Değişimin aktörü Jön Türkler mi?

Osmanlı-Türk modernleşmesi hem düşman hem de model olarak gördüğü Batı karşısında nasıl şekillendi?

Değişimin aktörü Jön Türkler mi?

Enes Kabakçı İstanbul Tasarım Merkezi’nde üçüncü konuşmasını gerçekleştirdi. Birbirinin devamı gibi süren konuşmalarının sonuncusunda sosyolog Enes Kabakçı Osmanlı-Türk modernleşmesini irdeledi.

Sosyoloji de bir tez vardır. Tüm toplumlar değişim nüvelerini kendi içinde taşır. Peki ya Osmanlı sadece kendi değişim nüveleriyle mi değişmiştir? Konuşması boyunca bu sorunun izleğinde bir süreç izledi Kabakçı. Osmanlı sadece kendi iç dinamikleriyle mi bir değişim sürecini yaşamıştır, dışarının buna müdahalesi ne kadardır gibi soruların cevabı arandı.

Toplumların maddi ve özsel olmak üzere değişim süreçleri iki katmanlıdır. Bir toplum başka bir toplumla karşılaştığında ilk değişim maddi değişimdir. Osmanlı’nın da Batı ile teması sonucu ilk değişim maddi planda gerçekleşmiştir. İkinci aşama da ise özsel (formel) değişim vardır. Yani düşünüş ve hissediş alanında ortaya çıkan değişimdir bu. Osmanlı-Türk modernleşmesini düşünürsek bu değişimin ilk aşamasını öncelikli olarak görürüz. 19. Yüzyıldan sonra ikinci aşama yani düşünüş ve hissedişte de değişim, modernleşme, batılılaşma gerçekleşmiştir.

Osmanlı’da değişimin aktörleri kim?

Osmanlı modernleşmesinde değişimin ilk aktörü başlangıçta devletin kendisidir. Genel kanı değişim ve batılılaşma sürecinin Jön Türkler ile başladığını düşünür. Ama durum böyle değildir.

Ömer Talib 1640’ta devletin eski gücünü yitirmeye başladığını fak ediyor. Koçi Bey, KInalızade, Naima gibi aydınlar bir takım çözüm önerileri getiriyorlar. Ancak hiçbir şekilde değişim ve yenilik gibi bir düşünceleri yok. Osmanlı’nın içinde bulunduğu bunalıma son vermek için eskiye dönmek gerekir fikri hemen hepsinde ortak payda. Evet, devletin bazı sorunlarının olduğu muhakkaktır ve bunun da sebebi bu aydınlara göre bizi biz yapan değerlerden uzaklaşmamızdır. İlk tespitleri aydınların bu. Yani tüm bunlardan anlaşılan şey batılılaşma süreci ilk olarak ıslah fikri üzerinden yürüyor…

Tüm bu ıslah fikirleri sonuç vermeyince 18.yüzyıldan sonra Osmanlı Batı’yı örnek almaya başlıyor. Özellikle Küçük Kaynarca Antlaşması bunun miladi oluyor. Bu antlaşmadan sonra Batı Osmanlı için hem bir tehdit yani düşman hem de bir model oluyor… Bu aşamadan sonra (formel ) düşünsel değişim de gerçekleşiyor. Özetle her toplumun değişim nüvelerini kendi içinde taşıdığı tespiti Osmanlı’da geçerli olmuyor. Çünkü Osmanlı’da gerçekleşen dış etki bu tezin gerçekleşme ihtimalini baltalamış oluyor…

15 Mart Salı günü gerçekleşen Enes Kabakçı’nın Modernleşme Kavramları başlığıyla süren konuşması katılımcıların sorularına verilen cevaplarla bitti. Bir diğer konuşmasında değişimin aktörlerinden Jön Türkler’i işleyecek olan Enes Kabakçı pozitivizm üzerinde de duracak. Jön Türkler’in pozitivizmle İslam arasında kurmaya çalıştığı ortak ögelerden, Osmanlı’nın kurtuluşu için pozitivizmin nasıl idealleştirildiğinden bahsedecek…

 

 

Besim Bal bildirdi

Yayın Tarihi: 18 Mart 2011 Cuma 12:34 Güncelleme Tarihi: 20 Mart 2011, 16:59
banner25
YORUM EKLE

banner26