Çocukları, tiyatroya emek veren babalarını anlattı

3 güzel dost, 3 güzel insan: Hasan Nail Canat, İbrahim Hakkı Hafız ve Mustafa Miyasoğlu... Bu üç güzel insanın çocukları, bir etkinlikte babalarını anlattı. Şakir Kurtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor.

Çocukları, tiyatroya emek veren babalarını anlattı

Kültürel etkinliklerin önemi konusunda söylenecek fazla söz olmasa gerek... TYB İstanbul Şubesi’nde düzenlenen etkinlikleri fiili çalışmam nedeniyle baştan sona izleyemediysem de imkanlar ölçüsünde izlemeye gayret ettim. Uzun bir süredir ilk kez bir programı başından sonuna kadar izleme imkanına sahip oldum. “3 Baba, 3 Evlat ve 3 Dost” programını büyük keyif alarak izledim.

Yolları tiyatroda kesişmiş bu 3 güzel insanın. Sanatta kesişmiş, edebiyatta kesişmiş. Dostlukta, arkadaşlıkta kesişmiş bu 3 güzel insanın yolu. Birlikte yol almışlar. Yola birlikte çıkmanın sorumluluğunu hiç göz ardı etmemişler. Destek olmuşlar birbirlerine. Samimiyetle, büyük bir içtenlikle kimselerin tiyatroyu bilmedikleri bir zamanda onlar tiyatronun adını yazmaya çalışmışlar.

Bu 3 güzel dost, 3 güzel insan: Hasan Nail Canat, İbrahim Hakkı Hafız ve Mustafa Miyasoğlu...

Dünyaya ışık tutan, kandil vazifesi gören insanları unutulmamalı” diyen Bünyamin Yılmaz yönetti oturumu. 3 güzel insanın birlikte yaşadığını, aynı dönemin acılarını, zorluklarını güzellikleri ile birlikte yaşadıklarını söyleyen Bünyamin Yılmaz, kendisinin de bir tiyatrocu olarak Hasan Nail Canat’ı yakından tanıdığını, tiyatroda öncülük etmiş bu insanların hatırlanmasının önemli olduğunu söyledi. Hasan Nail Canat’ın son oyunu ‘Aynalar Yolumu Kesti’ ile sahiden veda ettiğini kaydetti. Eyüp Sultan’ın bugün bizlerin mekanı olduğunu ifade ederek “bizi doğuran, hamurumuzu yoğuran ustalarımızın üçünün de kabri burada. Biraz da olsa mutluyuz Eyüp Sultan’da olmalarından, burayı bu yüzden çok seviyoruz” dedi.

Tiyatrocu Hasan Nail Canat'ın tiyatrocu kızı olmak

Hale Cürgül Canat, tiyatrocu bir babanın kızı olarak tiyatro yapan bir babanın evinde yetişmiş olmaktan dolayı kendilerini şanslı hissettiklerini söylerken, baba Hasan Nail Canat’ı anlatmakta oldukça zorlandı.

Hasan Nail Canat’ın babası imamdır ve tiyatroyu bilmemektedir. Hasan Nail Canat arkadaşları ile tiyatro çalışırlar ve sahneye koyacakları zaman gelir çatar. Babası da gelir oyunu izler ve sonunda oğul Hasan Nail Canat’a şöyle der: “Camide Allah’ı anlatmakla, tiyatroda Allah’ı anlatmak arasında fark yoktur.”

Kimseyi incitmemiş hayatı boyunca Canat. Tiyatroda fidanların yetiştiği, Hasan Nail’lerin hocalık yaptığı bir dönemde kendisinden ders alıyor Hale Cürgül Canat. Evdeki baba Hasan Nail Canat ile dışarıdaki tiyatrocu Hasan Nail Canat arasında çok fark vardır. Ama hem evde hem tiyatroda her şeyi ona soruyorlar, onun yol göstericiliğinden istifade ediyorlar. Babasından tiyatro dersleri alan Hale Cürgül Canat ilk derste şöyle uyarı alır: “Benim kızım olman, seni farklı kılmaz, sana ayrıcalık vermez. Sana ayrı bir özellik katmaz. Sakın benim kızım olduğun için sana farklı davranacağımı sanma. Sakın benden farklı muamele bekleme. Burada diğer öğrenciler gibi, onlardan birisin. Derslerine devam et ve boşlama.”

