Bursa kendini zorla sevdiren bir şehir

Hüseyin Hatemi, Bursa’da Emir Buhari Cumartesi Sohbetleri’nin konuğuydu. “Peygamber Sevgisi” başlıklı bu söyleşide kendisini dinleme imkanı bulduk.

Bursa kendini zorla sevdiren bir şehir

 

Hüseyin Hatemi, bir akademisyen olarak akademik dünyanın o çetrefilli yakın tarihine şahitlik eden biri. Bir dönemin akademik dünyasının simge ismi Kemal Alemdaroğlu ile girdiği tartışmalar akıllarda hâlâ. Yine bir gazete yazarı olarak Hatemi, yakın dönem Türkiye’sinde yaşanan o çalkantılı ortamı hem yakından gördü, hem de bir şekilde olayların içinde yer aldı gazeteci kimliğiyle. Diğer yandan o, kültür-sanat dünyasının da içinde oldu. Bir mümin olarak da safını belli etmekten hiç sakınmadı. Kısacası birikimli ve çok yönlü bir kişilik Hatemi Hoca.

Hüseyin Hatemi, TYB Bursa Şubesi ve BURFAŞ’ın katkılarıyla düzenlenen Emir Buhari Cumartesi Sohbetleri’nin konuğuydu. “Peygamber Sevgisi” konulu sohbetinden notlar aldık.

Hatemi Hoca, her şeye rağmen hayata ve insanlara olumlu bakan biri. Sohbetine başlamazdan önce kendisine, Bursa’nın artık gizlenemez hale gelen mimari çirkinliği hakkında ne düşündüğünü sorduğumda, “Yapılan her türlü tahribata rağmen Bursa’nın da tıpkı İstanbul gibi kendisini zorla sevdiren bir şehir” olduğunu söyledi tüm iyimserliğiyle.

Sevgide sınır yoktur

Hatemi Hoca, belki de artık çok uzağına düşmeye başladığımız o duyguyu yeniden diriltmenin peşindeydi. Sevginin yani. Sevginin ne kadar önemli olduğunu ve bizim asıl sınavımızın sevgi üzerine olduğunu kendine özgü üslubuyla şöyle anlattı: “Sevginin de, ilahi sevginin de sınırı yoktur. Allah ve Resulü, sonsuz derecede sevilebilir. Diyebiliriz ki Allah, sevgiyi görmek için insanı yaratmıştır. Önceleri, sadece kendisini sevmesi için melekleri yaratmıştır. Seçme kabiliyetleri olmayan meleklerden sonra, seçme kabiliyeti olan insanı yaratmıştır Allah.”

Hüseyin Hatemi, insanın sevgisinin değerli olmasının sebebini hem insanın seçme kabiliyeti olmasına hem de kendisini ayartabilecek birçok faktörün olmasına bağlayarak şunları anlattı: “Allah insana sonsuz sevme yeteneği verirken, onu ayartabilecek Şeytan’ı da yaratmıştır. Bu hesaba katıldığında, insanın sınavının gerçekten bir sevgi sınavı olduğu anlaşılmaktadır.”i

Sevgi merkezi Hazreti Resuldür

Allah’ın sevgi modeli, sevgi merkezi olarak Hazreti Peygamber’i belirlediğini söyleyen Hüseyin Hatemi, bu durumu şu sözlerle açıkladı: “Allah yeryüzünde sevginin merkezi olarak da Hazreti Peygamberi yaratmıştır. O, Rahmeten lil âlemindir. Sevginin odağıdır. Bazıları Resulü Ekrem’i çok sevmenin şirk olduğunu söyler. Bunun şirk olacağı düşünülemez bile. İnsanın kalbinde Allah sevgisi sabit olduktan sonra Hazreti Resul, sonsuz derecede sevilebilir. Çünkü Allah onu kâinatın merkezine odak olarak yerleştirmiştir.

Diğer yandan kişinin iman etmesi için onun risaletine iman şarttır. Elbette bir insan Hazreti Peygamberi sevmeden de Allah’ı sevebilir. Bu, onu görünüşte Müslüman yapsa bile hakikatte onun Müslüman olup olmadığı tartışılabilir. Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde Peygamber sevgisi ve Peygambere itaatle ilgili birçok ayet vardır. Durum bu kadar açıkken ‘Peygamber sevgisinde aşırıya gitmek’ şeklinde bir ifade kabul edilebilir değildir.”

