banner17

Ders kitapları ne zaman adam olacak?

Lise 1. sınıfların edebiyat ders kitaplarında çelişki ve güzellik iç içe geçip birbirlerine sirayet etmişler. Hoş bir kafa karışıklığı…

Ders kitapları ne zaman adam olacak?

 

Bir gün liselerimiz de Nuri Sağlam Hocanın (İÜ Edebiyat Fakültesi TDE Bölümü)  “Üniversitede kitaptan takip edilerek ders anlatmak üniversitenin ruhuna aykırıdır.” mantığını benimser mi bilinmez ama mevcut ders kitaplarındaki uzun yıllardır süregelen ve herkes tarafından eleştirilen ezberci anlatımdan vazgeçilmesi belki bu minvalde atılmış bir adım olmasa da iyi bir merhale olacaktır.

Zira bu kitaplardaki ezbere ve nokta atışı cevaplara dayanan sorular ve metodların, talebenin zihninde “ezberle ve geç, unut.” mantığıyla halledilip lise bittikten sonra unutulması gereken birer materyale dönüştüğünü bilmeyen yok. Öğrendiklerini zevk hissiyle değil, vazife mecburiyetiyle öğrenen talebe sevmiyor, sevmeyen talebe unutuyor.lise edebiyat

Ne hitabeymiş ama

MEB’in ders kitabı yapmaktan anladığı biraz da şu: Şayet edebiyat kitabı yazıyorlarsa beş sayfada bir sorulabilecek en iyi soru, “Atatürk’ün edebiyat anlayışını hangisi yansıtır?”; matematik kitabı yazılıyorsa, “Atatürk bilime ne kadar değer vermiştir?”

İbrahim Özdabak’ın bir karikatüründe çizdiği gibi, körpe ve ter-ü taze çocuk beyinlerine birinci sınıftan lise son sınıfa kadar sevmeyi emrettiğimiz Atatürk’ü her soruda, her köşe başında, her sayfada karşısına çıkarıp şartsız sualsiz sevdirdikten sonra “nesli hür, vicdanı hür” nesiller beklemek garabetini ifa ediyoruz.

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin her ders kitabında yer alması hâlâ yavan bir faşizm olarak Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından sürdürülegeliyor. Bu hitabenin bir İnkılâp Tarihi kitabında olması belki tamam; ama edebiyat kitabında Atatürk’ün işi ne? Yoksa Atatürk aynı zamanda kuvvetli bir şairdi de biz mi bilmiyoruz? İlla kitabın başına hitabe koyulması lazımsa niye sultan-ı şuara Necip Fazıl’ınki koyulmuyor? Veya Peyami Safa’nın Yalnızız’ının sonundaki anti materyalizme dair manifestosu? Veya Sezai Karakoç’un ‘Doğunun Yedinci Oğulu’su? Atatürk’ün hitabesinde bir asırdır süregelen bir kutsiyet var da biz mi bilmiyoruz?

lise edebiyatKatledilen metinler

Lise birinci sınıfa gelene kadarki ders kitaplarında kelime ve ıstılah altyapısı oluşturulmamış gençlerimiz, liseye geçtiklerinde karşılarında ilk defa görüp duydukları sözcüklerle donatılmış divan şiiri numunelerini görünce bir anda kanları kaynayıp bu şiirlere âşık olmuyorlar. Belki birçok gencimizin klasik şiirimize ısınamamasının sebebi bu tepeden inme ders kitapları oluyor.

Bu noktada da kitabın anlaşılamayan kısımlarından biri var: Madem bu şiirler ve metinler okutularak kelime hazinesi geliştirilmek istenmektedir; öyleyse neden Halide Edip, Namık Kemal vs. sadeleştirerek örnek metin diye alınmıştır? Bir metni sadeleştirmek talebeye mi iyiliktir, yazara mı kötülüktür, yoksa her ikisine de kötülük değil midir?

Biz hâlâ puslu gözüküyoruz

Örnek metinlerde bir zamanlar Müslüman şair ve yazarlara konulmuş olan ambargonun kısmen kalkmış olması MEB için minik de olsa bir başarı, bizim için de yabancı olmayan bir tanıdıkla karşılamanın uyandırdığı gibi bir sevinç kaynağı elbette. Ama bu ambargonun kısmen (hâlâ) devam ettiğini görmek insanın içini acıtıyor. İkinci Yeni akımının en büyük şairlerinden Sezai Karakoç benim incelediğim kitapta görmezden gelinmiş ama adı sanı duyulmasa hiçbir yerimizin ağrımayacağı şairlerin şiirleri iktibas edilip bir çeşitlilik yaratıldığı imajından da geri durulmamış.

Öyle gözüküyor ki ders kitapları konusunda MEB’in yemesi gereken bir fırın ekmek var ama o, hamurla oynamakla meşgul.

 

Sadullah Yıldız, elini vicdanına koydu

Güncelleme Tarihi: 05 Ekim 2012, 14:19
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hâbil Arabacı
Hâbil Arabacı - 6 yıl Önce

Kolay adam olmaz bu ders kitapları. Zaten lisede öğretilen edebiyatın da bir halta yaradığı yok. Talebeler zaten test kitaplarına gömülmüş, meşguller.

banner8

banner19

banner20