banner17

Deruni derdim milletimin derdidir

TYB Bursa Şubesi Hasbihal buluşmasında Dr. Sefer Özdemir kendini/derdini anlattı..

Deruni derdim milletimin derdidir

Deruni derdim milletimin derdidir. Milletim neyle dertliyse benim derdim de odur.

İskenderun ortamı

İskenderun’da 1948 yılında İskenderun merkeze 8-10 k mesafedeki bir dağ köyünde dünyaya geldim. Dört yaşındayken ailem İskenderun’a göç etti.  İskenderun küçüklüğümde portakal ağaçları ve kalan bölgeler nergis doluydu.

Çocukluğumun evi 12 dönüm arazi içinde her türlü meyvelerle dolu bir bahçeydi. Şu andaki bahçem o evin bir prototipi. Ermeni kabristanı evimizin yanındaydı. Etnik olarak farklı din ve inançların bulunduğu bir ortamdaydık.

Bursa TYB, Sefer Özdemir sohbeti

Latinler vardı, Haçlı  artığı. Lisede Latin arkadaşlarım vardı. Ortodoks Rumlar, Ermeniler-ki aralarında Türkçe konuşurlardı.- komşularımızdı. Latinler zengindi, Katolikler. Hristiyan Araplar vardı. Nusayriler vardı. Hâlâ Hatay’da geniş bir kesimdir. Biz ise dağlara yerleştirilmiş Türkmen ailelerindik. Tahminim o ki Memluk döneminden kalma bir geçmişimiz var.

Babamın 12 yıl ortağı Nusayri idi. Sünni Müslüman Araplar da var idi. Buharalı “Etekli Hoca” namlı bir hoca Müslüman halk üzerinde etkiliydi. Belen Müftüsü Ali Hoca fetva konusunda yetkindi.

İlk okumalarıma Yunus Emre Divanı ile başladım. Sonra Hacı Bektaş-ı Veli, Kerem ile Aslı ve Mevlana’yı okudum. Ama en sonuncusunu anlamadım ve bu bir kenarda dursun, anlayacağım bir vakit gelecek, dedim.

Orta III. sınıfta Said Nursi yeni vefat etmişti ve Risaleleri evimize yakın bir medresede okumaya  başladım.

Hayatımda isteyip yapamadığım tek şey, hafızlıktır. Hafızam güçlü olmasına rağmen bana bir türlü nasip olmadı. Evlatlarımın olmasını  istedim onlar da olmadı. 

Ankara Fen Lisesi’ni kazandım, annem göndermedi. Annem ve babam ümmiydi. Lise son sınıfta hocalar birleşerek ailemi çağırdılar. Colombia Üniversitesine gitmem için her şeyi hazırladılar ama annem “Ben gâvura çocuk göndermem.” dedi. Anacığım bir şehit yetimiydi ve bizi seferberlik türküleriyle büyüttü.

“Tohum” dergisi ile içine bir tarih merakı düştü. İlk ezberlediğim şiirler divan şiirleri sonra Yahya Kemal şiirleri. Ezberim iyiydi. Herkese Sadettin Ökten’in “Yahya Kemal’in Rüzgarıyla” adlı çalışmasını tavsiye ediyorum.

Bursa TYB, Sefer Özdemir sohbeti

80’li yılların ortasında Esat Coşan Hocaefendi ile tanıştım. Hüvendigar Camii’nin bahçesinde saatlerce konuştu. Nasıl buldun?, dediler. “Sanki benim şeyh olmuş halim” dedim.

1960 İhtilali ailemiz için meş’um bir hadisedir. Babam bölgede Demokrat Parti’nin kurucularındandı ve İhtilal’de İskenderun partinin ilçe başkanıydı.

