söyledi:

“Zaman içerisinde dindarlık algımızda değişimler olmuş ve 4 türlü dindarlık anlayışı ortaya çıkmıştır. ‘Gelenekçi dindarlık’, Kur’ân-ı Kerîm ve sünnetin yerine mezhep liderlerinin, cemaat liderlerinin merkezi işgal ettiği dindarlıktır. ‘Selefî ve hâbi dindarlık’, Müslümanlığı, Kur’ân-ı Kerîm ve sünnette lafız olarak ifade edildiği şekilde benimseyen, bunun dışında farklı anlayış ve farklı tefsiri kabul etmeyen dindarlıktır. ‘Modernist dindarlık’, dini reddetmeyen; fakat modern çağın gereği neyse ona uyan dindarlıktır. ‘Kuşatıcı dindarlık’, kaynağa bağlı, geleneğe saygılı, çağın ürettiği, yani Kur’ân-ı Kerîm ve sünnette bağlı dindarlıktır.

Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı ile bir kez daha zamanın sınavından geçen bizlerin, İslam dininin gereklilikleri ve hassaten “dindarlık” kavramı üzerinde düşünmemiz için çağrıda bulundu bizlere.

 

Hatice Sarı yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2014, 10:28
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13