banner17

Çocuğuna top alan değil, onunla top oynayan baba olmalıyız

Çocuk eğitiminde en hassas nokta inanç eğitimidir ve anne-babanın bu konuda çok daha da titiz olması gerekir. Dr. Mehmet Reşat Şavlı’ya göre anne-babalar bu konuda yöntem olarak korkutmak yerine sevdirmeyi tercih etmeli. Ahmet Serin’in etkinlik haberi.

Çocuğuna top alan değil, onunla top oynayan baba olmalıyız

Hayatımızı anlamlı kılan en güzel şey, hiç kuşku yok ki çocuklarımızdır.

Malumdur ki bir zamana kadar kendimiz için, bir zamandan sonra ise çocuklarımız için yaşarız.

Çocuklarımız, bizim en sevgili varlıklarımız. Ve çocuklarımız, bizim en zorlu sınavımız aynı zamanda.

Peygamberlere baktığımızda, onların da çocuklarıyla sınandıklarını görüyoruz. Nuh (as), tufana kapılan çocuğunu uzanıp da alamadı mesela. Ama İbrahim (as), “Boynum kıldan incedir ey babam!” diyen bir İsmail’in babası oldu.

Her birimiz, çocuğumuzun bir İsmail olmasını istiyoruz belki. Ama bilmeliyiz ki İbrahim olunmadan İsmail de olmuyor.

Halen Gemlik Müftüsü olan Dr. Mehmet Reşat Şavlı, Ensar Vakfı Bursa Şubesinde nasıl İbrahim olunacağını, nasıl İsmail olunacağını anlattı “İslam’da Çocuk Terbiyesi” başlıklı sohbetinde.

Kendini koruyamayan zaten başkasını koruyamaz

Dr. Mehmet Reşat Şavlı, “Tahrim suresinin altıncı ayeti ‘Nefsinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyunuz.’ der. Bu ayet bize ağır bir yük yüklüyor. Ama ayette dikkat edilmesi gereken bir şey var: Önce kendi nefsinizi, diyor Allah. Böyle olması gerekir çünkü kendini koruyamayan zaten başkasını koruyamaz. Bugünün anne babalarının en temel problemi, onların kendilerini koruyabilecek vasfa sahip olamayışlarıdır. Haz ve hıza odaklanmış bu dijital çağda hem anne baba ve hem de çocuklar gerçeklikten kopuk yaşıyor çünkü. Biz de bu şartlarda anne babalar çocuk eğitimiyle ilgili neler yapabilir, diye düşündük, düşünüyoruz. ‘Bir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha büyük miras bırakamaz.’ hadisi de yine önce anne babanın çocukları terbiye edebilecek donanıma sahip olması gerektiğini ima etmektedir. Demek ki önce kendimizi koruyabilmeliyiz.” sözleriyle önce anne babanın sorumluluğunu hatırlattı dinleyicilere.

Dr. Mehmet Reşat Şavlı, çocuk eğitiminin nasıl uzun nasıl meşakkatli bir süreç olduğunu “Öncelikle ‘Bir çocuğun eğitimi ne zaman başlar?’ sorusuna cevap aramalıyız. Peygamberimiz, eğitimin ana rahminde başladığını söyler. Peygamberimiz, anne karnındaki çocukların ya ‘isyankâr-mutsuz’ olduklarını ya da ‘mutlu’ olduklarını söyler. Bu konuyu araştıranlar, anne babanın hayatının çocuk üzerinde bu etkilere yol açtığını söyler. Anne baba nasıl yaşarsa, o hal çocukta da ortaya çıkar. Burada çocuğun sadece anneden etkilendiğini düşünmek yanlış. Çocuk, anne karnında olsa bile aynı oranda babadan da etkilenir. Kadim İslam bilginleri, ‘İnsan eş seçerken soyu, zenginliği, güzelliği ve ahlakı için seçer. Siz ahlaklı olanı seçin.’ hadisine atfen çocuk terbiyesinin ta eş seçiminden başladığını söyler. Âlimlerimiz ‘Müslüman, nasıl bir çocuk istiyorsa öyle bir eş alır.’ beliğ cümlesiyle konuyu anlatmaya çalışmışlardır. Bu şahane sözü hayatımıza düstur olarak oturtsak bu bize yeter.” sözleriyle anlatmaya başlattıktan sonra konuyu “Hatta bazı bilim adamları ve psikologlar da çocuğun eğitiminin doğumundan yirmi sene önce başladığını söyler. Yani, babayı yetiştirenlerle başlatırlar bu süreci. Çocuğu şekillendirenin, onun yetiştiği çevre olduğunu artık biliyoruz. Dolaysıyla çocuk, anne babasının terbiyesi üzerine terbiye alır. Bu da konuyu nine-dedeye kadar götürür. Bir Portekiz atasözü de ‘Evlenmeden önce gözlerinizi dört açın, evlendikten sonra ise yarı yarıya kapatın.’ der. Bu da eş seçimine vurgu yapan güzel bir sözdür.” sözleriyle detaylandırdı.

