Cahit Zarifoğlu'nu dinlemeye doyamadık!

10 Haziran Cuma akşamı Cahit Zarifoğlu'nu anma programı düzenlendiğini Dünyabizimde okuduğumda mutlaka gitmeliyim diye geçirmiştim içimden.

Cahit Zarifoğlu'nu  dinlemeye doyamadık!

 

İstanbul’u çok fazla bildiğim söylenemez ancak programın olacağı kültür merkezine daha önce bir vesileyle gitmiş olmanın verdiği güvenle yollara aşina olduğumdan sebep kızımla birlikte gönül rahatlığıyla gidebileceğimizi düşündüm. Tek sorun dönüşümüzün nasıl olacağıydı zira evimize istasyonun yakınlığı hasebiyle trenle yolculuğu tercih ediyoruz. Fakat malum, program bitimine kadar son tren çoktan kalkmış olacak ve otobüsle gitmek zorundayız ama hangi arabaya nerden binileceğini bilmiyoruz. Neyse Allah Kerim dedik ve teslim olduk gitti, oh be dünya varmış. İnsanoğlu işte aslında her zaman Allah’a teslim olsak ya, olduğumuzu zannediyoruz ama ııh, her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlamak zorundayız sanki. Böyle zorda kalınca da teslim oluyoruz mecburen, kimi kandırıyorsun kardeşim! Neyse buraya bir noktalı virgül koyup yolculuğun başlangıç noktasına dönelim.

Zarifoğlu için yola çıktıkZarif rozetler

Cuma günü 14:30 treniyle ufaklığı babasıyla evde bırakıp kızımla düştük yollara. Yaklaşık iki saat sonra Haydarpaşa’daydık, ikindi olmak üzereydi ve hazır caminin yanındayken cemaatle kılıp öyle gidelim diye düşündük. Ben aklımdan şoföre dönüşte nasıl gideceğimi sormayı planlıyorum sakata gelmeyelim diyerekten. Minibüse bindik ve soruyorum acaba Bağlarbaşı’ndan Harem’e nasıl gidebilirim? Sert ve kızgın bir ses tonuyla (burada herkes sinirli bir şoför sesi duyar gibi kalın bir ses tahayyül ederse beni daha iyi anlarsınız) ‘Oradan Harem’e araba olmaz abla, Üsküdar’a ineceksin oradan Harem’e bineceksin.’ Vay anasını ben tırstım zaten o vakit, nerden inilir, hangi durakta binilir, sıkıyorsa sor da görelim. Artık oralarda birine sorup, öğreniriz dedik çaresiz. Nihayet kültür merkezine geldiğimizde başlama saatine yarım saatten fazla vardı ve biz de girişteki “zarif” kitapları, rozetleri ve ayraçları incelemeye koyulduk. Ayraçların ve Açı dergisinin hediye olduğunu öğrenince sevinçle birer tane aldık tabi bu fırsat kaçar mı? Sonra kızım Zarifoğlu’nun çocuk kitaplarının tek ciltte toplandığı kitabını almayı arzu etti. Kitap istenir de alınmaz mı alındı, tıpkı zarif rozetlerin alındığı gibi. Daha sonra salona geçtik ve bir taraftan aldıklarımızı kurcalarken, heyecanla vaktin dolmasını bekledik.

Birbirinden kıymetli konuklar vardı

Nihayet yavaş yavaş misafirler geldi ve program başladı. Vay canına sunucu da Selahattin Kocaaslan’mış yahu, her zamanki şiir gibi üslubuyla başladı konuşmasına. İlk olarak malum Mavera Gençlik Hareketi’yle ismine aşina olduğumuz Yavuz Selim Güneş yola nasıl çıktıklarını ve amaçlarını bir güzel anlattı. Maşallah dedik, bu gençlerde iş var, daha ne projeler ortaya çıkarırlar, onlarda bu azim ve inanç olduğu müddetçe biz bu hareketin adını daha çok duyarız. Sonra Zarifoğlu hakkında hazırlanmış çeşitli slaytlar ve kısa belgeseller izledik. Ve sırasıyla konuşmacılar çıkıp, ona dair hatıralarını ve hissiyatlarını anlattılar. İbrahim Sadri her zaman olduğu gibi esprili ve nüktedan üslubuyla bizleri gülümsetip, harikulade sesiyle yorumladığı Zarifoğlu şiirleriyle mest etti gitti. Ardından İbrahim SadriYusuf Goncagül’ün  çok güzel yorumladığı “Sultan” şiirinin bestelenmiş halini dinledik. Nurettin Durman da onu tanıyanlardan biri olarak çok tatlı anlattı ve her türlü organizasyonda gördüğü hanımların çokluğundan hareketle devrimi yaparsa hanım kardeşler yapar dedi. Var gücümüzle alkışladık yani doğru söze ne denir.

