‘Dilde, fikirde, işte’ birleştiren yarışma

Türk dünyasında geleceğin mucitlerini keşfetmek ve ortak geleceğimize yatırım yapmak amacını taşıyan “Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği”nde 2020 yılında da küçük mucitler buluştu. Feride Turan yazdı.

‘Dilde, fikirde, işte’ birleştiren yarışma

“Ağaçlar

Kökünden güç alır.

Dünyada

Her şeyin kökü var.

Kökü var

Toprağın, taşın da...

İnsansa kökünü

Gezdirir başında.”

Türk dünyasının değerlerinden olan Bahtiyar Vahapzade veciz bir şekilde “köklerimizin” önemini vurgular şiirinde. Ancak burada “insan” olmakla olmamak arasındaki ince ve keskin çizgiyi de görmek gerekir. Dünyadaki her şey gibi insan da kökünden güç alır. Yalnız insanın kökü başındadır. Yani kökünü başında gezdirene insan denir, şeklinde bir çıkarımda bulunmak da mümkündür şiirden. Peki, bundan ne anlamalıyız? Kökünü başında gezdirmekle aslında neyi kastetmektedir şair? Geçmişi bir nostalji duygusuyla hatırlamak, değerlerini başında kuru bilgi olarak taşımak, buna dair süslü nutuklarla yetinmek midir? Yoksa kültürün devamlılığını sağlayacak, değerlerini baş tacı edecek işleri üretenler mi kökünü başında taşımaktadırlar? Ömrünü “Dilde, fikirde, işte birlik” idealine vakfeden, Türk dünyası birliği hususunda yol haritası çizen Gaspıralı İsmail Bey gibi mesela.

Onun “Dilde, fikirde, işte birlik” hayali, Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkentliği sürecinde hayat bulmuştu. Bilimin, sanatın, sporun farklı alanlarında 400’ün üzerinde -çoğu uluslararası- etkinlikle Türk dünyasında verimli bir kültürel etkileşim sağlanmıştı. 10 bin gencin Türk dünyası kültür gezilerine katılması, Eskişehir’de Türk tarihini öne çıkaran 50’in üzerinde yapı, restorasyon, park, peyzaj çalışmaları, Türk-name isimli kütüphane ile benzeri görülmemiş ihtişamda bir süreç yaşanmıştı Eskişehir’de. Bu süreçteki etkileşim, birikim ve tecrübenin değerlendirilmesi ve geleceğe taşınması aslında bu süreçten daha önemli ve daha zor bir iştir. Nitekim güzel bir iş yapmaktan daha güzeli onu sürdürebilmektir.

Eskişehir 2013 Kültür Başkentliği döneminde “Biz Türk Dünyası Kültür Başkentliği uygulaması ile dalları geleceğe uzanan bir çınar ağacı diktik. Ve bu süreçte ürettiğimiz işlerin sürekliliğinin sağlanması, temel yaklaşımımızdır.” şeklinde sarf edilmiş bu sözlerin “görev gereği” mi yoksa “kalben” mi söylendiği de ancak zaman mesafesinden bakılarak anlaşılabilirdi. Şimdilerde geriye doğru baktığımızda bu sözlerin sahibinin Kültür Başkentliği sürecinden sonra kurduğu Türk Dünyası Çocuk Vakfı çatısı altında aynı güzellikleri üretmeye devam ettiğini görüyoruz. Mesela Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği”nin aynı ihtişamla dördüncüsünü gerçekleştirmek ancak samimiyetin, adanmışlığın eseridir. Organizasyonun maddi boyutu bir yana, verilen emek; deyim yerindeyse elini taşın altına koymaktır.

Türk dünyasında geleceğin mucitlerini keşfetmek ve ortak geleceğimize yatırım yapmak amacını taşıyan “Türk Dünyası Bilim ve Kültür Şenliği”nde 2020 yılında da küçük mucitler buluştu. Her geçen yıl artan ilgiyle devam eden bu uluslararası organizasyonda Türkiye dâhil 20 ülke yer aldı. Finale kalan 90 proje sergilendi. Yakutistan’dan Makedonya’ya varıncaya kadar aynı kökten rengârenk çiçekler, Ankara’da buluştu. İlk ve ortaokul öğrencilerini bilime, tasarıma, üretmeye teşvik eden yarışmanın asıl amacını yıllar evvel Kültür Başkentliği sürecinde, ilkini gerçekleştirirken beyan etmişti aslında Sayın Vali Güngör Azim Tuna: “Biz geleceğin Ali Kuşçularını, Farabilerini, İbn-i Sinalarını yetiştirmek istiyoruz. Geçmişte bilime yön verdiğimiz gibi, gelecekte de aynı misyonu taşıyan nesiller istiyoruz.” Bugün bu hedefe ulaşıldığı küçük mucitlerin tıp, enerji, savunma sanayi gibi farklı disiplinlere ait birçok buluşundan anlaşılmaktadır. “Yenilikçilik, uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik ve sosyal etki” kriterleri ekseninde “Buluş” ve “Engellilerin Hayatlarını Kolaylaştıran Projeler” olmak üzere çalışmaları iki kategoride değerlendiren Jüri heyeti; TÜBİTAK, Türk Patent Enstitüsü yetkilileri ve akademisyenlerden oluşuyor. Organizasyonun diğer önemi de etkin ve verimli kurumlar arası iş birlikleri geliştirmesidir. Ankara Valiliği, Altındağ Belediyesi, Millî Eğitim Bakanlığı, TÜBİTAK, Türk Patent Enstitüsü ve çok sayıda üniversitenin etkinliği sahiplenmesi; yapılan işin başarısını da ortaya koyuyor.

