Çakal Carlos'u tren garında gördünüz mü?

Tren garında avangard bir eylem. Nerdeyse underground diyeceğim. Çağlarüstü bir heyecanı ve kavrayışı yakalamaya çalışan bir yeraltı hareketi. Mustafa Nezihi, dergi günlerinin final gününü yazdı.

Çakal Carlos'u tren garında gördünüz mü?

 

Dergi fuarının son gününde tren garındaydım ben de. Öğlenle birlikte başlayan şölen havası karanlık çöktüğünde, dergiciler o güzel matbuatı topladıklarında bitti gibi. Aslında tam bitmedi. Çünkü fuarı beraber kapattığımız bazı arkadaşlarla biz Üsküdar’a geçip muhabbete devam ettik. Neyse biz orda kalalım. Oranın güzelliklerini anlatalım şimdilik.

Dinmeyen bir heyecan ve atılım: Asım Gültekin

Önce Asım Gültekin diyelim. Asım, dergi fuarında da tam bir mümindi. Nezaketi, samimiyeti, hürmeti, muhabbeti ve öncülüğüyle. Kalbinden öperim onun. Burdaki öncüyü, duymak isteyecekler için avangard şeklinde de okuyabiliriz. Tren garı, yüzlerce dergi, son din mümessillerinin eli kalem tutan dinamik bir kesiminin buluşması, vagonda söyleşiler, şairlerin, yazarların, öykücülerin, mütefekkirlerin heyecanla dolandıkları bir alan… Nerdeyse underground diyeceğim. Çağlarüstü bir heyecanı ve kavrayışı yakalamaya çalışan bir yeraltı hareketi.

Ayaküstü ve ani röportajlar Mahmut Balcı'dan

Kimlerle konuştuk, musafaha ettik, çaylar eşliğinde muhabbet ettik? Biraz da isimlerden bahsedeyim. Asım, Mahmut Balcı ve bu işi yüklenmiş diğer arkadaşlar arı gibi çalışıyorlardı. Anlatıyorlardı. Mahmut Balcı Abimiz, bir ara elinde mikrofonla bulduğu yazarlarla, standlardaki arkadaşlarla hızlı röportajlara başladı. İyi fikirdi. Sevdim. Asım nerdeyse gelen her yazar, şair, öykücü, editörle olağanüstü bir incelikle ilgileniyordu. Diğer fuarlarda göremeyeceğimiz bir durum büyük ihtimalle. Çünkü hakiki bir muhabbet ve bilinçle yapıyor bunu.

Havsala'ya sığdık evvela

Gürsel Tanrıverdi’yle Havsala dergisinde oturduk bir süre. Çaylar içtik. Dağıtılan kumanyadan yedik afiyetle. Beraber Havsala dergisini inceledik. Ve yürümeye başladık. Epey dergi aldım. Ya hediyeydi bunlar, ya da küçük bir bedelle satın aldım. Barbar saman kağıda basılıydı. Hoşuma gidiyor o kahverengilik. Hüküm vardı. Baran vardı. Çakal Carlos düzenli yazıyor Baran’da. O yüzden bir kaç sayısını aldım. Yazılarımın çıktığı ama bende bulunmayan bir kaç dergiye de ulaşmış oldum. Taha İnci’yle tanıştım. Ali Zümrüt’le selamlaştık, muhabbet ettik. Ali Coşar’a selam gönderdim. Bizden daha gençlerin bazılarının cevvaliyeti ve zekaveti sevindirici ve umut verici.

Hikmet ve irfan peşinde: Yusuf Kaplan

Yusuf Kaplan heyecanla anlatıyordu gene. Onun dinmeyen heyecanına ve derinliğine hayranım. Gel çay içelim dedi. Büyük mutluluk. Sorular sordum. Seviyorum mütefekkirleri durmaksızın konuşturmayı. Rasim Özdenören’le, Nuri Pakdil’le ilgili daha evvel bir takside başlamış olduğumuz mevzuya değindi biraz daha. Yusuf Kaplan’a gösterilen ilgi ve muhabbet de acayip sevindirici.

