banner17

Dindar sanatkâr olmaz dedi

Süleyman Seyfi Öğün, Bursa’da dindar-sanatkâr, sanatkâr-sermaye ilişkisine değindi..

Dindar sanatkâr olmaz dedi

 

TYB Bursa Şubesi’nin “Yazar Okulu” çalışmalarının bu haftaki konuğu, olaylara her zaman için farklı bir pencereden bakan, ezber bozan bir akademisyen olan Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün’dü. Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün Hoca, sanatın ne ve sanatkârın kim olduğu kadar sanatın ne olmadığını, sanatkârın kim olmadığını da anlattı sohbeti boyunca.

Ezber bozan ifadesini kullandık az yukarda. Tesadüfen kullanılan bir ifade değildi bu. Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün Hoca, gerçekten de ezberleri bozdu. Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün Hocanın, konunun daha iyi anlaşılması için kullandığı bazı terimlerin teknik anlamda kullanıldığı göz ardı edilmemeli. Ya da bazı terimlerin, aşılması gereken bir şeyin sınırlarını belirlerken teknik/mecaz anlamda kullanıldığı hesaba katılmalı. Bu terimler, dine ait terimler olduğunda, özellikle bu hesaba katılmalı.Süleyman Seyfi Öğün

Rembrandt ile mağara duvarına şekil çizen adamı ilişkilendirmek doğru mu?

Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün Hoca, belli bir birikim sahibi olduktan sonra sanata salt sanat olarak ve sadece ontolojik olarak bakmaya başladığını belirttikten sonra, konunun daha iyi anlaşılması için şunları söyledi:

“Sanata ontolojik olarak bakmalı. Diyelim ki elimize sanat tarihiyle ilgili bir kitap geçti. Bu kitapların hepsinin belli bir formatı vardır. Sanatı mağara duvarlarındaki resimlerden başlatıp Rembrandt’la ilişkilendirirler. Sanki bir süreklilik varmış gibi. Bu bakış açısı doğru mudur? Elbette yanlıştır! Mağara duvarına o resmi yapan kişi bir sanatçı mıdır? Elbette hayır! Her şeyi bu kadar zorlamamalı.”

Mimar Sinan sanatkâr mı, zanaatkâr mı?

Kendi tarihimizden de örnekler veren Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün Hoca, hepimizin hayranlıkla eserlerini seyrettiği veya dinlediği abide şahsiyetlerin sanatkâr olup olmadıklarını tartışmaya açarak şunları söyledi: “Mesela Mimar Sinan, Itri, Baki… gibi şahsiyetler sanatkâr mıdır? Tümüne sanatkârdır demek, onların dünyasını anlamamak olur. Onları kendi zamanlarında, kendi değer yargılarıyla değerlendirmek gerekir.

Burada önemli olan ölçüleri tutturmaktır. Sanat, belli bir birikimi arka plana alarak yapılırsa, bir şeyi değiştirme iddiasında olursa sanattır. İddiası olmayan hiçbir şey sanatın içine girmez. İddiasız kişi de sanatkâr olamaz. Sanatçı aleniyet peşinde koşan, iddia sahibi olan, yaptıklarının görünmesini isteyen kişidir. Sanat hadsiz ve hudutsuz bir şeydir. Sanatçı da hudut tanımaz. Bu böyle olduğu için kendine güvenmeyen, yaptığının iddiasını taşımayan kişi sanatkâr değildir. Sınırları ‘edepsizce’ zorlama iddiasındaki kişi sanatkârdır.

Olayı böyle tanımladıktan sonra Mimar Sinan’a baktığımızda, Mimar Sinan, eserleri için, ‘Allah’a olan şükrünü ifade etmek, bağışlanmak için bunları yaptım.’ der. Bu tavır mümince bir tavırdır ama sanatkârca bir tavır değildir. Olaya bu açıdan baktığımızda, Sinan bir sanatkâr değil, zanaatkârdır. Yapı ustasıdır.”

Süleyman Seyfi ÖğünPeki, sanatkâr kimdir, sanatkârın tutumu nasıldır?

Sanatın ontolojik sınırlarını bu şekilde belirleyen Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün Hoca, düşüncesini açıklamaya Batı dünyasından örnekler vererek devam etti: “Mozart sanatkâr değildir. Sırtını sermayeye yaslamıştı ve hamisiz kalınca da sokağa düştü, bu şekilde de sahipsiz bir şekilde öldü gitti. Ama Beethoven sanatkârdır, iddialıdır ve tavrını özgürlükten yana koyar. Beethoven ‘Ben!’ der. İlişkilerini hep reddetme üzerine kurar. Sanat ve sanatkâr bağımsızdır ve her türlü bağımlılık ilişkilerini reddeder. Bu anlamda, sanatın ontolojisine bakıldığında, Beotheven sanatkârdır.

Mesela, gözlerinin içine bakıp da kendisinden şapkasını çıkarıp saygı ifadesinde bulunmasını bekleyen prense karşı Beethoven, şapkasını kulaklarına kadar indirerek isyan eder. İşte sanatkâr budur!”

Osmanlı’da hanedan ve sanatı himaye geleneği

Süleyman Seyfi Öğün Hoca, Osmanlıda hanedan-sanatçı ilişkisine de değinerek şunları söyledi: “Bizde hanedanlar da sanatkâr (!) olduğu için hanedanlar sanatkârları himaye etmiştir. Şu an bizim sanatkâr diye baktığımız kişiler, bir şekilde bağımlılık ilişkisi yaşadıkları için, bizim hayran olduğumuz şeyleri yapmış olsalar bile ontolojik olarak sanatkâr değil, zanaatkârdırlar.