İsmail Bey’in “Dilde birlik” hedefini hatırlattı

Hafta içi ve mesai saatlerime denk geldiğinden organizasyonu ancak 3. Gününde (7 Mart’ta) yani cumartesi günü ziyaret edebildim. Son gün olmasına rağmen çok kalabalıktı. Bütün projeleri yerinde tek tek inceledim. Türk dünyasının hemen her bölgesinden öğrenci ve öğretmenlerle tanıştım. Öğrencilerin çeşitli derecelerde Türkiye Türkçesi bilmeleri, Gaspıralı İsmail Bey’in “Dilde birlik” hedefini hatırlattı. Hatta Makedonya’dan gelen öğrenciye  (ismi Amir) -projesini dinlemek üzere-Türkiye Türkçesi biliyor musun, diye sorduğumda “Tabi ki biliyorum” cevabını aldım. Bu iki kelime, yapılan işin önemi hakkında her şeyi anlatıyordu aslında. Nitekim Türk dünyası birliğinin bir geleceği olsun isteniyorsa evvela çocukların aktif rol aldığı uluslararası etkinlikler şarttır. Burada, Türk dünyasının renkleriyle, bayraklarıyla donatılan Altındağ Kapalı Spor Salonunda, Türk dünyasının geleceği Türkiye’deki yarışma çağrısına uyarak toplanmıştı. Küçükler, “Dilde, fikirde, işte” bir olmuşlardı bile.

Projeleri incelediğimde jürinin işi çok zor, dedim içimden. Teknolojik afet çantası, mayın bulma robotu, engelsiz duş, el robotu, güvenli merdiven, temizlik robotu gibi buluşlarını ziyaretçilere bıkmadan, usanmadan tekrar tekrar anlatan küçük mucitler; büyük işler başarmıştı. Sonuçlar açıklandığında ödül yelpazesinin genişliği dikkatimi çekti. 16 projeye toplam 50 bin TL tutarında ödül verildi.

Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Türk Dünyası Bilim Şenliği”ni ilk kez Türk Dünyası Kültür Başkentliği sürecinde hayata geçiren Vali Güngör Azim Tuna; bu uluslararası bilim etkinliğinin dördüncüsünü “Türk Dünyası Çocuk Vakfı” çatısı altında gerçekleştirerek sürdürülebilirlik açısından güzel bir örnek olmuştur. Türk dünyasına yönelik genişleyen ilişkiler ağının ve müktesebatının geliştirilerek sürdürülmesinde, eğitim ve kültür alanında devletimize katkı sunan bu tür projeler; Türk dünyasının geleceğini kopmaz bağlarla birleştirecektir.

Geleceğin Ali Kuşçularını, Farabilerini, İbn-i Sinalarını yetiştirmek zorundayız. Çünkü ilimleri engin bir deniz olsa da kalbinde sevgi ateşi yakmayanların bütün uğraşları, çabaları, emekleri boşunadır. Bir güzellik arayışının ürünü olan Türk dünyası gönül medeniyetinin temelinde sevgi vardır. Ve bu sevginin bir ürünü olarak Türk dünyası; ebedi hayata uzanan bir ileri görüşlülük ve vizyonla ancak iyiliklerde, güzelliklerde, hayırda ve barışta yarışır. Bu bakımdan sonucu ne olursa olsun, kazananı Türk dünyasıdır bu yarışmanın. O küçük ellerle üretilen projelere baktığımızda; sorunlara pratik çözüm üreten üstün bir akıl ve daha da önemlisi aklını yüreğiyle buluşturmuş Ali Kuşçular, Farabiler, İbn-i Sinalar görüyoruz.

Aynı kökten yükselen Türk dünyası ağacının geleceğe uzanan dallarının yeşermesi ümidiyle…

Feride Turan

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2020, 22:26
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26