Çin'in başkenti Pekin'de üniversite kuracaktı

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde II. Abdülhamid Han, İhsan Süreyya Sırma hocanın konferansı ile yâd edildi.

Çin'in başkenti Pekin'de üniversite kuracaktı

 

Samsun’da bulunduğum hafta başında fakültede asılı ilanları görünce “nereden nereye” dedim. Hem II. Abdülhamid’in, hem de İhsan Süreyya Sırma Hocanın bırakın eserlerini, isimlerini ananların dahi kovuşturma geçirdikleri dönemlerden geçilmişti. Geçtiğimiz Salı günü gerçekleşen program öncesinde çevremdeki arkadaşları uyardım ki tarihî bir ana şahitlik edeceklerdi. Ben de daha çok eserlerinden okuduğum İhsan Süreyya Hocayı ilk defa canlı olarak dinleme şerefine nail olacaktım.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi kampüsü içerisinde yer alan Atatürk Kültür Merkezi’ne geldiğimde salondaki teveccüh karşısında şaşırmıştım. Zira İhsan Süreyya Hocayı bizim gibi orta yaş grubu muhakkak eserleri vasıtasıyla tanımıştır ama yirmili yaşlardaki çoğu gencin İhsan Hoca ile ilgili çok da net bilgi ve malumata sahip olduklarını düşünmüyorum. Salonda yerimizi alırken hocayı beklemeye koyulduk. İhsan Hoca nihayet salona teşrif etti. Hoca 1944 doğumlu idi ama sırtında sırt çantası ve basamaklardan neredeyse koşar adım inmesi ile bende “ihtiyar delikanlı” tabirini doğrularcasına bir intiba uyandırdı.

İhsan Süreyya Hoca daha konuşmasının başında yaptığı özeleştiri ile beni şaşırttı. Zira Osmanlı’yı eleştirmediğimizden, yanlışlarını görmediğimizden ya da görmek istemediğimizden bahsetti. Bariz bir örnekle; “ben II. Abdülhamid’e Ulu Hakan demem, Kızıl Sultan hiç demem” dedi. Saltanat’ın zararlarından, tarihimizde açtığı büyük yaralardan bahsetti. Henüz 13-15 yaşlarında yani çocuk yaşta tahta geçen padişahların devleti nasıl sevk ve idare edebileceğini sordu. Yer yer gülümseten ama acı bir hakikat olan misaller verdi. Ancak her şeye rağmen II. Abdülhamid gibi büyük bir dehaya sahip olduğumuzu da ifade etmekten geri durmadı.izleyici

Büyük projelerin adamı

Ömrünü II. Abdülhamid ve dönemine vakfeden İhsan Süreyya Hoca bu maksatla Çin’e, Yemen’e, Tunus’a gitmiş, Fransız arşivlerinde, Çin arşivlerinde çalışmalar yapmış. İhsan Hoca, II. Abdülhamid’in de saltanatın devamlılığı için ortaya konan “kafes sistemi”nin bir sonucu olduğunu ifade ederken, en büyük şansının çocuk yaşta tahta geçmemek olduğunu ifade etti. Ömrünü II. Abdülhamid projelerinin açığa çıkması için harcayan Sırma, bu hususta yaşadığı iki örneği paylaştı. Hoca, 1976’da Erzurum’da düzenlenen Türkoloji kongresinde bir tebliğ sunar, tebliğin konusu “Pekin Hamidiye Üniversitesi”dir. Yeni asistan olan hoca, dönemin önemli tarihçilerinden Şehabettin Tekindağ’ın hışmına uğrar. Tekindağ, bu genç akademisyeni “rüya görmekle, hayal görmekle” suçlar.

Ancak Sırma dersine iyi çalışmıştır. Pekin’de II. Abdülhamid’in üniversite projesini ve belgeleri birer birer açıklar. Bunun üzerine yine salonda bulunan Ercüment Kuran, Tekindağ’a çıkışır, “ne azarlıyorsun çocuğu, bak belgelerle yeni bir şey ortaya koyuyor” der. Tarihler 1981’i gösterdiğinden bu genç akademisyen Türk Tarih Kurumu Kongresine katılır. Yine II. Abdülhamid’in başka bir projesini ortaya koyar. Ancak bu kez Tekindağ hakkı teslim etmek zorunda kalır: “Abdülhamid konusunda haklıydı, ben bu gence haksızlık yaptım” der.

Demonkrasi: Şeytan rejimi

Sırma Hoca aykırı çıkışlarda da bulundu. Edirne’ye bir vesile ile yolculuk yaptığı esnada, yanında bulunan zatın demiryollarının Cumhuriyetin eseri olduğunu söylediğinde, hoca şiddetle karşı çıkar, “sen tarih okumamışsın, okusaydın Hicaz Demiryollarına ve II. Abdülhamid’in ismine rastlardın” der. Onuncu Yıl Marşı’nda “demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” ifadesinin de yalan olduğunu belgelerle ortaya koydu.

İhsan Süreyya SırmaAkabinde adına demokrasi denilen sisteme inanmadığını, demokrat olmadığını da deklare eden hoca, uzun yıllar hizmet ettiği merhum Muhammed Hamidullah Hocanın “demon”krasi dediğini yani demon’un şeytan manasına geldiğini ve demokrasi denilen sistemin de şeytan düzeni olduğunu ifade etti.

II. Abdülhamid benim kumam!

İhsan Süreyya Hoca o kadar içli dışlı ki II. Abdülhamid’le, eşi bile latife sadedinde “Abdülhamid benim kumam” demiş. Bir saati aşkın konferans veren hocaya gençlerin ilgisi fevkalade düzeyde idi. Bu da bizi memnun etmedi değil. Hocaya sağlık sıhhat dileyip, daha nice tarihî hakikatler yolunda nefes tüketmesi ve mürekkep akıtması dileğiyle salondan ayrıldık. İhsan Süreyya Hocayı tarih kim bilir, bir daha nerede, ne zaman karşımıza çıkarır.

 

Kâmil Büyüker, Samsun’daki tarihî ana şahitliğini yazdı

Yayın Tarihi: 22 Mart 2013 Cuma 11:00 Güncelleme Tarihi: 23 Mart 2013, 01:40
banner25
YORUM EKLE

banner26