Sonra Zeki Bulduk, Mahmut Bıyıklı, Ali Ayçil, Yıldız Ramazanoğlu ve unuttuklarım olabilir zira epey konuşmacı vardı. Genel manada bütün konuşmacılar kısa ve etkileyici konuştular, pür dikkat kesilerek ve heyecanla dinledik. İbrahim Paşalı vardı bir de gözümü kapatıp mı dinledim bilmiyorum. Çünkü yıllar öncesine gittim ve o akıcı, kendinden emin cümleler kuran adamın sesini duyunca bir anda kendimi “gece yürüyüşü”nde hissettim. Son olarak mikrofona etkinliklerin ele başısı Asım Gültekin geldi yani Zarifoğlu’nu gençlere tanıtan ve sevdiren adama. Zarifoğlu dedikten sonra akla ilk gelen isimlerden biridir o ve gençleri her fırsatta örgütleyen. Mavera Gençlik Hareketi mensubu gençlerin icraatlarını beğenmeyenler ve eleştirenler karşısında her zaman gençlerin yanında olduğunu söyledi ve Zarifoğlu’nun her türlü hamallığını bu zamana kadar çektiğini ve çekmeye de gönüllü olarak devam edeceğini anlattı bizlere. Böylece programa noktayı da koymuş oldu. Hem keyifle dinlediğimiz, hem de ziyadesiyle istifade edebileceğimiz konukları çağırdıkları için bu müstesna gençlere müteşekkiriz. Bizlerin anlamlı ve unutamayacağımız bir gece yaşamasına  vesile oldular.

Eve maceralı dönüş

Program bitti lakin bu gelişin bir de dönüşü var tabi, önümüzdeki ilk esnafa soruyoruz nerden minibüse binebileceğimizi, işaret ediyor sağ olsun ve şoföre ineceğimiz yere gelince bize haber verip izah etmesini istiyoruz. Neyseki bu önceki gibi asabi değil,  biraz yol aldıktan sonra  indiriyor ve şuradaki merdivenlerden inip oradan Harem arabasına bineceksiniz diyor. İndik Harem minibüslerini durduruyoruz lakin buradan değil abla üst geçite çıkıp karşıdan diyor, hoppala hangisine inanalım birine daha sorup öyle çıkalım dedik son şoförün dediği doğru çıktı. Tekrar çık merdivenleri filan hava da çok güzel, pırıl pırıl gülesim geldi, gecenin bir vakti yollarda kaldık iyi mi?! Zarifoğlu yüzünden başımıza gelene bak acaba biz de onun gibi otostop mu çeksek ne, heyhat artık dünya onun zamanındaki kadar tekin bir yer değil maalesef. Hayırlısıyla Hareme geldik mübarek insan kaynıyor, hemen İzmit’e giden bir otobüste yer bulalım derken daha önce de başımıza gelen vukuatlardan  dolayı kullanmamaya söz verdiğim firmanın otobüsüne binmek zorunda kaldım, al sana büyük konuşursan böyle pişman olursun işte, başka vasıta yok.

Hareket ettikten yarım saat sonra otobüs durdu, ön tarafta oturan münasebetsiz bir adam yüzünden tartışma çıktı ve meraklı adamlar da işe karışınca al sana kavga buyurun biz bir an önce eve gitmeyi düşünürken başımıza gelene bak. Polis çağrıldı neredeyse yarım saatten fazla yol ortasında otobüsün içinde bekledik elimde Cafcaf okuduğumdan mıdır nedir, tam Cafcaf lık dedim yani bu kadar olur. Nihayet mevzuyu hallettiler yola çıktık, sağ olsun evimizin önünden geçtiği  halde yasak deyip bizi daha ilerde indirerek on beş dakika daha fazla yürümemize sebebiyet verdiği için otobüs firmasına bildiğimiz ne kadar “özlü söz” varsa  saydık rahatladık. Gece yarısı mis gibi havayı teneffüs edip yorgunluktan bitap düşmüş vaziyette eve yürümeye çalışırken kızıma dedim: Artık bu geceyi hiç unutmazsın, ya hiç sorma anne nasıl unutabilirim dedi. Eve vardığımızda saat biri gösteriyordu.

Ayrıca bizim bu programa gitme kararlılığımızı ve şevkimizi görüp,  çok gönüllü olmasa da gitmemize ses çıkarmayan ve küçük kızıyla evde kalarak bizim bu güzel programdan istifade etmemize fırsat veren eşime teşekkürü borç bilirim.

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan   bu “Zarif” geceyi hiç unutmayacak                 

Fotoğraflar Mavera Gençlik Hareketi facebook hesabından ç-alıntılanmıştır

 

 

 

           

Yayın Tarihi: 12 Haziran 2011 Pazar 10:27 Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2011, 11:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
İSMET YILDIZ
İSMET YILDIZ - 10 yıl Önce

ONUNLA ŞİİRİ SEVDİM

banner26