Peygamberi seven, Ehlibeyti de sever

Hüseyin Hatemi, Resulullah’ı Ehlibeytle birlikte düşünmek gerektiğini de şu sözlerle açıkladı: “Allah’ın Resulünü severken Ehlibeyt’i de sevmek gerekir. Çünkü Hazreti Resul insanlardan ne para istemiştir ne de mal mülk. Hatta onlardan bir teşekkür bile istememiştir. İnsanlardan istediği tek şey, yakınlarına karşı sevgi ve saygı duymalarıdır. Allah, Hazreti Resulü nasıl kendi nurundan halkettiyse, Ehlibeyti de Resulün nurundan halketmiştir. Bir Müslüman’ın ‘Ben Resulüllah’ı seviyorum ama Ali’yi sevmiyorum.’ demesi düşünülemeyeceği gibi, ‘Ben Ali’yi seviyorum ama Resulüllah’ı sevmiyorum.’ demesi de düşünülemez.”

Hüseyin HatemiAllah’ın insanlara birçok nimet verdiğini, bunun karşısında sadece şükür beklediğini ifade eden Hüseyin Hatemi, ‘nimet’ sözcüğünün farklı bir yorumunu da İmam Cafer-i Sadık’tan bir rivayetle açıkladı: “Kur’an bize ‘O gün nimetlerden sorulacaksınız.’ der. Ayetteki bu nimetin ne olduğunu doğru anlamak gerekir. Bu nimetin ne olduğu, İmam Cafer-i Sadık tarikiyle şöyle açıklanır: İmam Cafer-i Sadık, bir gün yumurta yerken zamanın önemli zatlarından biri, İmam’ın yanına gelir. Onu yemek yerken görünce ‘O gün nimetlerden sorulacaksınız.’ ayetini hatırlatır. İmam Cafer-i Sadık da, ‘Ayette kastedilen nimet, yediğimiz bir yumurtadan hesaba çekilmek değildir. Bize verilen en büyük nimet Hazreti Resul ve Ehlibeytidir. İşte biz insanlara onun kıymetini bilip bilmediğimiz sorulacaktır.’ der.”

İftiralara karşı uyanık olmalıyız

Hüseyin Hatemi, daha Hazreti Peygamber sağken onun ve Ehlibeytinin hakkında bir sürü iftira uydurulduğunu, zamanla bu iftiraların daha da arttığını ve birçok yalanın çeşitli kitaplarda yer aldığını belirterek müminlerin bu konuda akıllı davranıp uyanık olmaları gerektiğini söyledi. Hüseyin Hatemi, sözlerini birkaç örnekle şöyle açıkladı: “Hazreti Peygamber ve Ehlibeyt sevgisinin de temiz ve kıvamında olması gerekir. O temiz insanları sevmekle ilgili, sevgi adı altında bir sürü iftira uydurulmaktadır. Bu iftiralar, o temiz insanlara karşı sevgimizi zedelememelidir.

Mesela Hazreti Peygamberin Hazreti Aişe ile daha çocukken evlendiği söylenir. Böyle bir şey yoktur. Onlar evlendiklerinde, Hazreti Aişe en az yirmi yaşında, yetişkin bir insandır. Yine Hazreti Fatıma’nın da daha bir çocukken Hazreti Ali ile evlendiği anlatılır. Bu da yalandır. Yine Hazreti Resulün Beni Kureyza kabilesinden 1200 Yahudi’yi katlettirdiği şeklinde bir yalan vardır. Amcası Hazreti Hamza’yı vahşice katlettiren Hind’i affeden bir merhamet abidesinin bir katliama izin vermeyeceği bilinmeli ve Müslümanlar bu konuda çok uyanık olmalıdır.”

Hüseyin Hatemi, sohbetinin sonunda sevenlerine kitaplarını imzaladı.

 

Ahmet Serin aktardı

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2013, 09:48
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13