Anne karnı bir okul mudur?

Çocuğun bizim zannettiğimizden daha gelişmiş bir dünyası olduğunu ise “Çocuğun anne karnındaki dokuz aylık süreyi ben bir okula benzetirim. Anne Kur’an mı dinletti yoksa alkol mü aldırdı orada ona, bu önemli. Aldığı alkolden anne sarhoş olmasa bile çocuk bundan çok fazla etkileniyor; bunu günümüzde görme şansınız da var. Bunu bir görmenizi isterim doğrusu. Yani çocuk, bize öğretildiği gibi ‘beyaz bir sayfa’ olarak doğmuyor. O dokuz aylık eğitim çocuğu ciddi ölçüde şekillendiriyor. Peygamberimizin “Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar, sonra annesi onu Yahudi veya Hristiyan yapar.” hadisi de bu konuya ışık tutar.” sözleriyle anlatan Dr. Mehmet Reşat Şavlı, sohbetine “Günümüz bilim dünyası, anne karnındaki çocuğun işittiklerini kaydettiğini ve zamanla bundan etkilendiğini söylemektedir artık. Doğuma kadar işitsel etkiye maruz kalan çocuk, doğduktan sonra kendisini şekillendirecek görsellere de muhatap olur. Anne babanın evde namaz kılması veya başka bir şey yapması, görsel olarak da çocuğun bilinçaltına yerleşmektedir bu aşamadan sonra” sözleriyle devam etti.

İslam’ın anne babaya birçok görev yüklediğine dikkat çeken Dr. Mehmet Reşat Şavlı, bunlardan isim konusunu “Anne babanın çocuğa karşı en önemli görevlerinden biri, ona güzel bir isim koymasıdır. Hadisler, ismin çocuk üzerinde etkili olduğunu söyler. Peygamberimizin, güzel olmayan isimleri anında değiştirdiğini biliyoruz. Günümüz bilimi de artık isimlerin kişi üzerinde etkisi olduğunu kabul etmektedir. Bu konu çetrefilli olmasına rağmen üzerinde çok düşünülmesi, çok durulması gereken bir konudur. Mesela Asiye ismi konur çocuklara. Anlamına bakıldığında, ‘Asiye’, isyan eden demektir. Bir Müslüman’a böyle isim yakışmaz, diye düşünüp bu hassas konuyu kapatıyorum.” cümleleriyle açıkladı.

İlk öğretmen aslında kimdir?

Dr. Mehmet Reşat Şavlı, çocuğun şekillenmesindeki süreci, annenin rolüne “Anne, çocuk için çok önemlidir ve çocuğun ilk öğretmeni de annedir. Bugün biz okulları, okullardaki eğitimi ve öğretmenleri eleştiriyoruz. Tamam, eleştirelim ama ilk eğitimin evde verildiğini de unutmayalım. İslam bize, çocuğun eğitiminde temelin anne ve baba olduğunu söyler. Çocukları yetiştirmek elimizde ve bu evimizde olacak bir şey. Çocuk, evde yetişir. Bizim bir aile okulumuz olmalı aslında. Peygamberimizin (sas) evinde bir aile okulu vardı. Bunu örnek alıp uygulamamız gerek. Bunu ben evimde uyguluyorum. Çay içilirken çocuklar için hazırlanmış kitapları çocuklara okuyorum, sohbet ediyoruz. İlgiyi çekmek için de çocukları ödüllendiriyorum. Biz çocukları böyle yararlı şeylerle doldurmazsak çocuklar boş yetişir ve yarın sokakta kim ne derse onu almaya başlar.” sözleriyle değinerek anlatmaya devam etti.

