Bunca sözü, şiiri Hz. Mevlana mı söyledi?

Şair Mevlana İdris’in dizeleri sosyal medyada Mevlana’nın şiiriymiş gibi sunulursa ne olur? Mevlana İdris’e sorduk bunu..

Bunca sözü, şiiri Hz. Mevlana mı söyledi?

 

 

Twitterda sıkı bir Mevlana İdris takipçisiyim. Ve kendisinin son zamanlarda ilginç paylaşımlarına tanık olduk. Şairin “yapmayın gençler” diyerek uyardığı bu paylaşımlarda bir görsel var. Görselde bir şiir, şiirin altında bir imza, ve bir temsilî fotoğraf… Şiir Mevlana İdris’e, fakat altındaki imza Hz. Mevlana’ya ait… Görsel de Hz. Mevlana’nın temsilî bir resmi… Neredeyse normalleşen bu durumu bir de Mevlana İdris’e soralım dedik…

Son zamanlarda sosyal medyadan şikâyetçi olduğunuz görülüyor. Sizin dizeleriniz Hz. Mevlâna'ya isnad edilerek paylaşılıyor. Bu konuda ne dersiniz?

Tabii ki önce edep ya hu derim. Sıradan bir sözün altına, daha doğrusu ona ait olmayan sözlerin altına, Hz. Mevlâna imzasını atmakta beis görmeyen zevat hakkında ne desek boş. Ama Hz. Mevlâna belki de bu tip tuhaflıkların olacağını varsayıp, daha hayattayken değer verdiği temel ilkeleri saymış ve ona muhalif, mugayir sözlerden incineceğini beyan etmiştir.

Ama şu var: Sosyal medya denilen ortamlarda altı yöne beş koldan sallamak da serbesttir. Yapacak fazla bir şey yok. Daha neler yapıldığını biliyorsunuz. Bana ait dizelerin altında Hz. Mevlâna imzasını görünce gerçekten mahcub oldum. Bunun nasıl ve niçin yapılabildiğini tabii ki bilmiyorum. Ama el insaf. Hz Mevlâna kendi dizelerinin altına bile kendi ismini yazmamış, Hz. Şems-i Tebrizi'nin ismini zikretmiştir.

f
y

Fakat sosyal medyada, aklına kafiyeli ya da duygusal bir söz gelen herkes hemen döşenip altına da Hz. Mevlâna'nın, Can Yücel'in veya Ömer Hayyam'ın imzasını basmakta tereddüt göstermiyor ve başka bir cahil dahi tereddütsüz olarak o cümleyi veya dizeyi anında yaymakla kendini yükümlü görüyor. Bu artık vaka-i adiyeden oldu.

Sosyal medya, her şeyin çabuk tüketildiği bir medya. Siz bu şehvetli paylaşım çılgınlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Benim ne düşündüğümün hiç bir önemi yok, yani başkaları için. Biliyorsunuz orada yüzbinlerce, milyonlarca kullanıcı ve onbinlerce kabile var. Üstelik kimliğinizi gizleyerek varolabildiğiniz bir ortam. Böyle bir ortamda ne söylenebilir ve ne önemi var? Yüzlerce yıl içinde oluşan toplumsal kurallar bile ihlâl edilebilirken dijital ortamda her tür iletişimin nitelikli biçimde gerçekleşmesini beklemek hayâl.

Fakat, kendisini bazı şeyleri düzeltmekle yükümlü gören kimi birey ve grupların varlığını da biliyoruz. En fazla bir hesabı çökertiyorlar ama yaramaz insan iki dakika sonra yeni bir kimlikle aynı ortama girebiliyor.

“Şehvetli paylaşım çılgınlığı” tanımınız bir yönüyle doğru. Bazı insanlar adeta dijital evrende nefes alıp veriyor, hatta susacaksa orada susuyor. Bu oldukça acaip bir şey. Ama şunu da gözden kaçırmamalı; orada ne var ki, çok sayıda insan orada varolmayı tercih ediyor? Yüzeysel de olsa sebeplere baktığımda, insanın reel hayattaki çaresizliğini görüyorum. Reelde sesini çeşitli nedenlerle hiç bir şekilde duyuramayan ve kendini ifade edemeyen büyük çoğunluk, sanalda çok ucuz bir maliyet ve görece bir özgürlük ortamında konuşuyor, bağırıp çağırıyor, şarkı söylüyor, tebliğ yapıyor, şov yapıyor, felsefe konuşuyor, maç yorumluyor, ideolojisinden bahsediyor, iktidarı eleştiriyor, anlık durumunu yazıyor, resimliyor vs vs...

İnternet ortamından çıktığınız anda bunların hiç biri sizin için yok. Ama giriyor, görüyor ve sinirleniyorsunuz. Peki, ama hiç girmeyen insanlar da var, hatta nefret ediyorlar bu ortamlardan. Ben bunda da şaşılacak bir şey bulmuyorum. İnsanın yaptığı ve yapmadığı her şey bana insanî sınırlar içinde cereyan eden şeyler olarak geliyor. Dün başka bir şey vardı, bugün bu var, yarın başka bir şey olacak.