Öykücü ve şairle tren garında çay!

Şakir Kurtulmuş ve Müstakim Haksal abilerle kısa konuşmalar. Baktım Cemal Şakar ve Ali Emre muhkem ikilisi. Gözlerimde bir ışık, yüzümde bir gülümseme. Yayıldıkça ışıyan. Ali Emre geçirdiği rahatsızlıktan dolayı biraz yorgun görünüyor. Ama Allah’a şükür yüzünde gülümsemesi ve sükûnetiyle oturduk çaycının taburelerine. Sonradan dedim ki: ‘ Cemal abiyle tren garında çay içmek… öykücü olsaydım bunu yazardım.’ Cemal abi tweetten buyurdu: ‘Yaşamak yazmaktan öncedir.

Fuardan yeni kitap müjdeleri

Dil ve Edebiyat’ın şiir editörü şair Zafer Acar’la da epeydir görüşmemiştik. Diri’nin şairinin zihni ve aklı ve yüreği gene dipdiriydi. Sohbet halkamızda Sami Gül Abimiz ve genç şairlerden Aykut Nasip Kelebek de vardı. İki kitap müjdesi aldık. Zafer Acar, Sezai Karakoç ve onun paltosundan çıkan ikinci yeniyi anlatıyor yeni çıkacak kitabında. Aykut Nasip ilk şiir kitabını çıkarıyor yakınlarda: Bana hayran olsana.

Sağ yanımda bir şair, sol yanımda bir şair daha!

Sami Abiyle bir süre Fayrap standında oturmuştuk. Yunus Bilge’yle biraz halleşmiştik. Fayrap’ın eski sayılarına rağbet yüksekmiş. Sonra çay içilen bölüme geçmiştik. Fuar kapanmak üzereyken Hakan Arslanbenzer de geldi. Yanında Abdullah Güner de vardı. Selamlaştık. Çay içip muhabbet ettiğimiz halkaya katıldı onlar da. Kısa bir sohbet. Dergilerin sorunları. Varlık, Dergah, Kültür Bakanlığı desteği falan... Sağımda Zafer Acar, solumda Hakan Arslanbenzer. Elimizde çaylar... İyiydi.

Fuarın büyük sürprizi: Melaye Ceziri hazretleri!

İtibar’dan şair Mustafa Akar’la kısa bir sohbetimiz oldu. Afak dergisinin çıkan sayılarını edindim. Nubihar’dan büyük İslam ariflerinden Melaye Ceziri’nin Divan'ını edinmiş olmak benim için bu yılın önemli olaylarından biri. Elhamdülillah. Elbette Kürtçe aslının Kur’an harfleriyle yazılmamış olması beni üzdü ama tercümeyi çok beğendim. Osman Tunç iyi bir mütercim. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bu ummanın bir dalgıcından ve  hazinelerinden bizi haberdar ettikleri için Allah yüzlerini ağartsın. Kalemlerine kuvvet…

Ve ayrılık vakti

Birnokta’da da durduk. Eski ve yeni sayılardan aldım. Hediyeler, muhabbetler, Üsküdar özel sayısı, musafahalar, Resuller, Mamut Feyziler, temenniler, dualar, ayrılış vakti. Vapur. Deniz. Suavi Kemal Yazgıç güzelliği, zerafeti, gülümsemesi, tevazuu, nokta atışları, Sami abi, Arslanbenzer, Afak, sohbet ve Üsküdar. İlyas Aslan, çaylar ve müzik ve şiir ve şairler ve hanefilik. Orta kahvede saat gece bire kadar süren sohbet halkasında beş kişiydik. Kısacası müslümanlar hem dergileriyle ve hem sohbetleriyle iyidir. Cana candır. Tadabilene aşk olsun.

Cafcaf’ı ve Yusuf Kot’u anmayı unutarak vedalaşsaydık  ayıp olurdu. En kalabalık standa ve çalışanlarına ve çizerlerine ve ilgi gösterenlerine selam olsun.

 

Dergi Günleri'nden entantaneler için fotogalerimize buyurunuz..

 

Mustafa Nezihi yazdı

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2013, 14:39
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13