Itri, Mimar Sinan, Dede Efendi gibi şahsiyetler ontolojik kaygılar taşımışlar ve ortaya harika eserler çıkarmışlardır. Ama ontolojik anlamda iddia sahibi olamadıkları için de sanatkâr olamamış, zanaatkâr kalmışlardır.”

Sanatın sermayeyle imtihanı çetin

Ontolojik kaygıların gelip tosladığı duvarın sermaye olduğunun altını çizen Süleyman Seyfi Öğün Hoca, bu konuda şunları söyledi: “Bugün sanat ontolojisi çökmüştür. Bunu çökerten de sermayedir, sermayenin bugün aldığı biçimdir. Sözgelimi yazarlar, sanatsal iddia ile eserlerini yazarlar. Ama bunların bir de basılması, dağıtılması, satılması süreci vardır. İşte bu aşamada sermaye devreye girer. Sermaye, tüm bu zinciri organize eder.

Ve fakat bir zaman sonra aynı sermaye, yazara ‘Halk seni anlamıyor. Halkın anlayacağı şeyler yaz.’ der. Yazar buna direndiğinde, sermaye, ‘Ben de senin kitaplarını basmam, halkın anlayabileceği yazarlar bulurum.’ der. Bu aşamadan sonra yazar ya ontolojik kaygılarından vazgeçerek söz zanaatkârı olur ya da kaygılarından vazgeçmez ama bu sefer de iddiasını aleni kılacak araçlardan yoksun kalır. Bu şekilde sermaye, sanatkârı esir alır.”

Dindardan sanatkâr olur mu?

Süleyman Seyfi Öğün Hoca, dindar-sanatkâr ilişkisine de değindi. Bu konuda dedikleri şunlar: “Dindardan sanatkâr olur mu? Olur olmasına ama o sanatkârın dindarlığı da sorunlu olur. Çünkü sanat, itaatı ve bağımlılığı reddeden bir yapıya sahiptir. Dindarâne bir hayat sürülerek sanatkâr olunamaz. Sanatkâr, sınırları zorlayan kişidir. Sanat aleni kılınmak istenir, tevazuyu reddeder, iddialıdır. Yaptığından haya eden ve şöhret bulacak diye çekinen birinin sanatkâr olması beklenemez.”

 

Ahmet Serin dinledi ve aktardı

GYY notu: Sanatı çok merkeze, dinden de daha merkeze koyan bir yaklaşıma sıkça günümüz Müslümanları da düşebilmektedir.

Güncelleme Tarihi: 17 Mayıs 2012, 16:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
derbeder
derbeder - 7 yıl Önce

s. s. öğün bir şeyleri fark etmiş, ancak bunları yanlış bir biçimde ilişkilendirmiş. gyy haklı deyip susuyorum.

mem
mem - 7 yıl Önce

Hoca cins bir kafa. Fakat haberde sanat olmadığını addettiği herşeyi/herkesi zanaat/zanaatkar bohçasına (!) tıkıvermiş. Sanatı açık etmiş ama zanaate dair bir söz yok. Aralarındaki farkı anlamak için bohçanın içine kim girmiş, dışında kim kalmış, ona mı bakacağız yani? Ayrıca 'ontolojik anlamda iddia sahibi' bir sanatkar var mı peki geçmişimizde hocanın kafasına göre, bunu da merak ettim açıkçası..

zeberced
zeberced - 7 yıl Önce

şimdi, sanatı dinden soyutlarsak büyük bir karanlığa düşebiliriz . Sanatı dinden de daha merkeze koyarsak daha da büyük bir karanlık bizi bekleyebilir buralarda hoca haklı fakat sanatı dinin merkezine koyamaz mıyız?

ŞŞEKER
ŞŞEKER - 7 yıl Önce

Batı'nın yaklaşımıyla / kavramlarıyla meseleyi ele aldığınız, anlamaya / anlatmaya çalıştığınız vakit geleceğiniz nokta budur. Sayın Öğün, belki de hep oradaydı...Kayıp vaktin hesabını vermek de zor... Yazık, çok yazık

Barbaros
Barbaros - 7 yıl Önce

sanat diye bir şey yoktur.Sanat modern avrupada ortaya çıkmış bir kavramdır.Ve sanatçılar gelenek ve din adına hiçbir kural tanımayan bu kural tanımazlığı da ontolojik olarak kendilerini her şeyin üstünde gören ve buna itaat edilmesini bekleyen kişilerdir.Tanrısal kibirleri hiçbir kurala boyun eğmez ve bu şekilde bir varlık-sanat ortaya koyabilirler.Ontolojik tutumları budur.Bugün bu sermaye tarafından sarsılmıştır çünkü sermaye sanatçının da üstünde konumlanarak sanatı da satın almıştır.

Barbaros
Barbaros - 7 yıl Önce

Ama dindarlar bu kural tanımaz egoyu varolma ve yaratma güdüsünü kendilerini kısıtlamadan ifade edebilmelidir.Dindarlardan sanatkar ancak bu şekilde olur.Çünkü sanat bu ontolojik tutumla var edilebilir.Kiritik bir cümle(sadece tek cümle.içini doldurmadı.bahçe konuşması:Dindarlar sermaye iktidar ve cinsellikle ilgili sorunlarını aşmalı.dedi.Sermaye ve iktidara kısaca değinmişti ama cinsellik konusuna değinmedi.Sanırım doğrudan sanatla en alakalı kısım buydu.)vb şeyler söyledi S.S Öğün.

Şefika Leyla
Şefika Leyla - 7 yıl Önce

Sahasında tek olduğu söylenen VAHİY VE SANAT kitabından hocamızın haberi varmı acaba? Yazarı: Metin Önal Mengüşoğlu

banner8

banner20