Sohbeti boyunca akıllardaki birçok soruya cevap da veren Dr. Mehmet Reşat Şavlı, kreş konusundaki düşüncelerini “Bir diğer önemli konuyu da vurgulamayalım: Çocukları küçük yaşta kreşlere vermeyelim. En muhtaç olduğu dönemlerde çocuğu ana sıcağına, ana kucağına muhtaç etmeyelim. Çocuk ana kucağını ararken çocuğu kreşe, başkalarının kucağına teslim etmemeliyiz. Zorunlu olmadıkça kadın çalışmamalı belki de. Çalışmak zorunda olanlar da çocuğunun yanında olabilmek için devletin kendine tanıdığı yasal imkanları kullanmalı bence. Şimdi bütün ilim dünyası çocuğun özellikle üç yaşına kadar anneyi şiddetle aradığını kabul eder. Annesini bulamayan çocuk kendisini güvensiz ve tehlikede hisseder; bu da onun gönül dünyasında onulmaz yaralar açar.” sözleriyle açıkladı.

Çocuk annesinden sevgi yudumlar

Dr. Mehmet Reşat Şavlı, anne sütünün sadece sütten ibaret olmadığını ise şu sözlerle açıkladı: “Kur’an-ı Kerimde anneler için “(Çocuklarını) İki tam yıl emzirirler” ifadesi geçmektedir. Bu bir emir olmasa bile Kur’an’ın tavsiyesidir. İşe ve aşa bağlı olarak çocuğu erken yaşta sütten kesmek doğru değildir. Çünkü çocuk annesinden sevgi yudumlar, güven yudumlar.”

 “Özellikle babalar, çocuklarına yeterli zamanı ayırmıyor. Babalar, çocuklarına istedikleri her şeyi alıp cebine para koymayı yeterli görmemeli. Çocuğuna top alan değil, çocuğuyla top oynayan baba olmalıyız; onunla zaman geçirmeliyiz. Bir babanın çocuğuna verebileceği en değerli şey, zamandır. Yarın çocukların gönüllerinde ve daha sonra onların anılarında olabilmemiz için şimdi onların anlarında olmamız gerekir. Bu konuda Peygamberimizin “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın.” hadisini özellikle anmam gerekir. Peygamberimiz gerek peygamberliği öncesinde ve gerekse de peygamberliği sonrasında hep çocuklarla çocuk olmayı bilmiş, onlarla oyun oynamıştır. O çocuklarla çocuk olurken biz de elbette çocuklarla çocuk olmayı bilmeliyiz.” sözleriyle de anne babanın çocuklara yaklaşımının nasıl olması gerektiğini anlattı Dr. Mehmet Reşat Şavlı.

Bizim terbiyemiz çocuğun terbiyesidir

Terbiye verme makamında olan anne babanın, öncelikle çocuğunu terbiye edecek donanımda olması gerektiğine dikkat çeken Dr. Mehmet Reşat Şavlı, konuyu “Bir ilim adamı ‘Çocuğun terbiyesine değil, anne babanın terbiyesine bakmak gerek.’ der. Gerçekten de öyledir. Çocuğu eğitecek olanların terbiyesi yetersizse o çocuğu terbiye etmeleri beklenemez. Anne baba çocuğa doğruları anlatmamalı, o doğruları hayatında göstermelidir. Söylenen değil, yaşanan etkilidir çünkü. Çocukların kulakları söylenenlere kapalıdır ama gözleri yapılanlara açıktır. Çocuklar, anne babaların ayak izlerini takip eder. Şu sözü hiç unutmamalıyız: ‘Çocuk, istediğiniz gibi olmaz, yetiştirdiğiniz gibi olur.’” sözleriyle daha da açtı.

Günümüzde yaşanan birçok sorunun temelinde çocuğu yetiştirmemizin etkisine de “Çocuk eğitiminde mahremiyet de çok önemlidir. Günümüzde çokça şahit olduğumuz taciz olaylarını önlemenin yolu da budur. Bunun için ebeveynlerin çocukları daha iki yaşında falanken bu eğitimi vermeleri gerekir. Bu yaşlarda çocuk, çıplak durmaması, çıplak dolaşmaması gerektiğini öğrenmeli ve bunu da uygulamalıdır. Evde birisinin olup olmaması hiç de önemli değildir. Her hâlükârda çocuk mahremiyet duygusunu kazanmalıdır. Anne baba çocuğa bu duyguyu mutlaka vermelidir. Çocuklara mahremiyet duygusu verilmediğinde, bu çocuklar yarın öbür gün çeşitli tacizlere muhatap kalabilmektedir. Yine kardeşlerin birlikte banyoya girmelerine de yine izin vermemeliyiz. Kardeşlerin en az yedi yaşında yatakları ayrılmalı mutlaka. Kardeşlerden biri kızsa yedi yaşında bunların odaları mutlaka ayrılmalıdır.” cümleleriyle değindi Dr. Mehmet Reşat Şavlı.