Tiyatro dersleri ilerliyor. Derslere devam eden öğrenciler sonunda uzun bir metin üzerinde çalışarak hocalarının önünde sınav veriyorlar. Hale’ye bir türlü bu sıra gelmiyor. Bekliyor ki Hasan Nail Canat onu da uzun bir metinle test etsin ve rol versin. En sonunda Hale’ye de ödev veriyor ve Hale oyunda bir kızın babasına yazdığı mektubu işliyor. Aslında Hale babasına yazdığı mektubu oynuyor rolünde. Oyunda babanın ölümü ve ondan sonra kızın yaşadığı durum işleniyor ve oyunun sonunda Hale rol gereği de olsa babasına şöyle sesleniyor: “ Sen gidersen ben ne yapacağım? Ben bu yükü nasıl taşıyacağım?” Tiyatrocu baba Hasan Nail Canat, Hale’nin yazdığı oyunu beğeniyor ve şöyle diyor: “Bir gün bu bayrak düşerse, arkadan bayrağı tutan birisi olsun istedim, seni bu şekilde yetiştirmeye çalıştım.”

Babasının bu duasının, arzusunun gerçekleşmesi için çok çalışan Hale, tiyatrocu babanın öğrencilerinden biri olan Birol’la evleniyor ve eve tiyatronun böylece tekrar girmesinden, daha çok girmesinden hoşnut oluyor ve “baktığım her şeyde ve Birol da onu görüyorum” diyor.

Onların alnındaki çizgiler, yolculuklarının güçlüğünü anlatmaya yeter

3 güzel insandan Mustafa Miyasoğlu’nun oğullarından Emre Miyasoğlu, babasını anlatırken davası olan bir babanın evladı olmanın gururunu her zaman yaşadığını söyleyerek, “kimseyi kırmadı, bence bunun en büyük sebebi onun bir gönül insanı olmasıdır” dedi.

Mustafa Miyasoğlu edebiyatcı, şair ve romancı olmasına rağmen diğer dostları gibi o da tiyatroyla ilgilidir, onlarla birlikte çalışırlar. “Umut Suları” adlı oyunu yazar ve oyun sahnelenir; böylece dostlarıyla birlikte girdikleri tiyatro yolculuğunu sürdürür. Çok yönlü bir sanatçı olan Miyasoğlu, aynı zamanda klasik Türk müziği ile de çok ilgilidir, hem dinler hem söylermiş. Müziğin kaliteli yapılması gerektiğine inandığı için iyi müziği takip etmeye çalışırmış. Yine sinemaya yakınmış. Sinema ile ilgili çalışmaları desteklediğini de Emre’nin anlattıklarından öğrenmiş olduk.

3 güzel insandan biri olan İbrahim Hakkı Hafız’ı anlatan oğlu İsmail Hakkı Hafız, 3 güzel babanın çok iyi bir dostluk kurduklarını söyledi. Tiyatroya verdikleri önem nedeniyle çoğu zaman ailelerinden uzakta, çok sıkıntılı zamanlara ailece göğüs gerdiklerini, çocuklar olarak bunları çok yakinen yaşadıklarını ifade ederek şunları söyledi: “İbrahim Hakkı Hafız, kendi dönemi itibarıyla erken yaşta Rahman’a kavuştu. Hasan Nail Canat ile birlikte inandıkları değerler ve kendi kimliklerini oluşturan hassasiyetlerden dolayı birlikte mücadele etmişlerdi. Bu insanların fotoğraflarına baktığımız zaman alın çizgileri çıkmış, göz torbalarının oluştuğunu görürüz. Bu çizgiler onların yolculuklarının güçlüğünü anlatmaya yeterlidir.”

3 dostun 3 evladının babalarını anlattığı programa ilgi büyüktü. Dinleyiciler arasından 3 güzel insanla ilgili olarak yakınları da duygu ve düşüncelerini anlatırken bir dahaki programı torunların katılımıyla gerçekleştirmek istemeleri anlamlıydı. Panel sonrasında aileler birbiriyle hasret gidererek bolca sohbet ettiler. En kısa zamanda yeniden bir araya gelmek üzere sözleştiler.

 

Şakir Kurtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2016, 10:57
YORUM EKLE

banner19

banner13