'Cemaat' ve cami merkezli Müslümanlık canlı olmalı

Bedri Gencer geçtiğimiz günlerde ''İslam'da Modernleşme' başlıklı bir söyleşide konuştu. Şakir Kurtulmuş etkinlikten notlarını aktarıyor.

'Cemaat' ve cami merkezli Müslümanlık canlı olmalı

TYB İstanbul Şubesi’nde 23 Ocak Cumartesi günü düzenlenen ‘Kitabın Ortasından Söyleşiler’ etkinliğinin konuğu Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyoloji bölüm başkanı olan Prof. Dr. Bedri Gencer, 3. baskısı yapılan ‘İslam’da Modernleşme’ kitabı çevresinde ufuk açıcı bir konuşma yaptı.

İslam’da modernleşmeden ne anlıyoruz, modernleşme derken neyi kastediyoruz, buna bakmalıyız” diyerek söze başlayan Bedri Gencer, “İslam ilahi bir dindir, onda modernleşmeden söz edemeyiz, kitabımızın asıl başlığı da ‘İslam Dünyasında Modernleşme’dir aslında ama ekonomik küçülme sebebiyle böyle olmuştur” dedi.

Modernleşmeden kastın İslam düşüncesi olduğunu kaydeden Gencer, asıl başlığın İslam’da değil, İslamiyet'te modernleşme olduğunu söyledi. “İslam düşüncesi tabirinin karşılığı var mı, bunu araştırmak gerekiyor” diyen Gencer, İslam dini tabirinin 20. asırdan önce hiç duyulmadığını kaydederek, “Sünnet-i Seniyye”, “Şeriat-ı Mutahhara”, “Dini Mübin” kavramlarının kitaplarda geçtiğini, 1970’li yıllarda yayınlanan kitaplarda da İslamiyet tabirinin kullanıldığını söyledi.

İslam’ın bizatihi dinin kendisi olduğunu ifade eden Gencer, Sünnet’in ise Peygamber tarafından şeriatın ete kemiğe bürünmesi olduğunu belirterek, Sünnetin zıddının bid’at olduğunu, bid’atı anlamak için ise Sünneti çok iyi tarif ederek iyi anlamak gerektiğini söyledi.

Cami merkezli Müslümanlığın, cemaatin canlı olması gerekiyor

Modernleşme ve sekülerleşme arasındaki farkı iyi görmek gerekir” diyen Bedri Gencer şöyle devam etti: “Hikmetin seküler karşılığı medeniyettir. Dar anlamda modernleşme yaşayışla ilgilidir. Bugün kullanılan din ve ekonomi, din ve edebiyat, din ve ahlak gibi bütün tabirler sekülerleşmenin ürünüdür. Çünkü geçmişte dinin dışında bir şey yoktu. Her şey dinin içindeydi. Modernleşmenin, modernitenin İslam’daki karşılığı ise bid’at kavramıdır.” Hikmet’in her şeyi sebep olarak gördüğünü, sonuç olarak görmediğini dile getiren Gencer, müslümanın hikmetin peşinde koşma sorumluluğu olduğunun altını çizdi.

Caminin her şeyin merkezinde olduğunu hatırlamalıyız; sohbetin de, her şeyin de karargahı camidir” diyen Gencer, camilerin hem sayı olarak hem etkinlik olarak azalması, eksilmesi halinde sekülerleşmenin artacağını kaydederek şunları söyledi: “Cami merkezli Müslümanlığın canlı olması gerekiyor. Cemaatin canlı olması gerekiyor. Şu iki hususa dikkat edelim: Birincisi, bir cemaat, eğer liderine ulaşamıyorsa, lider camide ulaşılamayacak hale geldiği zaman; ikincisi; eğer cemaat lideri hadis yerine meal okumaya başladıysa o cemaat sekülerleşmiş demektir.”

Günümüzde yayınlanan pek çok dergi olduğunu ifade eden Gencer, bu dergilerin cemaat olmadan bir şey ifade etmeyeceğinin altını çizerek, “Diriliş, Edebiyat, Mavera hepsi cemaatleri olduğu için var olmuşlardır. Aksi halde cemaatleri olmasa o dergilerin derlemeden öteye geçmeyen, ya da her ay sipariş yazıları toplayarak ortaya çıkan bir dergi olarak kalacak, öyle anılacaktı” dedi.

Modernizmin, sekülerizmin tuzaklarından nasıl korunuruz?

Bedri Gencer, günümüz dünyasında kullanılan kavramların pek çoğunun gerçek anlamları yerine mecazi anlamlarının kullanıldığını, oysa hakiki anlamını bilmeden mecazi anlamının da kullanılamayacağının altını çizdi. Doğal olarak hakiki manası bilinmeden kullanılan bir kelime başka anlamda kullanıldığında yanlış yorumlanması kaçınılmaz. “Buna örnek olarak ezanda geçen felah kelimesini gösterebiliriz” diyen Gencer, “felah’ın kelime anlamını kurtuluş olarak biliriz, oysa hakiki anlamı değil mecaz anlamı kurtuluştur” diyerek kelimenin hakiki anlamının yarmak olduğunu ifade etti.

Eskiden ezan okunurken konuşan, yolda yürürken bir şeyler yiyip içen, sakalını kesen kişilerin şahitliklerinin kabul edilmediği ifade ediliyor. Gencer, Yıldırım Beyazıt Camii’nin tarihi incelendiğinde, Sultan Beyazıt’ın, vakit namazlarını camide cemaatle kılmayan Molla Fenari’nin bir davada şahitlik yapmasına izin vermediğini anlatıyor. “Bu ölçülere göre bizim şahitliğimize de bakalım, ne kadar geçerli olabilir”, diyerek konunun önemine dikkat çekti ve “Allah sonumuzu hayr eylesin” dedi.

Kur’an’ı yüzünden okumanın önemine de işaret eden Bedri Gencer, âmâ bir kimsenin her gün Kur’an’a baktığını söyleyerek niçin baktığını da şöyle açıkladı: “Kur’an’ı yüzünden okumanın ibadet olduğunu bildiği için, bu ibadeti yerine getirmek amacıyla okuyamıyor fakat Kur’an’a bakıyor. Bu inceliği kavramamız halinde modernizmin, sekülerizmin tuzaklarından da korunmuş olacağımızı düşünüyorum. Kendimizi buna alıştıralım. Hiç değilse her gün sabah evden çıkmadan Kur’an’dan iki sayfa okumaya gayret edelim.”

 

Şakir Kurtulmuş notlarını aktardı

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2016, 12:02
YORUM EKLE

banner19