banner17

Daha yazılması gereken yüzlerce sahabe var

Kahramanmaraş 2. Kitap ve Kültür Fuarı kapsamında Ali Ural da yeni çıkan ''Peygamber'in Aynaları'' kitabı hakkında bir söyleşi gerçekleştirdi ve kitaplarını imzaladı. Ömer Yalçınova yazdı.

Daha yazılması gereken yüzlerce sahabe var

Kahramanmaraş 2. Kitap ve Kültür Fuarı halen devam ediyor. 29 Kasım’da sona erecek. Kitapla, kültürlü alakası olan -hatta olmayan- herkesin mutlaka gidip görmesi gereken, büyük bir etkinlik. Bu etkinlik kapsamında Ali Ural 22 Kasım Pazar günü söyleşi gerçekleştirdi ve kitaplarını imzaladı.

Doğrusu tedirgindim, çünkü fuar kalabalık oluyor. Gürültü nedeniyle yazarın ne söylediği anlaşılmıyor. Bunun için Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi ayrıca bir söyleşi salonu hazırlamış. Fakat Ali Ural orada konuşmamış, dışarı çıkalım teklifinde bulunmuş.

22 Kasım Pazar güzel bir gündü. Ali Ural’ı gördüğümüz için güzeldi tabii. Bir de hava güneşli, hafiften serin, aydınlık ve tertemizdi. Güneş ne yakıyor ne de üşütüyordu. Ali Ural ve Mehmet Sabri Genç kendilerini çay bahçesine atmışlar. Ben gittiğimde masanın etrafında dört beş kişi vardı, yarım saate kalmadı, bu sayı on beşe yükseldi. Bir masa daha ekleyelim, hadi bir masa daha ekleyelim derken sanırım dört masa birleştirildi, sandalyeler arkaya çekildi, herkes Ali Ural’ın gözüne bakmaya başladı. O konuşacaktı, yeni kitabı ve şiir dünyasıyla ilgili.

Daha yazılması gereken yüzlerce sahabe var”

Ali Ural konuşmasına ilahiyat eğitimi aldığını belirterek başladı. “Peygamber’in Aynaları (Şule Yayınları) biraz da bu eğitimin meyvesidir” diyerek devam etti. Çünkü dinleyicilerden biri “Peygamber’in Aynaları nasıl ortaya çıktı” diye sormuştu. Ali Ural da İslam tarihi alanında uzun zamandır okuma yaptığını, Türkçe ve Arapça kaynakları taradığını, ilginçtir Türkçe’de aslında sahabe efendilerimizle ilgili çok kitap olmadığını, olanların da dağınık ve fazlasıyla teferruatla dolu olduğunu, bu yüzden alanla ilgili nasıl bir çalışma yapabilirim diye düşündüğünü ve son altı yıl içinde de bu kitabı yazdığını söyledi.

Ali Ural, Peygamber’in Aynaları’nda sahabe efendilerimizle ilgili denemeler yazmıştı. Bunların her birine birer yorumdur diyebilir miyiz sorusuna, estağfirullah diye cevap verdi, ne haddimize!: “Sahabe efendilerimizin hayatlarını, şahsiyetlerini yorumladığımı söyleyemem, sadece hayat ve kişilikleriyle ilgili sahih kaynaklardan aktarımda bulundum. Kaynakları da tek tek belirttim. Tabii kendime göre bir seçme de gerçekleştirdim. Bir sahabenin hayatını baştan sona yazmak ömür ister. Ben önce dört halifeyi, sonra ehli beyti, daha sonra da Peygamber efendimize yakın olan kişileri yazdım. Bitmedi tabii, daha yazılması gereken yüzlerce sahabe var.” Ali Ural, Allah nasip ederse 99 sahabe efendimizi yazmak istediğini söylediğinde, katılımcılardan birinin “imameyi de yazmak gerekir” demesi üzerine, “ona henüz cesaret edemiyorum” diye cevap verdi.

Hangi sahabe hangi yönüyle önplana çıkmış veya örneklik teşkil etmişse...