Korkutmamalı, sevdirmeliyiz

Çocuk eğitiminde en hassas nokta olan inanç eğitiminde anne babanın daha da titiz olması gerektiğini ise “Çocuğa inancı anlatırken de hassas davranmalıyız. Çocuğa “Namaz kılmazsan cehenneme gidersin!” demeyelim. Ona “Gel, birlikte namaz kılalım da cennete gidelim.” diyelim. Söylemeyelim yani, birlikte yapalım. Onu korkutmayalım, sevdirelim. Ebeveyn çocuğa iş buyurmamalı. Ona ‘Gel, birlikte masayı hazırlayalım. Gel, birlikte sofrayı toplayalım.’ demeli ve onunla hep birlikte olup birlikte iş yapmalı. Şunu da unutmamalı: Yalan söyleyen anne babaların çocukları da yalan söyler. Bir bilim adamı “Çocuklar ya korktuğu için yalan söylüyordur ya da anne babasından öğrendiğini yapıyordur.” der. sözleriyle açıkladı Dr. Mehmet Reşat Şavlı.

Her çocuğun kendince güzel ve mükemmel olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Reşat Şavlı, anne babanın bir çocuğu diğerine tercih etme hakkı olmadığını şu sözlerle açıkladı: “Çocuklar arasında eşit davranmak da terbiyenin önemli ayaklarından biridir. Bu konuda hassas davranmak gerekir. Çocukların kendisini değersiz hissedeceği davranışlardan uzak durmak gerekir. Özellikle kız çocukları söz konusu olduğunda buna daha da dikkat etmeliyiz. Peygamberimiz (sav) oğlunu sevip kız çocuğunu sevmeyen birine kınayıcı bakışlarla baktıktan sonra “Ben çocuklardan birini diğerine üstün tutacak olsaydım, kız çocuklarını erkek çocuklara üstün tutardım.” diyerek çocuklar arasında taraf tutmamanın gerekliliğini şiddetle vurgulamıştır. Bu ifade aynı zamanda kız çocuklarını gömen bir cahiliye dönemine karşı nebevi bir isyandır.” 

Sosyal medya zehri

Zor ve baştan çıkarıcı bir çağda yaşadığımızı “Günümüzde çocukları en fazla etkileyen şey de sosyal medyadır. Kabul etmeliyiz ki sosyal ve iletişim araçları hepimizi esir aldı. Gittiğimiz her yere taşıdığımız cep telefonları, bizim babalık yapmamıza da engel aslında. Cep telefonuyla meşgul olurken ne kadar anne babalık yapacağımız da bellidir. Bize böyle zarar veren bu araçların çocuğa ne kadar zarar verdiğini siz hesap edin artık. İletişim araçları ve sosyal medya aracılığıyla artık her türlü zararlı düşünce evimizin içine giriyor. Cep telefonu olan ve sürekli bu telefonla uğraşan çocuk, elimizden çıkıp gitmiş demektir. Özellikle sosyal medyayla meşgul olan çocukların ne zaman kimin etkisinde kalacağı hiç belli değil. O yüzden başkası çocuğumuza sahip çıkmadan biz ona sahip çıkmalıyız. Yine unutmamalıyız ki çocuk arkadaşının dini üzeredir. O yüzden çocuklarımızın arkadaşlarını yakından tanımalı, ona zarar verecek arkadaşlar varsa çocuğumuzu ondan uzaklaştırmalıyız. Bunu temin için gerekirse ev değiştirmeli, mahalle değiştirmeliyiz.” sözleriyle açıklayan Dr. Mehmet Reşat Şavlı, çocuk terbiyesinin asla ihmal edilmemesi gerektiğini bir kez daha vurgulayarak ve hayır dualar ederek sohbetine son verdi.

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 01 Aralık 2018, 13:15
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20