Tivit dünyasını fazlasıyla ilginç buluyorum. Zamanın ruhu şu anda bana göre orada biraz cikcikliyor. Oradaki çok sayıda insanın, hayatı ve şeyleri anında yorumladığını görüyorum. Ayrıca çok sağlam ve neşeli bakış açılarına sahip kullanıcılar da var ve onları takip etmek, yazdıklarını okumak hoş.

Tivit kullanıcısı olmak benim hayatımda şöyle bir değişime yol açtı: Artık eskisi kadar gazete okuma ihtiyacı duymuyorum. Bu benim için ilginç. Çünkü ben uzun yıllar günlük nerdeyse bütün gazetelere baktım ve bunu pek aksatmıyordum. Ama şimdi yorumunu merak ettiğim yazar ve gazetecileri zaten sürekli ve adeta hayatın içinden takip ediyorum ve gazete tivit mecrasına göre çıktığı anda zaten eskimiş oluyor. Diğer taraftan güçlüymüş gibi gözüken bazı gazete yazarlarının tivit dünyasında var olamaması da ilginç. Bir de facebook kullanıcıları var ki bambaşka bir şey... Çoğu tivite girmeye çekiniyor. İlginç ve teknik bir facebook muhafazakârlığı oluştuğunu düşünüyorum. Ama yakın zamanda aynı şey tivit için de olabilir.

Şiir (ya da belki tüm iyi şeyler) sosyal medyaya yenik düşer mi sizce bu gidişle?

Mevlana İdrisHayır, böyle bir şey olmaz. Bugün çok sayıda şair ve yazar dijital dünyada mevcut zaten. Diğer taraftan reelde şiir seven biri dijitale geçince şiir sevgisini veya başka bir ilgisini kaybetmiyor, o ilgi ve sevgi neye dairse o devam ediyor. Diyelim patlıcan seven biri tivit kullanıcısı olmuşsa, yeri geldiğinde yine patlıcan sevgisinden dem vuruyor, direkt pırasaya geçiş söz konusu olmuyor.

Bence bir şey değişiyor, ama o şu: İnsanların birbirine ulaşımı kolaylaşıyor fakat diğer taraftan, iletişim hızı arttıkça insanlar arasındaki mesafe tuhaf biçimde büyümeye devam ediyor.

Olanı özetlemek istersem: Bundan elli yıl önce, bir insan sevdiği bir insanı görmek için yola çıkar, bazan haftalarca gider ve bir süre misafir olur, hasret giderip dönerdi. Ulaşım araçları bu zahmeti biraz hafifletti ve telefon çıktığında bu ziyaretler azalarak yok oldu ve bununla birlikte mektup da tarihe karıştı. İnsanlar artık birbiriyle saatlerce telefonla konuşuyordu ve birbirini görme ihtiyacı, sesini duyma ihtiyacıyla yer değiştirdi. Mesaj servisi yaygın şekilde hizmete girdiğinde insanlar artık yavaş yavaş birbirinin sesini daha az duymayı tercih etmeye başladılar ve bayramlarda filan yüzlerce kişinin bayramını tek tuşla kutlama geleneğini başlattılar. Tivit, telefonu yani sesi de geride bırakan başka bir şey oldu: Artık çoğu tivitçi birbiriyle buradan haberleşiyor. Tabii başka değişik mecralar da var ve teknik olarak hepsi de farklı mantıklarla bir iletişim biçimi geliştiriyor. Bana göre ana sonuç şu: İnsanlara zaman hâlâ yetmiyor ve insan hâlâ  yalnız. Yani o ezelî mesele öylece duruyor. Tabii ortaya saçılan çok sayıda hurda teferruat şu bu yorucu şeyler...

Sorun nereden kaynaklanıyor sizce? Çözümü nerede görüyorsunuz?

Sorun?:) Bunu kimse umursamıyor bayım. İnsanın varlığı başlı başına sorun zaten. Her devirde sorun var ve temelde benzer sorunlar. Şimdi sadece, sorunların küreselleşmesi sorunu var galiba. Yoksa adaletsizlik, bencillik, iktidar hırsı, mal tutkusu, cehalet, kibir... Bunlar hep vardı, hep olmaya da devam edecek. Sorun galiba bu dünyada olmaktan kaynaklanıyor:)

Ben bir şeyden sızlanan birini görünce hep söylerim: Ölünce geçer.
Ama işte fakat lâkin geçmeyen şeyler de oluyor ve o zaman ağır acıların içinden zor duyulan bir ses "bu da geçmedi ya hu" diyebiliyor.

 

Kerem Abadi sordu

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2014, 12:19
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13