Peygamber’in Aynaları’nı yazarken neye dikkat ettiniz? Okuyucudan neler beklersiniz” sorusuna şöyle cevap verdi: “Sahabe efendilerimiz çok değişik karakterde insanlar. Bunu bir kere bilmek lazım. Bize bugüne kadar örneğin Hz. Ömer gibi olmamız gerektiğini söylediler. Oysa Hz. Ömer adaleti ve cesaretiyle bilinir. Ee sen komik bir adamsan, bu yönde yeteneğin varsa, karakterin latife etmek yönünde gelişmişse ne yapacaksın? İlle de Hz. Ömer gibi olacağım diyemezsin, desen de mümkün olmaz zaten. Bilindiği gibi Peygamber efendimiz 'Ashabım gökteki yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz.' diye buyurmuştur. O yüzden kendimize uygun sahabeleri araştırıp bulmamız, onları örnek almamız gerekir. Peygamber’in Aynaları’nı yazarken sahabe efendilerimizin bu değişik, çeşitli, zengin karakterlerini yakalamak, anlatmak, hangi sahabe hangi yönüyle önplana çıkmış veya örneklik teşkil etmişse, o yönüyle işlemek ve anlatmak istedim.”

Ali Ural, Kâ'b b. Mâlik’i örnek verdi. Kâ'b b. Mâlik, “nasıl olsa tamamlarım savaş hazırlıklarını” diyerek baharın, meyvelerin ve gölgelerin rehavetine kaptırdığı için kendini, Tebük seferine katılamamıştır. Birçok kimse sefere neden katılmadığına dair yalan söylemesine rağmen Kâ'b b. Mâlik dürüst davranmış, cezasına razı olmuştur. Affedilmek için de büyük çaba göstermiştir.

Ali Ural, Abdullah bin Revâha’dan da bir örnek verdi. Son peygamber, Mekke fethinden sonra şehre girerken, onun devesinin yularını şair Abdullah bin Revâha tutmakta ve bir yandan da yüksek sesle şiirler okumaktadır. Oysa peygamber efendimizin yanında yüksek sesle, yani onun sesini bastıracak şekilde konuşmamaları yönünde Allah (c.c) tarafından uyarılmışlardı. Hz. Ömer bunu bildiği için Abdullah bin Revâha’yı susturmak ister. Bunu fark eden peygamber efendimiz, "Ömer bırak onu! Düşmana karşı oklardan daha tesirlidir Abdullah'ın sözleri!" diyerek engel olur.

Şiirimin kitabı, kitabımın şiirimi etkilediğini söyleyebilirim”

Daha bunlar gibi birçok sahabe efedimizden örnek vererek Ali Ural doğrusu söyleşiye katılan birçok kişiyi duygulandırdı. Oysa söyleşinin başında anlatıcının soğukkanlı olması gerektiğini belirtmişti. “Anlatıcı konuya mesafeli durmalıdır ki en iyi ifadeleri bulabilsin. Konuya gereğinden fazla duygu yükleyerek 'arabesk'e düşmesin” demişti. Bu, anlatıcının anlattığı olay, şahıs veya durumlar karşısında duygulanmadığı, üzülmediği, hiç ağlamadığı anlamına gelmez. Yazar buna rağmen mesafesini koruyabilmelidir. Çünkü duygulanması gereken kişi okuyucudur. Ali Ural, söyleşisiyle aslında bunun bir örneğini vermiş oldu. Peygamber’in Aynaları’nda izlediği yolu, söyleşideki anlatımıyla gösterdi.

22 Kasım Pazar güzel bir gündü. Ali Ural’la şiir, İslam tarihi, roman, hikaye, kültür, yazarlık, yayımcılık gibi birçok konuda söyleşi yaptık. Hepsini buraya aktarmamız zor. Ben Peygamber’in Aynaları’nı henüz okumadım. Söyleşiden sonra merakım arttı. Oradaki herkeste aynı merakın oluştuğunu sanıyorum.

Son olarak şunu da belirterek haberimizi sonlandıralım. Ali Ural kitabın, şiir dünyasında nereye denk düştüğüne dönük soruya, “şiirimin kitabı, kitabımın şiirimi etkilediğini söyleyebilirim” diye cevap verdi.Gizli Buzlanma adlı şiir kitabından bir şiir okudu. Şiir aslında Peygamber’in Aynaları’yla aynı iklimden, atmosferden oluşuyordu. Öyle olunca Peygamber’in Aynaları’ndan sonra Ali Ural’ın şiirine tekrar dönüp bakmak gerekir diye düşündüm.

 

Ömer Yalçınova yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Kasım 2015, 12:15
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20