Babam kereste ticareti yapıyordu. Bizim bahçemizi istimlak ederek “Hal yapacağız” dediler. Babamı ilk kez ağlarken gördüm. Babam muttaki ve musalli bir insandı. Bir vakit namazını geçirdiğini hatırlamıyorum. Yakınlarda bana bir mektup geldi. Dr. Sefer Özdemir/Bursa. Şöyle yazıyordu mektupta: Babanızın vefatına kadar namaz kıldığı caminin halıları eskidi.” Babamın namazını bir kez geçirdiğini görmedim. Namazını cemaatle kılmaya özen gösterirdi.

Annemi uyurken görmedim. Namaz annemle babamın hayatıydı; aradan çıkarılan bir eylem değildi.

1965: İstanbul’a geldim

17 yaşına kadar İskenderun dışına çıkmamıştım. Ankara’da Gazi Lisesi’nde üniversite sınavına girdim. Tiryakiliğimde başlamıştı. İmtihanın hemen verip sigara içmek için dışarı çıktım.

9 Ekim 1965’te İstanbul’a vasi oldum. İstanbul Tıp Fakültesine kayıt yaptırdım. Fatihte “Kirmasti “ mahallesinde ikamet ettim. Bu mahalle fetih sırasında Bursalı göçmenler tarafından kurulmuştu. İlk gittiğim gün Ali Fuat Başgil hoca Saraçhane Meydanı’nda halka hitap ediyordu. Muhteşem bir kalabalık vardı. Dr. Tarık Minkari hocam oldu. Hocadan seyahati ve seyahat etmeyi öğrendim. Doktorluk insanı bilmektir.

Üniversiteye sol hâkimdi. 1968 olayları ve sonrasında ülkücülük peyda oldu. Babam Türkeş için, “Bu adamın peşinden gidilmez” dedi. Benim milliyetçiliğim, milletimin milliyetçiliğidir. 3 Haziran 1969’da öğrenci olaylarında ağır yaralandım. Göğsümdeki yara hala durur. Hayatımda hep muhalif adam oldum. Müzmin bir muhalifim. İtirazı severim ama naslarda muhalefet aklıma bile gelmez.

Büyük Türkiye Dergisi

Büyük Türkiye dergisini çıkardım.(1971-1972) Büyük Türkiye Yayınevi’ni kurdum. Tanpınar’ın Abdullah Efendi’nin Rüyaları ve Yaz Yağmuru adlı hikâyelerini ilk ben bastım.

Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Ergun Göze gibi pek çok isimle ilişkim oldu. Ankara’daki Mavera dergisi bana sıcak gelmedi. Benim zihni milliyetimi en iyi Yahya Kemal’dir. Yahya Kemal’i Necip Fazıl’dan ve Mehmet Akif’ten üstün tutarım. Ülkücülerin kurtarılmış yurdunda Sait Faik, Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet okudum. Bu isimler Anadolu insanın çilesini anlatan isimlerdir. Anadolu aç bırakılmıştır.

Mesnevi’yi çocukluğumdan beri okuyorum. Necip Fazıl’la gönül dünyamda bir bağ kuramadım.

Bursa’ya niçin geldim bilmiyorum. Sultan Tuğrul’la yaşıyorum her zaman. Her an beraberim. Her zaman Osmanlı’nın kurucu kadrosuyla beraberim. Gelişimde Emir Sultan’ın etkisi var zannımca. Bir de Sultan Murat Hüdavendigar’ın.

1973’te Bursa’ya geldim. Asistan olarak Bursa’ya geldim.

Babamın itikadı  üzerineyim hem siyaseten hem de dinen. İslam benim her şeyim. İslam’ı ideoloji olarak ele almam ben. Bu toprağın insanının aczini en iyi yazanlar Nazım Hikmet ve Sabahattin Ali’dir. Ablam yokluk zamanı  açlıktan bayılmış.

Bursa güzel bir gelin gibi göründü gözüme. İstanbul’u reddederek Bursa’ya severek ve isteyerek geldim. Bursa dışında Hac farizası hariç bir aydan fazla kaldığım vaki değildir.

 

 

Zeki Dursun, vefa duygusunu severek haber verdi

Güncelleme Tarihi: 26 Ekim 2010, 11:49
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20